Osmanlı'nın kaybeden idealist komutanı: Enver Paşa

Aynı dönemlerin iki çılgın Türk'ü ve son dönem tarihinin önemli şahsiyetleri. Biri inandığı değerleri gerçekleştirerek tarihe adını altın harflerle kazıdı, diğeri gene inandığı değerler uğruna çalıştı ama gene inandığı değerler uğruna genç yaşta öldü. Biri kahraman diğeri yenik, mağlup bir general ve yüzyıla damga vurmuş bir lider.

Bahsi geçen kişiler M. Kemal ve Enver Paşa. Biri 1881 diğeri 1880 doğumlu aynı neslin ittihat ve terakki perverleri... 

İki cihana hükmetmiş bir devletin artık hasta yatağında can vereceği günleri konuşurken dünya, onlar bir çağı bitirip yeni bir çağı başlatan koca çınarın nasıl tekrar dünya sahnesinde baş rolü oynayacağı idealiyle yanıp tutuşuyorlardı. Anlayışları farklı, stilleri farklı iki lider, iki komutan, iki devrimci. Dedik ya anlayışları tamamen farklı tabi ki sonları da farklı iki paşa.

Devlet-i Ali Osman için ya tamam ya devam olarak nitelendirilen bir dönemde birer birer yaprak dökümü misali topraklar kaybedilirken, düşman Edirne'ye kadar gelmişken birşeyler yapılmalı idi; ama ne?

Bu dönemde Enver, hem askeri hem de siyaseten daha aktif ve devletin kaderine yön verecek bir konumdaydı. İttihat ve terakki'nin 1913 yılında Babıali Baskını ile ele geçirdiği yönetim sonrasında Harbiye nazırı ve Başkumandan vekili olarak devletin birinci dünya savaşına girerek safını belli edip kazananların arasında yer alıp tekrar eski gücüne ulaşabileceğini ve elindeki bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğine inanarak, Osmanlı ona göre savaşa girmeliydi. Bir tarafta son asırda hep toprak kaybedilmesinde baş aktör olan dönemin emperyalist gücü İngiltere ve Rusya Çarlığı diğer tarafta da gene aynı dönemin parlayan yıldızı Almanya. Bir taraf düşman diğer taraf düşmanın düşmanı. Ya düşmana biat olup onların safında yer alacaktı ya da düşmanın belinin bükülmesi için savaşıp onun emellerine limon sıkacaktı. O general yani Enver Paşa Almanya ile ittifak edilmesinden yanaydı ve bunu da gerçekleştirdi. Devleti son bir hamle uğruna savaşa soktu.



enver pasha abdolhameed

Savaş planlandığı gibi gitmedi. Almanya kaybetti. Arap dünyası da İslamın sancağını elinde bulunduran Osmanlı'nın yerine haçın gölgesini kendine saf belleyince Osmanlı elindeki şark topraklarını da kaybetti. Fakat Anadolu yani son cephe dimdik ayaktaydı. Kaybeden tarafında olunca keybedilmeyen topraklar da kaybedildi.

Savaş esnasında bahsi geçen iki komutandan biri, M. Kemal batı cephesi yani Çanakkale'de diğeri doğu cephesinde yani rus cephesinde boy gösterdi. Gene biri kazandı diğeri kaybetti. "1877-1878'deki 93 Harbi sırasında da yerli Ermenilerin Osmanlı'ya karşı yayılmacı Rus ordularının yanında çarpıştığını ve de cephe gerisinde isyanlar çıkarttığını bilen Enver Paşa, Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile birlikte Ermeni Tehciri diye anılacak kararı alarak, Doğu Anadolu'daki Ermenilerin Suriye vilayetine nakledilmelerine karar verdi. Böylelikle Doğu cephesinde herhangi bir düşman kuvvetinin oluşmamasını sağladı." Allahüekber dağlarını kışın amansız şartlarına rağmen aşıp rus ordusunu arkadan vurup gafil avlayarak itilaf devletlerinin doğu cephesini kırmaktı niyeti. Ama olmadı güneyden, çöl sıcağından gelmiş Musul'da savaşmış yorgun, yazlık elbiseleriyle soğuğa dayanamayıp kendilerini hakka teslim eden binlerce vatan evladı.

Dönemlerinde hep bir rekabet altında olan iki komutandan biri kaybedip diğeri kazanınca aynı ipte iki canbaz da oynayamazdı. Anadolu'nun müdafası için ülkeyi organize etmeye çalışan M. Kemal'in yanında olamazdı Enver. Kendisine yeni bir gaye paye etmişti. Aslında belki de M. Kemal'i rekabetin getirdiği hırs nedeniyle pek sevmese de ona güveniyordu. Nasıl olsa Anadolu için birileri birşeyler yapıyor. Ya Türk dünyası? Evet Türk dünyası da sahipsiz, başsızdı. Zaten gençlik yıllarında yanıp tutuştuğu Turan Davası için gene bir fırsat vardı. Bütün Türk dünyasını birleştirecek askeri bir refleks kazandırarak yepyeni bir medeniyet, büyük bir birlik kurmak lazım ve bunu Enver başarabilirdi. O kadar ateşli o kadar gözü karaydı ki koskoca bir savaştan çıkmış yenik bir komutan olmanın verdiği ağır mesuliyet ve yorgunluğu görmezlikten gelip idealleri uğruna at sırtında tabiri caizse ver elini orta asya...

Yıl 1920'yi gösterdiğinde Enver Paşa'yı bu kez Azerbaycan'da, Bakü'de görüyoruz. "Şark Milletleri Toplantısı" adıyla organize edilen oluşumda "Türkiye Şuraları Partisi" adında bir hareket başlatarak orta asya Türkçülük hareketinin ilk adımını attı. Bu çatı altında bir millet toplanacak Anadolu'dan Çin'e kadar bir bölgede sarsılmaz güçte yeni bir Hun, Selçuklu, yeni bir Osmanlı yükselecekti.

Enver Paşa, Hacı Sami ve diğer bazı ittihatçılarla az sayıda eski Osmanlı askerinden oluşan grup sene 1921'i gösterdiğinde Basmacılar adında Buhara bölgesinde örgütlenerek Sovyet Rusya'sına karşı ayaklandılar. İlk başlarda lokal başarılara imza atan hareketin bazı dezavantajları bulunmaktaydı. Hareket liderleri batı yanlısı Jön Türkler olarak anılan ve II. Abdülhamit'i tahttan indiren hilafet ve saltanatın otoritesini zedeleyen bir akımın önde gelenleriydiler. Hilafete bağlı, tutucu ya da muhafazakar denilebilecek bir yapıya sahip bölge insanı Basmacı isyanına topyekün bir destek vermedi.

Nitekim, 4 Ağustos 1922'de Kurban bayramına denk gelen bir gün bugün Tacikistan sınırları içerisindeki Belçivan bölgesinde Agop Melkovian komutasındaki sovyet ordusuyla girdiği çatışmada şehit edildi.

41 yaşında genç belki deli, belki veli bir şahsiyetti. Ama tarihte idealleri uğruna ölen ve beraberindekileri ölüme götüren sayılı liderlerden olmuştu. İdealleri hep Türk-İslam sentezine dayalı güçlü bir ülke güçlü bir medeniyet idi. Lider olarak belki bir Napolyon, belki Mustafa Kemal, belki de Adolf Hitler... 


İnançları için bir milleti peşi sıra sürükleyen şahsiyetler başarıya ulaştığında kahraman başarısızlık durumunda da hain, ulusların tarihinde kara bir leke olurlar. Yola çıkanlar da bunu bilerek bunu göze alarak onurunu, canını ve namusunu sermaye edinirler. 

Enver paşa da tıpkı diğerleri gibi sermayesini koydu; rusları Allahüekber dağlarından dolaşıp gafil avlama niyetiyle mehmetçiği peşine takıp dondurucu soğukla sefere çıkıp tek bir silah harcamadan onca şehid verilmesine sebep olsa da bir çokları için bile hala kutsal olan bir dava uğruna yaşadı ve bu uğurda da öldü.

2 yorum:

  1. Ben hala onun cesaret ve idealizmine hayranım.Türk-İslam Ülküsünün asıl lideri Enver paşadır.En son, savaşta önde gidendir.Cesaret abidesidir.Keşke Ortaasyada dinleselerdi.Başımızı belaya sokacak diye düşündüler ama zaten beladan kurtulmadılar.

    YanıtlaSil
  2. Enver Paşa hayatı itibariyle Osmanlı subayları içinde türkçü turancı bir liderdi. Kim olduğunu her Türk evladı öğrenmeli.

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.