Açık-Kapalı faturanın yasal boyutu

Ülkemizde ticari hayatta sık karşılaşılan bir durum olan "Açık-kapalı fatura" kavramı yaygın bir alışkanlık, ticari bir örf haline gelmiş hukuki temellerden yoksun bir uygulamadır.

Bu uygulamaya göre düzenlenmiş, tanzim edilmiş bir faturada faturayı kesenin imza ve kaşesi eğer faturanın üst kısmında ise fatura açık, yani fatura bedeli ödenmemiş, kaşe ve imza alt kısmında ise kapalı yani fatura bedeli ödenmiş bakiyesi yoktur.

Gerek vergi usul kanunu (V.U.K) gerekse Türk Ticaret Kanununda ticari işlem, borç alacak ilişkisi ve vergiyi doğuran olaylar ayrıntılarıyla gösterilmiş iken işgüzar muhasebecilerin ve diğer meslek erbaplarının alışkanlıkları neticesiyle uygulanması zorunlu bir uygulama halini almıştır.

Fakat uygulamada durum bazen öyle bir hal almakta ki, açık-kapalı fatura kavramının gerekliliği ve gereksizliği üzerine yapılan tartışmalar meslek bilgisinin ve deneyiminin ölçütü olarak bile görülebilmekte yapılan yanlış dogma haline bürünebilmektedir.

Açık - Kapalı fatura konusunda ne yazık ki 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu’nun 5. maddesi hükmü ile Odalara “Bölgeleri içindeki ticari teamülleri tespit edip, örf ve adet haline getirmek” görevi verildi. Bu yasa ile birlikte Ankara Ticaret Odası da aldığı bir “teamül kararı” ile açık fatura - kapalı fatura uygulamasının bir örf ve adet hukuk kuralı haline geldi. Oysa vergi usul kanununda bir faturanın nasıl olması gerektiği hususunda çok açık ve net bir tanım maddeler halinde gösterilmiştir.

FATURANIN ŞEKLİ:

Madde 230 - (Değişik madde: 30/12/1980 - 2365/34 md.)

Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası;
2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;
3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;
4. Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı;
5. (Değişik bent: 04/12/1985 - 3239/19 md.) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.

FATURA NİZAMI: Madde 231 - (Değişik madde: 30/12/1980 - 2365/35 md.)

Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:

1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturalara şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.
2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.
3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.
4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur. 5. (Değişik bent: 04/12/1985 - 3239/20 md.) Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.
6. (Ek bent: 04/12/1985 - 3239/20 md.) Bu Kanunun 232 nci Maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. (Ancak bu sorumluluk, aynı Maddenin 2 nci fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.) Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır.[1]

Yani yukarıda da görüldüğü gibi resmi evrakın şekil şartları belli bir usul çerçevesinde sınırlandırılmış ve net bir biçimde ortaya konmuştur.

Vergi Usul Kanunu (V.U.K.) faturayı 229-232 nci maddelerinde açıklamıştır.Bu açıklamalarda “açık” yada “kapalı” fatura hükümlerine yer verilmediği gibi,”İmza ve kaşenin faturanın baş tarafına atılmasını 231 nci maddesi ile zorunlu hale getirmiştir.Yani satış ister peşin ister veresiye olsun imza ve kaşe vergi kanunlarına uyarınca faturanın ÜST tarafına atılacaktır.

Bu yasal açıklamadan anlaşılıyor ki, Vergi kanunlarımızda faturanın düzenleme şekli itibariyle hükümler getirilmiş ve zorunlu olarak imza ve kaşenin faturanın üst kısmına atılması şartı konulmuştur.[2]

Ayrıca Türk Ticaret Kanununda aşağıda yer alan hükümlerin yanlışın yasal kaynağı gibi savunulması da yapılan diğer bir hatadır.

Türk Ticaret Kanunu’nun “Fatura ve Teyit Mektubu” başlıklı 23. maddesinde yer alan açıklamaya göre:

Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.

Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.

Şifahen, telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.”

Yukarıda yer alan ifadelerde özellikle "fatura bedeli ödenmiş ise bunun faturada gösterilmesi istenebilir" ifadesi üzerine veya altına kaşe atarak yapılabilir şeklinde değil, örneğin; yapılan EFT, havale ve diğer ödemelerin karşı tarafa ulaştığı borcun düştüğü, alcağın kalmadığı, veyahut bakiyenin şu kadar olduğunun hatırlatılması fatura ile birlikte açıklanabilir hükmünü ifade etmektedir. Bu şekilde çek örneği, banka evrağı, tahsilat makbuzu gibi belgelerin aynı zarf içerisinde, zımbalanmış yada iliştirilmiş olarak gönderilmesi daha anlamlı ve geçerli bir uygulama olarak algılanmalıdır. Kaldı ki irsaliyeli faturalarda mal depoda, verilen adreste teslim edildi gibi ibareler not olarak düşülebilir iken alacak tahsil edildi gibi ibarelerin ve bunu çağrıştıran net açıklamaların yapılması, yazılması da resmi evrağın ayrılmaz şekil şartlarını bozan bir uygulama değildir.

Yargıtay da Ticaret odasının bu kararırını esas alarak açık ve kapalı fatura kavramlarını kabul etmiş ve bu kavramları kabul ettiğine dair bir çok kararı mevcuttur.Ama yargıtay kararlarında sadece imzanın nereye atıldığının yanı sıra başka unsurlar aramıştır. Başka bir ifade ile; yargı borç alacak ilişkilerinden doğan kararlarında imzanın faturanın üst kısmına atılmasının yan ısıra,peşinat ve diğer ödemelerin yapıldığı tarihlerde banka dekontu,tahsilat makbuzu vs.. para hareketini izleyen bir belge istemiş,öte yandan bu faturanın defter kayıtlarına nasıl nakledildiğine bakmıştır.[3]

Bütün bunların dışında imzalı "tediye ve tahsilat" makbuzlarının ne işe yaradığı sorusu konuyla ilgilenenleri aklına gelmektedir. Yani mal ve hizmetin bedelinin ödendiği ya da tahsil edildiğinin en açık ispat edici belgesi yukarıda ismi geçen evraklardır.

  • Kısacası Açık ve kapalı fatura adetten öte birşey değildir.

[1]http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1045.html
[2],[2]http://www.denizlismmmo.org/default.asp?kid=114&iid=568

3 yorum:

  1. 21 Yıllık muhasebeciyim, meslektaşlarıma Açık, Kapalı, örtülü, fatura diye bir şeyin olmadığını anlatamıyorum. Hurafe, adetten başka birşey değil. Elinize sağlık ki konuyu netleştirmişsiniz.

    Meslektaşllarıma ve ticaretle uğraşanlara sesleniyorum bu makalede de dendiği gibi V.U.K Yani vergi usul kanununda Açık-Kapalı Fatura YOK. Rehberiniz kanunlar olsun.

    SMMM. A.H. Öztürk

    YanıtlaSil
  2. Faturanın açık veya kapalı olması,bedelinin ödenmiş veya ödenmemiş olması hususunda,karine teşkil etmektedir.Yani,Kapalı olarak kesilen fatura bedelinin tahsil edilememesi halinde,fatura bedelinin ödenmediğinin ispatı,ödenmedi iddiasında bulunana düşmektedir. Dolayısıyla,açık veya kapalı fatura ayrımına dikkat edilmesi gerekmektedir.Bu konuda,yargıtay kararlarında VUK Mükerrer 257. maddesiyle ilgili,320-324 nolu ve diğer tebliğleri dikkate almamasıda çok enterasan. Ben göremedim.

    YanıtlaSil
  3. serbest çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıları hizmeti yerine getirir. KDV kanunu gereği faturalarını işi teslim eder etmez keserler.Verdikleri hizmet bedelinin asgari tutarı bayındırlık birim fiyatları ile belirlidir, belirlenmiş bu bedeller üzerinden faturalarını keserler ancak ne kestikleri faturanın bedelini tam olarak alabilirler ne de fatura üzerinden yapılmış indirimle anlaştıkları rakamı öyle hemen tahsil edebilirler. faturadan doğan vergileri ceplerinden verir, alacaklarını aldıkları zamanda yaptıkları iş zaman aşımıyla zarara gider. hal böyle iken bu çalışanları koruyan ve denetleyen bir sistem yok iken aşık fatura keserek bir nebze olsun rahatlama istenmektedir. bu işlere düzen gelmeden daha bu işler çok tartışılır. almadığınız paraların vergisini vereceksiniz veya tahsilatsızlıktan ödeyemeyecek ve faizli vergi biriktireceksiniz ve size hala dayatmalara devam önce kontrol mekanızması ve adil iş ortamı sağlanmalı. hortumcuların önü açık hiç böyle dertleri yok....

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.