Nefes: Vatan sagolsun...

Geçen yıl yanılmıyorsam Dünyanın Durduğu Gün (The Day The Earth Stood) adlı filme gittiğimde görmüştüm fragmanını. Karlı dağlarda operasyona çıkan askerlerin görüntüleri ve bir askerin vurulma anını içeren kısa bir tanıtım videosu o zaman bile bu filmden sağlam iş çıkar düşüncesi bende oluşmuştu. Aradan geçen aylarda o filmle ilgili herhangi bir yeni haber görmemiş acaba gösterime girdi de ben mi farkedemedim diye kendime sormuştum.



Film vizyına girince galasından itibaren sansasyon çıkarmıştı. Filme giden ve TSK ile bağlantısı olan yakınlarım ve milliyetçi düşünceye sahip bir kısım izleyiciden farklı tepkiler alınca tamam bu film izlenir dedim. Gidenlerin bir kısmı Türk askerini zayıf, aciz göstermiş pek de güzel değil gibi sözler sarf etmesi filmle ilgili beklentilerimi daha da yükseltmişti. Çünkü Türk sinemasından artık karaoğlanlar, tarkanlar, malkoçoğlular, miroğlu belki de polat alemdarlar dışında; yaşanan savaşların, acıların trajedilerini, dramlarını yansıtan bir film istiyordum hep yeşilçamdan. Bir türk dünyaya bedel, Türk askeri yakar yıkar geçer, sloganları dışında o dağlarda karakolda teröristlerin kendilerine saldırmasını bekleyen, avcı değil, av konumunda olan, evinde karısı, yatalak anası, yolunu gözleyen sevgilisi olan birçok hayalini, umutlarını ve sevdiklerini geride bırakıp gelen insanların ne yaşadığını anlatan bir film yoktu sinemamızda.

ABD, haksız yere girip işgal ettiği ve binlerce insanı napalm bombalarıyla katlettiği Vietnam savaşı için onlarca film yaparken bizim ne çanakkale ne de diğer önemli konularda dişe dokunur bir eser ortaya koyamamız çok büyük bir eksiklik ve basiretsizlikti.

Fimin başlarındaki helikopter görüntüleri ve pusuya düşen askerlerin yaşadıkları gerçeklik bağlamında izleyiciyi doyurabiliyor, komutanlarının ne kadar savaş makinesi olsalar da sonuçta birer insan olduklarını, vatanı uğruna ölseler, şehit mertebesine ulaşsalar da bunun dağda başlarına gelecek en son şey olması gerektiğini sabah ictimasında hepiniz öldünüz! diyerek ölümü enselerinde olduğunu zihinlerine yerleştirerek çok güzel bir şekilde anlatıyordu. askerlerine. Yüzbaşının eşiyle görüşürken hatta giren doktor lakaplı teröristin soğuk sesi izleyicileri bir anda donduruyor, Mete yüzbaşının eşinden telefonu birşey yokmuş gibi kapatmasını istemesi ve doktorla girdiği diyaloglardaki soğukkanlılığı da bir o kadar gerilimi düşürüyordu. Filmin içerisinde barındırdığı psikolojik gerilim bende yeterli düzeyde tatmın sağlamışken sonlara doğru bir askerin telefonda sevdiğine tam alo dediği anda başına isabet eden kurşunla başlayan çatışma eşine az rastlanır bir görsel başarının fitilini ateşliyordu.

Gerçekçiliğine çok az söz söylenebilecek karakol baskınında Barış üstteğmen ve ekibinin korkusuzca karakolu savunması, bazı askerlerin girdiği şokun etkisiyle o ateş altında bilinçsizce davranışları, yüzbaşının artık sözün bittiği yerde olduğunun farkında olması ve askerleri toparlamaya çalışması çok başarılıydı.

Dünyada da gösterime giren film, nasıl bir tepki görür şimdiden bir şey söylemek zor ama film daha şimdiden aldığı oylarla sinemaseverlerin takip ettiği IMBD sitesinde 8,9 puan oy alarak "top 250" kategorisinde yer almış durumda. Dilerim ki Nefes filmi yeşilçam için bir milat olup, tribünlere oynamadan basit kahramanlık edebiyatının dışında gerçekliği içimize işleten filmlere yönelir.

Son olarak Nefes: Vatan sagolsun filmi için eleştiriler mutlaka olacaktır. Fakat daha önceki makalelerimizde nasıl ergenekon yalakası medyanın saçmalıklarını buradan eleştirmişsek herşeyi ergenekondan bilen öküz altında buzağı aramak kavramını bile sulandıran hükümetin basın bülteni şeklinde yayın yapan bir gazetenin attığı başlık açıkçası midemi bulandırdı. "Bugün Gazetesi" özü itibariyle her taraftan eleştiri alabilen, başında da söylediğim gibi TSK mensubu ve çevrelerinin bile eleştirdiği bir filme "Nefes'in foyası meydana çıktı" şeklinde başlık atarak kendince haber yaptığını zannetmiş. Neymiş efendim bir subayın gönderdiği ihbar mektubunda ordu TSK için bir film çektirecekmiş eylem planında cuntanın yaptıracağı bahsedilen film ise gösterimde olan Nefes filmi imiş. Nefes ekibinin Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 32. Gün programında Osman Pamukoğlu ile aynı karede görünmemek için yayına çıkmadığını bilmiyorlar desem herhalde çok masum bir düşünce olurdu. [Editör]


Bugün gazetesinin söz konusu haberi için tıklayın



Filmden bazı kareler







Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

1 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Filme karşı ön yargım vardı bu yazıdan sonra mutlaka izleyeceğim teşekkürler.

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.