Kanal D'den Kültür Hizmeti!

Leylek familyasının iki nadide türü olan Ak leylekler ile Kara leyleklerin ülkemizde yaşam alanları bulunduğunu, Özellikle Ak leyleklerin dünya üzerinde en kalabalık göç yolu rotasının ve durağının Türkiye'den geçtiğini, sonbahar göçlerinin ilkbahara nazaran daha kalabalık olduğunu, Özelllikle kuş cennetleri haricinde İstanbul Çamlıca tepelerinde sürüler halinde konakladıklarını, çünkü burada konaklamasının bölgede bulunan güçlü hava akımları sayesinde rotaları boyunca çok az kanat çırparak uzun mesafeler katetmeleri olduğunu, Dünya üzerinde bulunan kuşlara ait en büyük göç yolunun kıtaları birleştiren Türkiye'den geçtiğini biliyormuydunuz?

İnsanlarla iletişimi güçlü olan, köylerde minarelere, elektrik direklerine köy çevresi ağaçlara yuva yapan, tarlalarında harıl harıl çalışan insanlara rağmen hemen yanıbaşındaki ağaç üzerine kurduğu yuvasında yumurtlayan Ak leyleklerin haricinde boyut olarak nispeten küçük, aynı zamanda bir o kadar ürkek, insanlardan uzak kalmayı tercih eden Kara leylek türünün de Türkiye'de yaşadığını biliyormuydunuz?

Birbirinden güzel, nadide; Alacabalıkçıl, Karabatak, Balaban, Gribalıkçıl, Pelikan, Erguvani balıkçıl, Gece balıkçılı gibi Balıkçıllar familyasının 9 türünün Türkiye'de yaşadığını,

Kuş cennetlerimizden birinde milli park görevlimizin bir tanesinin kendi insiyatifi ile yerden yüksekte inşa ettiği pelikan yuvasına tarihte ilk defa bir pelikanın üreme alanı olarak kullandığı, yani pelikanlar doğal olarak insan eliyle yapılmış ve yüksek yerlere yumurtlamadıkları bilinirken olayın vuku bulmasıyla çok sayıda bilim adamının 70'li yıllarda ülkemize akın etmesine neden olması, Uluslararası bir çok yayında konuya genişçe yer verildiği hatta BBC muhabirinin bu çekimleri dolayısıyla başarı ödülü kazandığını biliyormuydunuz?

Nesli tükenme tehlikesi karşısında koruma altına alınan Kelaynak kuşlarının 1950'lerde Suriyede baş gösteren kıtlık ve hastalık dolayısıyla yöre tarım ürünlerini korumak maksadıyla Ankara'dan gönderilen ilaçlama uçakları vasıtasıyla tarla bayır demeden her yerin ilaçlandığını ve bunun sonucunda binlerce Kelaynak kuşunun zehirlenerek telef olduğunu, sonuç olarak devlet eliyle kökü neredeyse kazınan bu nadide kuş türünün zor bela yaşatılmaya çalışıldığını biliyormuydunuz?

Evet...

Kanal D gibi 24 saatini Prime Time yani genel izleyiciyi ekranda tutmak için popüler, ilgi çekici, çarpıcı ne varsa ekrana getiren bir medya organından öğrendi Türkiye bu bilgileri. İnsanların medya ile uyuşturulduğu, tepkisizleştirildiği, kültürel manada batılıların en rezil yaşam biçimlerinin artık dünya böyle anlayışıyla sunularak gençliğimizin yozlaştırıldığı sosyal yaşamımızda; ülkemiz doğal zenginliklerini muhteşem manzaralar eşliğinde Nationa lGeographic tadında bir programla sundu Kanal D izleyicisine...

Peki nasıl oldu bu?

Temmuz ayında Mehmet Ali Birand'ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programındaki olumsuz görüntüler yüzünden R.T.Ü.K tarfından aldığı yayın durdurma ve o saatte belgesel görüntü yayınlama cezası ile dün (perşembe) gece on iki civarı yaşandı bütün bunlar.

Kim kiminle nerede, Bihter kimin kucağında, hanım çiftlikte şöförle mi ağayla mı, küçük kadınlar hangi belaya bulaşacak, yaprak dökümünde kutup ayısı çöle kimi götürecek, Sabahları hatta akşamı bulan ajans oyuncularının rol kestiği acılı kadın programları için de aynı cezalar verilirse Kanal D Kültür kanalı olma yolunda epey bir yol katedebilir. Bu sayede toplum televizyonun başına geçtiğinde "genel izleyici" klasmanına göre tam da aradığı bir yayına kavuşabilir.

Bütün bunlar için:

TEŞEKKÜRLER KANAL D,
TEŞEKKÜRLER 32. GÜN VE M. ALİ BİRAND...
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.