The Bucket List (2007)

Bir inşaat işçisi ya da bir tamirci çırağı, belki de bir çiftçi. Yaşı elliyi aşmış bir ihtiyar. Geriye dönüp baktığında geçen bir ömür ve sahip olduğu değerler ayrıca elde edemediği zevkler. Yavaş yavaş uzatmalara doğru giden yaşamın son perdesi kapanmadan acaba dünyadaki yokoluşundan önce nasıl bir final ortaya koymalıyım düşüncelerinin verdiği gelgitler girdabı...

İnsan bir ömre ne sığdırabilirki? babadan zengin değilse, hayat da ona manzarası güzel keyifli sahneleri olan bir rolü biçmemişse ne olabilirdi ki? Geriye sadece ekmek kavgası ve elde edebildiklerini koruma çabası. Yetişdiği toplum da yaşaması için elverişli ortamlar sunmuyor, varlığı ve geçmişi ile ayrımcılığın odağında olmak da varsa ne yapabilirdi ki insan? Hal böyle olunca yapılabilecek en ilk uygun işe girmek kalıyordu. Evlenmek ve çoluk çocuğa kavuşmak sıcak bir aile yuvası kurmak evet ona da sahip olmak... Akşam eve geldiğinde aşkının sıcak gülümsemesiyle karşılanmak ve ondan olan yavruların cıvıltısının arasında kaybolmak, daha doğrusunu günün yorgunluğunu, ekonomik sıkıntılarını unutmak. Hayattan gayrı geriye ne kalabilirdi ki?

Çok zeki olması, hafızasının kuvvetli olması ve bu sayede okuması ile beraber genel kültürünün hani derler ya mürekkep yalamış okumuşlardan bile kat be kat üstün olması kaç para ederdi ki, kimin umurundaydı? Olsun, para etmese bile bilgi, bilmek, vakıf olmak insana yetmez mi elbette yeter. Bildiğinin farkında olmak olaylara karşı cahilce bakıp ahkam kesmekten iyidir...

Sahip olduğu bilgi birikimi çırağını şaşkınlığa uğratsa da, torunları ona tatlı tatlı gülse, çocukları etrafında pervane olsa da ömür bitiyordu. Üstelik aklı başında olan hiçbir insanın bilmek istemeyeceği en son bilgiye de sahip olarak ömrü bitirmek...

Çırağının bulmaca sorularına aldığı yanıtlar karşısında bu adam bir kaçık, uçmuş dediği bir zamanda gelen bir telefon ve artık maçın bitiş düdüğüne doğru uzanan bir yolculuk. Hastaneden çağırıyorlardı, acilen gelmesi gerekiyor. Yoksa...

Kanserdi. Hastalık bütün vücuduna yayılmış ve son tedaviler de sonuç vermezse eğer artık güneşin bu son batışı belki de son doğuşu olacaktı. Yoktu en iyi doktorlar, en iyi hastaneler. Sigorta neye müsade ediyorsa savaş ona göre şekillenecekti.

Carter Chambers (Morgan Freeman), geçirdiği ömrün muhasebesini yaparken okulda felsefe hocasının elinde imkan olsa belki de son bir şansın olsa neler yapabildiriniz bu hayatta diye sorduğu ve öğrencilerine ödev olarak verdiği liste aklına gelmişti. O dönemdeki ütopyası ilk siyahi başkan olabilme olan bir adam. Neler yapabildim acaba diye sorup kendine başladı yazmaya. Dünyanın en güzel bayanını öpmek, Gözlerinden yaş gelene kadar gülmek, Bir mustang'a binip son sürat gitmek, Bir fakire karşılıksız yardım etmek, Dünyayı dolaşmak, Paraşütle atlamak, Everest'e tırmanmak diye uzayan bir liste...

Carter Chambers'ın uhdeleri arasında yanında beliren huysuz bir hasta. Etrafındakilere saldıran, hakaretler eden, boşboğaz bir adam. Zenginliğin verdiği güçle bulutlar üzerinde yaşayan güç ve paranın kudretine kadir bir hasta. Dünyanın en güzel ve en pahalı kahvesi olan Kopi Luwak kahvesinin herkesin ulaşamayacağı eşsiz bi lezzet olduğu inancını yanındaki araba tamircisinin o kahveyi özel yapan şeyin kahvenin cinsinden ziyade Endonezya'daki adalarda yaşayan ve bir tür misk kedisi olan "Paradoxurus"un yediği kahve çekirdeklerinin dışkılarından elde edildiğini öğrenmesi ile şaşkınlığa uğramış bir milyoner hasta işadamı Edward Cole (Jack Nicholson) . Hastane odasında başlayan birliktelik ve gün geçtikçe kader ortaklığına dönüşen bir dostluk. İkisi de kanser hastası ve ikisi de celladını bekleyen mahkumlar gibi doktorların son raporunu beklemekteler.

Hani dedik ya hiçbir insanın bilmek istemeyeceği bir bilgi. Öleceğini bilmek daha doğrusu ne zaman öleceğini kaç gününün kaldığını bilmek. İlk rapor Edward Cole için okunuyor. Yapılan ameliyatlar ve tedaviler olumlu sonuç vermedi ve daha fazla yapılacak bir şeyin olmadığı. Kısacası 6 ay belki de en fazla bir yıl biçilen ömür. Başkanların akıl danıştığı, kraliyet sofralarında bulunmuş milyonlara hükmetmiş bir insanın sahip olduklarının pul kadar değerinin olmadığını anladığı an. Bu sırada özel doktoru olmayan Carter Chambers'ın verdiği teselli ve hazırladığı liste...

Birkaç ay daha güneşin batışını görebilecek iki insan ve iki dostun biri fakir diğeri zengin olan bu iki kişiyi birleştiren ölümden başka ne olabilirdi ki? Kudretli Edward Carter'ın buruşturup attığı kağıdı tesadüf eseri okuyup bu nedir diye sormasıyla ikisinin de hayatı son zamanlarında olsalar da değişiyor. Artık hissedemedikleri şeyleri anlamanın zamanı gelmişti ikisinin de. Birinin maddi yoksunluktan dolayı gidemediği, göremediği, yapamadığı şeyleri, diğerinin de yaşamın son zevkleri olarak sadık bir dostun yanında bakıp da göremediklerini görmesinin başlangıcıydı bu liste. Edward Cole'un davetiyle başlıyordu rüyaya yolculuk. Torununun anahtarlığk şeklindeki mustang marka arabanın artık içinde ve artık elinde değil içine girdiği bir oyuncak isi bu hayal arabası. Edward Cole için ise zenginliğin verdiği fiyaka değil çocuklar gibi şen oılmanın verdiği hazzın dayanılmaz zevki idi mustang araba ile yarış yapmak.
Bu samimi dostluk ve liste aslında her ikisine de yaşamın en saf haliyle ne kadar güzel olduğunu, paylaşmanın, sevginin ne olduğunu öğretiyordu yaşayanlara ve izleyenlere. Bütün maddelerinin ölümünden sonra kahramanlarımızın küllerinin Everest'in zirvesine yan yana konularak biten Bucket List.

Ölmeden önce yapılacak bilmem kaç şey yada ölmeden yenilecek yemek, görülecek yerler gibi klişe bir konuya sahip olsa da ömrün kıymetini sevginin yüceliğini izleyenlere yaşatan Bucket List, ülemizdeki adıyla "Şimdi Yada Asla" filmi elbette başrollerinde resital sunan sinemanın iki dev oyuncusu Morgan Freeman ve Jack Nicholson ile taçlanıyor. Kimin eli kimin cebinde olmayan, şeytanın rolünü üstlenmiş karakterlerinden sıkılan, yaşama dair en saf duyguları usta oyuncuların elinden izlemek isteyenlrin kesinlikle kaçırmaması ve tekrar tekrar izlenebilecek arşivlik bir film. Hala izlemeyen varsa kaçırmasın.






Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.