TSK hiç bu kadar sıkışmamış hiç bu kadar da zorda kalmamıştı. Taraf gazetesinde yayınlanan "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" adlı skandal belge ile Türk Silahlı Kuvvetleri olayın ardından geçen sürede iddaya konu olan unsurları geçen sürede varolan teknolojik imkanlara rağmen tatmin edici bir sonuca varamaması düşündürücü bir durum.Eğer tüğler ürpertici belgenin ve altındaki imzanın gerçekliği ispatlanırsa işte o zaman Türkiye'de yeni bir milat başlayacaktır. Ergenekon diye bir yapılanmanın olmadığı ve tamamen laik düzene karşı bir hukuk darbesi diye aylardır kavga verenler idda edilen suçlara artık bizzat ortak olacaklar suçu ve suçluyu övmek, kollamak cürümlerini bizzat işlediklerini geçmişte yaptıklarıyla ilan etmiş olacaklar. Bu çevreler ele geçen ve kriminal incelemeye giren belgenin sahte olması veya sümen altı edilmesi için çok şeylerini verirler. Aksi halde yukarıda da belirttiğimiz gibi suça ortak olacaklar ve biat oldukları bir dönem tarihe gömülecek.
Eğer belge gerçekse Fethullah Gülen'i aldığı beraat kararlarına rağmen defalarca DGM'de yargılanmasını sağlayan onun hakkında terör örgütü ele başısıymış gibi gösterip iddaname hazırlayanlar ile onun gerçek gündeminde tıpkı hükümetin olduğu gibi şeriat vs. niyeti olduğunu her defasında dile getirenler kimlere hizmet ettiklerini ve kimlerden emir alıp da böyle bir eyleme başvurduklarını açıklamak zorunda kalacaklar. Eğer açıklayamazlar ise zaten gelişen süreç bunu da deşifre edecektir.
Genelkurmay ise belgenin gerçekliğinin ispat edilmesi halinde gücü ve hukuki varlığı tekrar sorgulanır bir kurum olacak. Çünkü TSK iç hizmet kanunun 35. maddesi olan "Türk silahlı kuvvetlerinin vazifesi Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş Türkiye cumhuriyetini korumak ve kollamak" maddesi ile çok geniş manalar çıkarılarak her yerde yetkili kılınması, anlamlandırılmasıyla cumhuriyet tarihinde siyasete ve rejime müdahale etme yetkisini kendisinde buldu. Bir generalin konuşması manşet olan bir ülkede yani aslında yarı militarist ülkede yaşıyoruz. Demokrasinin, cumhuriyetin M. Kemal tarafından getirildiği ve onun tarafından "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen ulu önderin kurduğu bir ülkede onun askeri neredeyse her 10 yılda bir rejime müdahale edip bu iş size göre değil deyip cumhuriyete balans ayarı çekti.
Yanlız bu kez işler farklı, Laik Türkiye'nin koruyucusu hüvviyetindeki ordu demokratik düzene karşı yaftasını darbe günlükleriyle yedi ama Nokta dergisinin kapatılması ile hasır altı edilen olay bu kez yeni belgelerle muazzam bir tepki ile gündemde ve olayın üstünün kapatılacak bir yeri yok.
Gelişen süreçte eğer belgenin gerçekliği tescillenirse bu belgeyi Albay Dursun Çiçek'in tek başına böyle bir şeye cesaret edeceğine kargalar bile inanmaz. Emir komuta kademesinde ve bu emir komuta kademesini yönlendiren mihrakların deşifre edilmeden ordu içindeki askerlik dışında bazı yasadışı işlere bulaşanlar tasfiye edilip ibretlik cezalar verilmeden ordu, ne eski bildiğimiz şanlı Türk ordusu olur, ne de halkın güvendiği peygamber ocağı. Sicili bozuk bir kamu kurumu olmaktan öteye gidemez. Elbette kendisini bu ülkenin vatandaşı olarak gören her Türk evladının en son dileği de budur.
Fakat olayın askeri savcılık tarafından takip edilmesi de ayrı bir soru işareti. Askeri savcılığın da bu gibi konularda kamuoyunu tatmin edemiyor. Dağlıca baskını, Aktütün karakolu trajedisi, şemdinli olayları, Nokta dergisi soruşturması gibi konularda hala akıllarda sorular varken askeri savcılığın nasıl bir objektif perspektifte sonuç alabileceğini anlamak güç.
Diğer yandan gene belge gerçek çıkarsa ergenekon davasında karanlıkta kalan yerlerin deşifre olması ve idda edilen örgütün ana gövdesinin çökertilmesi süreci de başlayacak. Çünkü var olduğu idda edilen ergenekon terör örgütü gene idda edildiği gibi geçmişteki onlarca karanlık olayların kaynağı ise hala iddanamenin dışında ulaşılamayan çok önemli noktalar bulunmakta. Elde olan veriler ve delillerle ne danıştay cinayeti tam aydınlığa kavuşmuş değil ne de Hrant dink cinayeti. Bu gibi faili meçhulleri gazi olayları, Uğur Mumcu cinayeti, Susurluk gibi sıralarsak sayfalar dolusu karanlık olaylar birbirini izler.
Sonuç olarak Sayın İlker BAŞBUĞ samimi olduğunu eyleme geçerek göstermeli eğer varsa böyle bir girişim buna bulaşanları tasfiye ederek TSK'nin itibarını geri kazandırmalıdır. Yok olay gene muallakta kalacaksa mehmetçiğin başında onun onurunu zedeleyecek olaylara engel olamayan, tasfiye edemeyen, şanlı ordumuzun karizmasını çizdiren bir yönetimin orayı haketmediğini bilerek görevinden istifa etmelidir.








Siz Ne Düşünüyorsunuz ?
►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.