Beşiktaş'tan pis kokular geliyor

Geçen yıl kazanılan şampiyonluk bile aslında kimsenin içine sinmedi. Takımda tribünleri çoşturan doğru düzgün bir futbolcu bile yoktu. Zaten üç takıma endeksli ligde şampiyonluk bu üçünden en iyisine gidiyor ve de öyle oldu. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ligdeki başarısızlığı, ligi ve takımını tanıyan yerli teknik adam avantajı ile Beşiktaş şampiyon olup bir de üzerine Türkiye Kupasını kaldırdı. Göreve geldiği günden bu yana skandal transfer dosyaları ile hem FIFA'nın mahkeme raflarını hem de tranfer yaptıkları kulüplerin kasalarını dolduran Demirören'in Beşiktaş'ı geçtiğimiz günlerde yeni bir skandala imza attı.

Süper lige çok kötü bir başlangıç yaparak aradan geçen 8 haftada yanlızca 2 galibiyet3, 3 beraberlik ve 2 de yenilgi alıp en büyük rakipleri kayıpsız zirvede iken şampiyonlar liginde sıfır çekerken elbette Beşiktaş taraftarı buna sessiz kalmayacaktı. Bunu herkes gibi Yıldırım Demirören de biliyordu. Kayserispor ile oynanan son lig maçında kötü gidişi rotesto eden gruba yönelik organize tribün saldırısının ardında iddalara göre bir nevi mafya devreye sokularak 1.000 adet bilet dağıtılarak tepkiler susturulmak istendi. Çarşı grubu ve lideri olan Alen Makaryan'a yönelik zaten birkaç yıldır sindirme çalışmaları içten içe devam ederken onların pankartlarını indirme grubun aktif kadrosunu sindirme, Beşiktaş gibi asırlık çınarın saygınlığını ayaklar altına seriyor.

Adı sanı duyulmamış oyuncuları saçma sapan transfer politikalarıyla alıp başarı hedefleyen yöneticilerin sahip oldukları büyük holdingleri nasıl idare ettikleri ayrı bir soru işareti. Bir çok oyuncusuyla fifalık olan ve milyon dolarlarla ifade edilen tazminatlar ve cazalara maruz kalan bir kulübün yöneticileri elde ettikleri başarısızlıkları kurtlar vadisi gibi derin ilişkilerle, komplolarla kavgayla, dayakla geçiştirmeye üzerini örtmeye çalışıyor. Maç bittikten yaklaşık 40 dakika sonra onca polise ve kulübün güvenlik elemanlarına rağmen ne olduğu belirsiz siyah takım elbiseli adamlarıyla kulübü terk etmesi "BABA" filmini anımsatan görüntüler oldu. Herhalde Demirören'in de amacı bu olsa gerek ki vermek istediği mesajı cümle aleme de verdi.

Eller gider uzaya biz gideriz yaya misali hala ağalık sistemiyle avrupada başarı bekleyen kulüplerimiz var. İnsan soruyor; böyle çağ dışı, ancak latin amerika ve afrikada görülen tribünleri parselleme ve dikdatörce kulüp yönetme anlayışını sorgulayan divan kurulları, kulüp kongre üyeleri nerede?

Tribünlere kimilerine göre eski ülkücülükten dönme sabıkalılara kimilerine göre Karagümrüklülere kontenjan ayrılıp tribünleri hizaya sokacaksınız emri veren kimler? Beşiktaş gibi organize bir kuılüpte yaşanan başarısızlıklara karşı tribünlerin tepkilerini önlemek için onlara öldüresiye kadar saldıracak kadar sözüm ona Beşiktaş'lılar kimler? Demirören'in yanındaki korumar kim? Bugüne kadar neden yoktular? Artık herkes tarafından bilinen bedava bilet ahlaksızlığının Beşikta'taki boyutunu kimler yönetiyor? Kimler bedava bilet alıyor? Kimler bedava bilet dağıtıyor? Yıldırım Demirören yönetimi bedava biletlere neden göz yumuyor ya da neden bilet dağıtıyor?

Cevap bekleyen soru çok ama ne sorgulayan ne de umursayan var...

Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.