Adalet Peşinde - Law Abiding Citizen

Adalet ne kadar adildir sorusunu sorgulayan bir senaryo üzerine kurulu bir film... Adalet ararken birey ve toplum vicdanının tatmin edilmesi mi yoksa yasalar arasında hokkabazlık sanatının gösterisi mi sistem? Bir katil, annenizi, kardeşinizi ya da en yakınınızı öldürse, yasalar karşısında acar bir avukatın becerisiyle katliamı gerçekleştiren, hafifletici sebeplerle birkaç yıl sonra serbest kalsa o acıyı yaşayanlar ne hisseder ? Bu gibi örnekleri gerek ülkemizde gerekse medyayla dünyada sık sık yaşandığını görüyoruz, tanık oluyoruz.

Adalet Peşinde (Law Abiding Citizen) filmi de böyle bir trajedinin yükü altında kalmış bir kişinin yasalar ve adalet sistemi tarafından bir kez daha mağdur edilmesi üzerine yaşadığı cinnetle bir katile dönüşmesini, adalet koyucularından ve uygulayıcılarından intikam almasını konu ediyor.

Soluk soluğa izlenebilecek aksiyon arayanların, polisiye gizem tutkunlarının tam da sevebileceği bir konu ile izleyici karşısına çıkan film, ne yazık ki yıllarca hafızalardan silinmeyecek bir başyapıt olmayı, senaryodaki bazı kopukluklar ve mantık hataları gibi eksiklikler dolayısıyla olması gerektiği kalitede değildi. Daha başrol oyuncusunu izleyiciye tanıtmadan konuya girip mantık zorlayan zekice kurgulanmış senaryoya atlanması yahu o bomba düzeneklerini, hangi bilgi birikime sahip adam planlamış dedirtirken filmin ortalarında nihayet biri çıkıyor, -bak o adamı ben tanırım durduramazsınız kafayı bir şeye takmışsa mutlaka yapar, şeytana pabucunu ters giydirir... demese esasoğlana bunları nasıl düşündün kardeşim diyeceği geliyor insanın.

İsyan - Equilibrium (2002), Sokağın Kralları - Street Kings (2008) gibi filmlerin senaristi Kurt Wimmer tarafından yazılan Law Abiding Citizen; konu itibariyle toplumların kanayan yarası olan "adalet ne için var" sorusu üzerinden etkileyici bir giriş yapsa da adaleti uygulayan kanun adamlarının masalsı başarısıyla son buluyor. Aslında filmin sonunda haksızlığa uğrayan intikamını alsa da nispeten, kaybeden gene kendisi oluyor. Ayrıca Gireceği hapishanenin tek kişilik hücrelerine ayrı ayrı tüneller kazıyor, bir Allah'ın kulunun haberi olmuyor. Sadece tünel kazsa iyi, tüneller hücrelere ulaşıyor ve gizli düzeneklerle giriş sağlanıyor...

Not: Seni Seviyorum (P.S. Love You) filmiyle büyük başarı sağlayan ve kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi oluşturan başarılı aktör Gerard Butler; başrol için gayet iyi bir seçim olmuş. Film, son bölüme kadar izleyiciyi şaşırtan sahneleriyle sinema severleri yine de etkilemeyi başarıyor. Dedik ya bazı kurgu hataları olsa da son dönemde vizyona girmiş filmlerin içinde kalbur üstünde kalmayı başarabilen bir film.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

1 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Güzel bir film dediğiniz gibi mantık hataları da yok değil...

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.