"Benjamin Button" filmi üzerine

Oscar, nam-ı diğer adı akademi ödülleri sahibini buldu. En iyi film dahil 8 dalda ödül alan Slumdog Millionair (Kenar mahalle iti) büyük bir başarıya imza attı. Daha öncesinde 13 dalda aday gösterilen The Curious Case Of Benjamin Button (Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi) ancak 3 ödül alabildi. Aslında beklentim de bu yönde idi. İzleyenler tarafından ülkemizde de büyük beğeni toplayan film Brad Pitt farkıyla daha güzel bir seyir zevki sundu. Fakat tam bir başyapıt olamazdı. Olmamalıydı da...

Filmin ilk dakikalarında aklıma Titanic filmi geldi. Aynı yaşlardaki kadın ve başlıyor anlatmaya. Sonrasında bir çocuk doğuyor, çocuk demeyelim dede doğuyor. Babası barınma evine bırakıyor, orada büyüyor, sonrasında orada tanıştığı kızla yaşadığı aşk hikayesi üzerine kurulu senaryo ile ilerliyor. Konusu böyle sürükleyici olmasına karşın, çok ciddi mantık hatalarını da içerisinde barındıran film, belki birçok kişinin farkında olmadığı bir ayrıntı ile de dikkatimi çekti. Ayrıntıya sonra değinelim önce mantık hatası üzerinde durmak istiyorum. Diyelim ki genlerinden dolayı insan yaşlı olarak doğdu. İlerleyen yaşlarda gençleşmeye başladı, yani normalin tam tersi. Olabilir desek bile insanın tersine bir döngü ile gençleşmesi cilt ve motobolizma dahilinde gerçekleşmesi olasılık dahilinde ama neredeyse 1,80 metre boyundaki insanın 5 yaşında çocuk boyutlarına hele ki bebek haline gelmesi ve öyle ömrünü tamamlaması fil ile karıncanın güreş tutması gibi birşey.

Mezhebi geniş batı kültürünün örgüsüyle işlenen filmde, kendi insiyatiflerinde yaşadıkları hayatlarının bir bölümünde, başkalarının koynundaki kadın ve erkek yani esas oğlanla esas kızın birbirlerini düşünmeleri de biraz da olsa filmin her midede aynı hazmı sağlamamasına yol açıyor. Zaten filmde evlenseler de bir süre sonra ayrılmaları, kadının başka erkekle evliyken bile gene aynı yatağa esas oğlanla girmesi gibi sahneler karşımıza çıkıyor.

Yukarıda bahsini açtığım diğer ayrıntıya gelince, "Benjamin Button" filmi senaryo olarak da özgün değildi. Yani özgün, kült, başyapıt olarak anılacak bir film izleyicide başka bir filmin laciverti dedirtmeyecek bir film olmalı. Film, Robin Williams'ın 1996 yılında çevirdiği "Jack" isimli film ile çok yakın bir konuyu işliyor. Bu filmde de Robin Williams jack karakteriyle çok hızlı bir şekilde büyüyen bir çocuk rolünü sergiliyor. Filmde 10 yaşında ama 40 yaşında gösteren bir çocuğun dünyaya adapte olma ve çevresindeki insanlarla olan ilişkileri irdeleniyor. Ayrıca filmde 80 ve 90'ların unutulmazı Bill Cosby de rol almakta.

İzlerken gayet sürükleyen, kaliteli ve emek harcandığı her yönüyle belli olan filmin olumsuz yanlarına değinmeye çalıştım. Her şeye rağmen izlenmeye değer bir film.

Son olarak Oscar ödülünü verenler sanat adına her şey mübahtır anlayışına devam etti. Daha önce Brokeback Mountain adlı filmde iki eşcinselin yaşadıklarını anlatan filmi ödüllendiren akademi jürisi gay, homo, eşcinsel kısaca ibne yaşamını ödüllendirmeyi 2009 yılında da devam etti. Sean Penn oyunculuk kalitesini kullanarak zor bir role imza atarak dikkatleri üzerine çekti ve Amerika'daki ilk gay hareketini konu alan Milk filmini çekti. En iyi erkek oyuncu ödülünü de kimseye burakmadı.

Herhalde ilerleyen yıllarda sanat adına hayvanlarla örneğin eşekle, köpekle ilişkiye giren bir Hollywood aktörünü ödül alırken görürseniz şaşırmayın. Ne de olsa zor bir rol ve marjinal bir konu...
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.