Kürt sorunu değil, sosyo-ekonomik travma!

Güneydoğu'da gerek sosyal gerek siyasal gerekse ekonomik bir kıskaç altında ülke yönetimi. Aslında halk da bu durumun içerisinde kıvranmakta. PKK ile 20 yılı aşkın süredir milyonlarca dolarlık kaynağını kaybetti. Giden kaynaklar ülke insanının katma değerinden harcandı. Yitip giden canlar gencecik nesiller, eğitim görmüş beyinler diğer unsurlar.

Kürt sorunu var mı evet var. Ama bu öyle batılıların ve içimizdeki ayrılıkçı çevrelerin bahsettiği gibi bir özgürlük sorunu değil. Bu tamamen yapısal nedenlerden kaynaklanan bir sorun. Güneydoğu uzay çağı bilgi çağı diye adlandırılan bu zamanda hala bedevi kültür anlayışı kalıbından kurtulamadı. Yani yerelleşmiş oturmuş bir kültür yer edemedi o bölgeye. Sanki arap cahiliye devri insanlarının günümüz çağına ışınlanmış kopyaları gibi bir sosyo-kültürel anlayış ve yaşantı bulunmakta. Oysa bölge dünya medeniyetlerinin temelini oluşturan mezopotamya coğrafyası. Gelin görün ki binlerce yıllık bir birikimin en küçük zerresini bile bulmak mümkün değil bölge toplumu insanında.

Yerel de olsa kırsal da olsa yerleşik kültürler kendi doğası içerisinde bir bütünlük arz edip erdemli bir toplum anlayışını bir şekilde bulurlar. Ama kızların, birer davar gibi, mal gibi alınıp satıldığı, berdel gibi aşağılık adetlerin töre diye hüküm sürdüğü, kan davası diye bir geleneğin soyut kanun olarak uygulandığı yerler kabile yaşantsının hüküm sürdüğü memleketlerdir. Bunlar ya afrikanın ilkel kabileleri ya da bedevi yaşantısı süren toplumlardır.

Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki güneydoğuda, hayatın değeri ve anlamı gibi kavramlar insanların zihinlerinde fazla bir yer etmiyor. İnsan öldürmek için kaşının üzerinde gözün var denilmesi yetiyor. Bir hırsla, öfkeyle, kinle tam 45 kişinin çoluk çocuk demeden yaşlı, kadın demeden katledebiliyor insanlar. Yöre insanlarından Sait Şanlı adlı vatandaşın girişimleri sonucu 9 yılda tam 455 kan davasına son verip aracılık etmesi bölgede nasıl bir travmanın yaşandığının en açık bir kanıtıdır. Evet kürt sorunu denilen aslında bu sorundur. Yapısal bir travma...

Orman kanunlarının geçerli olduğu coğrafyada devletin kılıcı ne kadar keskin de olsa, dimağlarda hayattan bir umut, beklenti ve idealler olmayınca yasalar da düzeni şekillendirmekte yetersiz kalabiliyor. Şimdi Mardin'de yaşanan olayda olayın faillerine bırakın ağırlaştırılmış müebbet cezayı; asarak, keserek hatta yakarak idam cezası da verilse ne sorun çözülmüş olur ne de gidenler geri gelmiş olur.

PKK terör örgütü aslında bu trajediden filizlenen bir menfaat odağı. Yöre halkının derdi kürtçe okul yada demokratik özerklik değil. Umutsuz, beklentisiz, hayalsiz yetişen nesillerin gelecekte ne yapacağı ya da ne yapamayacağı sorun. Eğer PKK terör örgütü gerçekten kürt kimliğinin varlığı bekası ve iyiliği için hareket eden bir oluşum olsaydı sorunu askere kurşun sıkmakla değil, dersane önüne bomba koymakla değil ya da orman yakmakla hiç değil asıl bölgenin derebeyleriyle savaşarak bir şeyler yapar ya da yapmaya çalışırdı. Bu derebeyleri aşiret reisi denilen, ağalar ve ağalık sistemi. Toprak mülkiyetinin olmaması ve menfaate dayanan aile, sülale ilişkileri nedeniyle gelişen nesiller ancak tarlalara yeni ırgat, maraba ya da yeni yetişen militanlar olarak hayatta yer ediniyorlar. Çevresine baktığında ağzıyla kuş tutsa geleceğini kuramayacak bir nesilden söz ediyoruz. Ne sevdiği kızı alabilen ne de bireysel olarak söz sahibi olan bir nesil. Ya kaçıp gidecek doğruyu başarıyı kovalayacak ya da kendisine el uzatan iyilere veya kötülere hizmet edecek. İşte tam bu noktada PKK terör örgütü rol üstlenmekte. Dağların hakimi olmak, ağaların kölesi olmaktan yeğ tutulması bir bakıma anlaşılabilir hale gelmekte yaşanan konjonktürde.

Öyle bir sorun sarmalı bir durum karşısında devlet de ne yapacağını şaşırmış durumda. Masasına yumruğunu vurup kanunların dışına çıkamazsın! çıkarsan cezasını çekersin yaklaşımı zaten kanunların pek de anlam ifade etmediği zihinlere pek birşey katmıyor. Kantarın topuzu biraz kaçsa bu sefer de devletin cinayetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Biraz daha özgürlük verelim dense zaten bunu bekleyen kötü niyetli odakların ekmeğine yağ sürüyoruz. Sonuç olarak ne sertlik ne de yumuşaklık yani, özgürlük tohumları istenen hasatı vermiyor. Veremez, çünkü tohumun atıldığı toprak bunun için uygun değil. Sorunun kaynağı dediğimiz kölelik ve aşiretlik sistemi yani günümüz derebeyliği, toprağın kimyasını bozmakta.

Sorun derebeylik ise neden bu konuda bir devrim yapılmıyor denilirse o zaman da bir başka sorun ortaya çıkmakta. Yeni sorun, siyasal sorundur. Bir aşiretin derebeylikten sülale, aile, soy yapısına bürünmesi ankara ile ilişkisi olan kesimlerin işine gelmemekte. Sorunun üzerine gidilmesi, yeni bir isyan, yeni bir sorun belkide PKK'nın daha güçlenmesi ihtimallerini de beraberinde getirmekte. Ayrıca bazi siyasi partilerin de aşiretleri bağladık mı şu kadar oy bizimdir anlayışı da ayrı bir konu.

Milliyet gazetesinde Hasan Cemal ses getirecek bir röportaja imza attı. Terör örgütünün dağdaki kare aslarından bir olan Murat Karayılanla yaptığı röportajında yer alan Karayıla'nın yeni açılımında aslında önemli itirafar yatmakta. Karayılan, PKK'nın eski hedefleri yerine daha ılımlı olduğunu, bölücülük ya da federasyon bile peşinde koşmadığını sadece siyasi özerklik ve kürt hakları için mücadele verdiklerini idda etmekte. Aslında şunu itiraf etmekte. Değil hedeflerinin ulaşılabilirliği, varlığının bile bölgede sorgulandığı günümüzde artık harita tamamen ütopya oldu. Patlattığımız her mayın ve bomba ve yaptığımız her karakol baskınıyla ne kopartırsak kardır demek istiyor. DTP'nin sözüm ona demokratikleşme mücadelesine ivme kazandırma politikası temel amaç. Önce özerklik sonra referandum ile ayrılma. Yani sözün özü Batman'da baskılardan bunalan genç kızların intiharı, fakir halkın kalkınamaması, ağalık sistemi altında ezilen toplum, berdel, kan davası, aile planlamasından yoksun çok çocuklu ailelerin makus talihi, eğitimsizlik gibi sorunlar pek de umurlarında değil. Zaten bunlar çözülmüş olsa kimseye birşeyler vadedemez.

Sonuç olarak meselenin temel unsuru olarak anlattığımız aşiret, ağalık ve kölelik kavramları üzerinde politikalar geliştirilmediği sürece bu kanayan yaralar devam edecektir. Sinekler batalık kurutulmadığı sürece yaşam alanı bulabilecektir. Çözüm olarak ise bölgede bireysel düşünce ve mülkiyet hakkının tesis edilmesi en önemli önceliktir. Bireysel hak ve özgürlükler guruldayan mide ile fazla bir anlam ifade etmez. Önce bireysel mülkiyetin tesisi ile nesilleri hayata ve üretmeye yönelik bağlamak gerekmektedir. Üreten bireyler hayal kurar ve ürettiği va yarattığı katma değerle hem kendi geleceğini hem de ülke geleceğine katkıda bulunur. Aslında bölgede sorun ile çözüm yanyana hatta koyun koyuna bulunmakta.

Küresel iklim değişikliği, kıtlık ve artan nüfustan dolayı su ve gıda daha fazla önem kazanmakta. Yakın gelecekte savaş nedeni olacak boyutta öncelikler ve ihtiyaçlar arasına girecek bir olgu olma yolunda ilerlemektedir. Bu nedenle bölge hem "su" hem de "gıda" unsurları yönünden olağanüstü cevherleri barındırmakta. GAP ile birlikte çağ atlayacak yöre için siyasiler gelin yatırım yapın fabrika kurun diye yalvaracağına teşvik üztüne teşvikler koyacağına yöre halkı için iyi planlanmış bir iskan politikasıyla ailelere bireysel mülkiyet kazandırarak üretime sokmalıdır. Aile başı sulanabilir 20-25 dönümlük bir arazi hem geçim hem de kalkınma açısından büyük bir kamu yatırımı olacaktir. İşsizliğin ve yoksulluğun kronik sorun teşkil ettiği günümüz ekonomik düzeninde en büyük teşvik ve en büyük iyilik ise yarının işsizleri ve yoksullarına yapılacak yatırımlardır.


kürt sorunu kürt sorunu nedir pkk pkk itirafçısı güneydoğu sorunu kürt sorununa yönelik çözüm öneri mardin katliam demokratikleşme dtp jitem ergenekon kürt politikası gap aşiret ağalık kürt sorunu aşiret kürt açılımı erdoğan murat karayılan güneydoğu kalkınma mardin bilgi köyü mardin bilge köyü mardin kan davası
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.