Daum mu Rijkaard mı?
Günümüz futbolu eski yıllara nazaran daha çok koşan takım halinde savunma yapıp yine takım halinde hücuma çıkan daha çok orta saha savaşına sahne olan bir strateji oyunu haline geldi. Bu yeni anlayış yüksek kondisyon gerektiren pas yüzdesi ve topa sahip olma oranları en olumlu olan takımlar oyunları istedikleri gibi yönlendirebilmekte.
Çağdaş futbol ekolünde takımların maç trafiğinde her maça hazır olabilmesi için geniş kadrolar hazır yedek kulübeleri ve bunun sonucunda rotasyon; yani oyuncuları çeşitli maçlarda sahada tutarak her zaman hazır haline getirmek şart oldu. İki takım arasında bu gibi faktörleri göz önünde bulundurursak Galatasaray teknik direktörü Frank Rijkaard süreci daha iyi analiz ettiğini takıma verdiği güven yaptığı rotasyonlar ve çok çalışanı kadroya dahil etmesiyle görmek mümkün. Elinde bulundurduğu oyucuları hazır olunca oyuna sürmesi, genç oyunculardan faydalanmaya çalışması gibi icraatlarıyla kendini göstermekte. Teknik direktörlük tecrübesi yıllar baz alındığında çok fazla olmasa da başarılarla dolu bir Barcelona deneyimi ona çok şey kattığı açıkça belli. Zaten bu tecrübe ona fazlasıyla karizma katmış olmalı ki hem oyuncular hem de taraftar ayrı bir saygı göstermekte.
Fenerbahçe'de ise durum tam aksi yönde. İki yıl önceki Denizlispor beraberliği ile son maçta şampiyonluğu kaybeden, futbol anlayışı ile yoğun eleştiriler alan Daum, Başkan Aziz Yıldırım tarafından kurtarıcı olarak takımın başına getirildi. Fenerbahçe'nin elinde aslında çok kaliteli bir kadro bulunmasına karşın iyi hamurdan iyi mamul çıkarmayı bilen tarafından nelerin ortaya çıkabileceğini kuşkusuz futboldan anlayan herkesin farkında olduğu bir durum.
Daum'un futbol anlayışında sezon başında bir kısım analistler tarafından yenilikler olduğu geçmişten ders aldığı gibi sonuçlar çıkarıldı. Aradan geçen haftalarda durumun pek de öyle olmadığı Daum'un gene aynı tas aynı hamam olduğunu takımın oyun kalitesi gösterdi. Takıma bir nebze disiplin ve ayakta duramayan oyunculara kondisyon aşılamaktan öteye gidemeyen Alman hoca eğer bu anlayışla devam ederse Galatasaray karşısında çok fazla duramayacak gibi görünüyor. Saman alevi gibi ilk haftalarda görünen Daniel Guiza'yı ısrarla oynatan, kulübeden gol kralı olan Semih Şentürk'ü gene kulübeye hapseden, oynanan maçlara ve form durumuna göre takımı kurmayı beceremeyen hoca, tel tel dökülen son dakikalara kadar maçların hangi sonuçla biteceği kestirilemeyen bir takım yönetmekte. Daum elindeki en kalbur üstü oyuncuları ısrarla oynatıp verim beklemenin anlamsızlığının altında alman ekolünün belirli bir çizgiden çıkmamaya dayanan disiplinli dik kafalı yapısı yatmakta.
Aslında Daum'un çağ dışı anlayışına yönelik eleştirilere verdiği yanıt ise gene tek pencereli burnu havada bir yanıtla puan durumunu adres göstermekte. Oysa tribünleri ve eleştirenlerin ilgilendirdiği konu sonuç değil oynanan futboldur. Sonuç o anki haftayı ilgilendiren bir olgu iken oynanan futbol bütün sezonun neler getireceğini yansıtan bir perspektiftir. Fenerbahçe yedek kulübesinde daha ilk onbiri bırakın 30 dakika bile görmeyen futbolcuların olası bir sakatlıkta sahaya sürülmesinde neler verebileceği aşikar. Rıdvan Dilmen'in dediği gibi takımda banko oynayan ve omazsa olmaz olan Alex, Volkan, Gökhan Gönül, Lugano dışındakilerin alternatifleri olan yedeklerin sahada olmamam için oynayanların benden gerek form, gerek kondisyon gerekse yetenek açısından benden ne fazlasını takıma verebiliyor sorusunu kendine sorması gayet doğal. Bu durum da oyuncunun ben ne yaparsam yapayım bu adamın beni ilk onbirde düşünmeyeceği açık o zaman neden kendimi parçalayayım demez mi?
Çelişkiler manzumesinde en çarpıcı unsur parasal açıdan yoksun Galatasaray'ın gerek altyapıya gerekse oyuncu ve teknik adam transferinde uyguladığı politikalar ile Fenerbahç'nin Türkiye'nin en iyi kurumsallaşan maddi açıdan en zengin kulübü olarak büyük takımların altyapıdan sayısız yıldız çıkarırken yıllardır altyapıya önem vermeyerek parakıtma yolu ile transfer yapma politikasıyla kötü takım kurma politikası arasındaki çarpıcı sonuç.
Lig, bu iki hocanın kararlarıyla şekillenecek. Bu iki hoca ya kendi takımlarını ya birbirlerini ya da el ele verip rakiplerini şampiyon yapacak. Skora etki edebilecek en kaliteli kadroları barındıran bu iki takımın sezon sonunda neler yapacağını göreceğiz...




Yazıyı Paylaş! (Share!)















0 YORUM:
Yorum Gönder
Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.