Memurların maaşı azaltılsın!

Güzel başlık değil mi? Hemen sempati yada tepki ile gözler bu başlığın altında neler var diye çevrildi. Bir sorundan bahsediyoruz ve bu yara sadece Türkiye'nin değil gelişen süreçte sermayenin egemen olduğu tüm piyasaların sorunu. Ücret adaletsizliği diğer bir adıyla gelir eşitsizliği. İster kalifiye olsun ister olmasın devletin denizine kepçesini sokamayan sırtını memurluğa veremeyen çalışan yarını garanti altında olmayan, sosyal güvencesi yeterli olmayan, patronuyla sorun yaşadığı gün kapının önüne konulan milyonlardan bahsediyoruz. Dünya her geçen gün daha bir adaletsiz haksız bir yaşam alanı sunuyor sahibi olan insanlara. Mutlu azınlıklara hizmet eden milyonlar...

Devletin sermayeyi kapital düzenin baronlarını üzmeden üçbeş simit bir o kadar çay parası miktarınca zam yaptığı asgari ücret kölelerinden bahsediyoruz. Bir asgari ücretli televizyonda KESK, KAMUSEN, gibi sendikaların AÇIIIIIZZ!! diye bağırıp Ankara'da eylem yapmasını hangi psikoloji ile izliyor olabilir? Toplu görüşmelerde hükümetleri hain ilan edenlerin aldıkları maaşlaörın aslında kişi başına milli geliri 5000$ olan bir ülkede nasıl çelişkili bir açlık, yoksulluk yaşadığını insanca yaşam hakkını kime ve neye göre aradığını yarını 657 Devlet Memurluğu kanunuyla özlük haklarıyla korunmayan krizlere ve firma politikalarının insafında yaşayan asıl emekçilerin ise ne için yaşadığı ayrı birer muamma silsilesi. Aylık geliri 1.500 TL varsayılan ve açız geçinemiyoruz diye isyan eden memurları eğer devlet aynı gün hepsizi işten çıkarıp ve ayda 800-900 TL maaşla memur alıcaz çıkarılanların yerine dese çıkarılanlar aynı gün herkesten önce başvuracağı da ayrı bir gerçeklik.

Mesele memurun boğazından geçen rızıkla oynamak yada vatandaşın cebine giren üçbeş kuruşun lafını edip polemik yaratmak değil, Bu ülkede bir çok ülkede olduğu gibi kapitalist, liberal sermaye yalakası ekonomik sistem var. Dolayısıyla, sistemin gerektirdiği gibi zengin ve mutlu bir azınlık ve bu azınlığın zenginliğine ve yaşam kalitesinin bekasına hizmet etmekle mükellef kılınan bir dünya toplumu ve bunların arasında devlet gibi sarsılmaz bir gücün güvencesi altına alınmış ta ki yüz kızartıcı bir süç işleyene kadar maaş garantisi verilen memurlar topluluğu. Burada kim haklı? tabi ki herkes bir tek hırsızın günahı yok.

Buradan aman memur kardeş, yapma, etme napıyorsun binlerce işsiz genç nüfus sokakta iş ararken, KPSS kapılarında %1'lik umutlar kovalanırken, özel sektörde sabahın köründe işe başlayıp akşamın karanlığına kadar çalışıp gece vardiyasına kalmazsa eline geçen para ancak senin alödığın paranın yarısı kadar diyebilinir mi? Hayır... Kazanılmış hakka dokunulamaz. Dokun da görelim...

Mesleğine yeni başlamış ve bir süre sıkıntı yaşayıp KPSS ile atanmış bir memur anlatıyor
Yer: İzmir'de bir devlet dairesi yıl ise 2008

Memurlar iş arasında kendi aralarında konuşurlarken o dönem toplu iş görüşmelerinde hükümetin vereceği maaşa kızılıyor ve sendikanın nasıl bastırdığı gerekirse eylem yapılacağı hatta greve kadar gidileceği hararetli bir tartışmaya sahne oluyordu. Evli ve iki çocuk sahibi 25 yaşlarındaki genç memurumuz dayanamayıp sohbete dahil olup laf atmış yapmayın abiler arkadaşlar şu Türkiye şartlarında şükürler olsun hepimiz 1.500 TL civarında maaşlar alıyoruz. Bizim yerimizde olmak isteyen binlerce insan var şükretmemiz lazım değil mi? Der ve dediğine o an pişman edilir. Bir daha böyle bir cümle kurarsa gerisini artık o genç memur düşünecek... Tokum değil açım diyeceksin! Hiç bir zaman maaşım yetiyor diye bir çıkıntılık yapmayacaksın! gibi nasihatleri yılların memur abilerinden alıp susar gerçekleri içine atar...

Yıllarını bilime vermiş, onca kitap yazmış bu insanın bu toprağın geleceği olan gençlere yani, yeni nesillere son ve en büyük şekli veren bilim adamlarımız ile polisin aynı maaşı alması ne kada mantıklı ise, sabah sekiz akşam beş alışan 657'ye tabi pazar tatiline bir de cumartesisi olan, yıllık izinleri, yolluk harcırahları, taşınma yardımları giyinme okutma destekleri olan memur ile bir krizde tepetaklak giden, sendikaya üye oldu diye işinmden çıkarılan, patronun haksızlığına ses çıkarttığı için kapının önüne koyulan, SSK'sı bile yarım yamalak yatan asıl emekçilerin açlık çığlıkları da o kadar mantıklı. Hani derler ya askerde mantık yoktur. Nerede var ki?

Asgari ücret çok düşük yükseltelim desek kayıtdışı ekonomi bir yandan, taptığımız sermayenin ülkeden kaçıp yeni köle pazarları arama tehlikesi bir yandan of aman yandan yandan...

Dünyaya gözlerini açan her bir bebek eşit olamıyor. Zengin bir annenin yumurtalığında döllenmiş isen geleceğin parlak, en iyi okullar, en iyi üniversiteler yurtdışı eğitimler, akademik kariyerler seni bekliyor. Babamın cebinde para var mı ki alsın cümlesi ancak doğuştan belki daha bir sperm hücresinde yazılıyor alnına garibin. En temel insan ihtiyaçları olan eğitim, sağlık, gıda ve barınma olanakları sınırlı bir çoğunluk ile yaşlanıyor dünya. Evet malesef kimiz her şeyde bir hayır vardır diyerek Tevekkel Allah şükrüyle avunurken bir diğerimiz gözlerini başka türlü kapar iken, dur bi dakka kardeşim! bunasıl böyleyken böyle diyen birisi ya düzene karşı gelen marjinal odak ya da meczup olur. Yani sistem hemen kıyma makinesi gibi kendi çarklaörı arasında isyancıyı ufalıyor.

Adalet, inanan bireylerinin rabbine kavuştukları gün gelecek maalesef. Dünya ile ilgili umutlar git gide tükeniyor.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.