Cübbeli Ahmet doğru mu söyledi?

Bundan 10-15 yıl önce bir sakallının ekrana çıkıp tam 5 saat boyunca izleyenleri ekrana kilitleyip raiting rekoru kıracağı ancak meczup ifadeleri kullanırsa mümkün olabilirdi. Sakallılara karşı, cübbe giyip ahkam kesenlere karşı muazzam bir önyargının olduğu toplumumuzda kayda değer gelişmeler yaşanmakta. Habertürk kanalı hakikaten Türk televizyonculuk anlayışına yepyeni bir soluk getirdi. Teketek programı ve Murat Bardakçı'nın önderliğinde pek çok konu ve konuk olaylara bir de burdan bakalım dercesine bir çok konuyu ele aldılar.

29 Mart akşamı Yiğit Bulut'un hazırlayıp sunduğu "Sansürsüz" programına Ahmet Mahmut Ünlü nam-ı diğer Cübbeli Ahmet Hoca katıldı. Bir çok konu konuşuldu, bir çok konu tartışıldı. İzleyenlerden e-posta yağmuru seller olup aktı. Beğenen de beğenmeyen de izledi, görüş belirtti. Şüphesiz manidar düşünceler, yorumlar da yapıldı. Bunların bir kısmı Yiğit Bulut tarafından okundu da. Efendim sakallı adamı çıkartıp laik ülkemde fetva verdiryorsun diyenden bu ne böyle kapkara giyinmiş iç karartan görüntüsüyle cübbe giymiş yobazı ekranda saatlerce tutup ne amaçlıyorsun diyene kadar... Ama Türkiye izledi bunu hem de uykusuz kalmayı, işe, okula gecikmeyi göze alarak.

Aslında bir şey daha ortaya çıktı o akşam. İslam, Kur'an, Tasavvuf, Atatürk ile müslümanlık ilişkisi, dindar, muhafazakar kesimin cumhuriyet rejimine bakışı konusunda bir çok konu enine boyuna tartışıldı. Sanılanın aksine her sakal uzatıp cübbe giyen beline bomba bağlayıp intihar komandosu olan veya taliban ideolojisinde dünyayı ele alan aynı anlayışa sahip değil. 

Mustafa Kemal Atatürk'ün islam adına büyük hizmetleri olduğunu, yanlış anlaşılmalardan uzak, müslümanlığın doğru bir şekilde yaşanması için Atatürk'ün kendi cebinden masrafları karşılayarak Elamalılı Hamdi Yazır'a Kur'an tefsiri yaptırmasını, tarikat ehillerinden bazı büyüklere Kur'an eğitimi ve hizmeti için vesika vererek yetkilendirmesini örnekleriyle açıklayarak tartışılan bir çok konuya, toplumun bazı kesimlerindeki tabuları yıkacak açıklamaları birinci ağızdan anlattı cübbeli hoca. Kıyamet, Mehdi gelecek mi, geldi mi?, gibi soruların yanında islamda kadına şiddet konusunda kadını dövebilirsin ayetini evliliğini kurtarmak adına, boşanmanın en son çare olduğu hasebiyle yaralamadan, tekme tokat değil doğruyu hatırlatma bağlamında annenin evladını gerektiğinde şefkatle hırpalaması çerçevesinde Nisâ Suresi’nin 34. ayetine açıklık getirdi.

Şu da görüldü ki müslüman bir ülkede insanlar dini bilgi ve yaşantı konusunda çok zayıf. Üstelik bu konuda yönlendirme yetkisi verilen diyanet görevini tam manasıyla yapmaktan oldukça uzak. Bir çok konu muallakta bırakılıyor. Elbette bu hususta Kur'an ve sünnetin yeterince bilinmemesi ve araştırılmaması temel etken.

Bütün bunların yanında Cübbeli Ahmet Hoca bir soru üzerine öyle bir hüküm verdi ki konuyu bilen bilmeyen herkesi ikilemde bıraktı. Dedi ki Sakal uzatmamak veya sakal kesmenin haram olduğunu kesin, kati olarak beyan etti. İster devlet memuru, ister asker isterse esnaf olsun bir çok insanın tedirgin olması içten bile değildi. Yiğit Bulut'un ne yani ben sakal uzatmıyorum günahkarmıyım söylemine o Allah katında bir mesele ona hüküm veremem ama ilahi emir ve yasakları değiştirecek, hükümlerle oynayacak da değilim diyerek düşüncesini dile getirdi. Acaba sakal kesmek gerçekten harammıydı ?..

İslam eserlerine ve fıkıh büyüklerinin görüşlerine bakıldığında 4 mezhebin imamlarından tutun da Buhari, Tirmizi, Müslim'in naklettikleri hadislere,  İbn-i Abidinel-Mehhel,Şevkânî, Neylül-Evtar, el-Mezahibül-Erbea, Şerhu'n-Nevevî İânetü't-Tâlıbin, Fethü'r-Rabbânî, , el-Fetâvâ, İslâmda Yusuf el-Kardâvî, Zekeriyya Kandehlevi, Vucübu ı fail-Iihye gibi kaynaklarda sakal bırakmanın sünnet, kesmenin haram ekserisi tarafından da mekruh olduğu açıkca ifade ediliyor.

Örnekler:

"Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin " (Buharî, Libas, 64; )

İbn Ömer radıyaHâhu anhüms anlatıyor; Rasulullah sallailahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Bıyıkları kısaltın, sakalları olduğu gibi bırakın." (Müslim, Tahare, 54

Sakalı kesmek mekruhtur.(İmam Râfiî - Nevevî "Şerhu’l-Ubâb")

“Benim de Rabbim bana sakalımı bırakmamı ve bıyıklarımı kestirmemi emretmiştir.”  (Bidaye İbni Cerir "Hayatüs Sahabe-1")

"Sakalı kesmek Şafii’ye göre mekruh, diğer üç mezhebe göre haramdır."(Din Görevlisinin El Kitabı-Mevlüt Özcan)

Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet edilen bir hadislerinde "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, I)

 "Sahih hadislerde belirtildiği üzere sakal tıraşı ha­ramdır. Kimse mubah görmemiştir." (İbn Teymiyye "İhtiyaratu'l-ilmiyye")

Sünnetin (Allah Rasulunun yaşam tarzı ve öğütleri) önemi hususunda:

Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır. (Ahzab, 21)

"Peygambere itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur" (en-Nisa, 4/80)

"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana (Hz. Muhammed'e) uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin" Allahve rasulüne itaat ediniz eğer yüz çevirirse muhakkak ki Allah kafirleri sevmez. (Al-i İmran , 31/32)

Peygamber size neyi verdiyse onu alınız, Peygamber size neyi yasakladıysa ondan vazgeçin. (Haşr, 7)

“Allah ve Resulü bir şeye hükmettiği zaman, mümin erkek ve mümin kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz.”(El-Ahzab, 36) 

"Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının" (El-Haşr, 59/7)

"Allah'ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır" (El-Ahzâb, 33/21)

Aksi görüş var mı?

Evet var. Diyanetin fetva organları kesmeyi teşvik etme konusunda sinek kaydı traşa müstehap bazında yaklaşım göstermekteler. Mahmut Şeltut, Muhammed Ebu Zehra gibi islam bilimcileri  sakal bırakmanın sünnet olduğunda ittifak ettikleri gibi kesmenin yani tabiri caizse sinek kaydı da bir sakınca görmemektedirler.  Yanlız önemli olan husus, hiç sakal bırakmamakta bir sorun yok iken sakalını uzatmış bir müslümanın uzattıktan sonra kesmesinin mekruh/haram olduğudur. Bu konuda ise son dönem islam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi: 

"Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur" (Emirdağ Lahikası, s. 48:49)

Gününümüzde çalışma şartları ve sosyal yaşam alanlarında islami kaideler önce niyete sonra da amelle göre işlenmesi hususunda islam fıkhında ortak yaklaşım mevcuttur. Hz. Muhammed'in, saç, sakal giyim ve kuşam konusunda temel aldığı yaklaşım müşrikler, gayrimüslimler ya da islam düşmalarından ayrı olma, onlara benzememe yönünde bir anlayışı benimsemiştir.

Niyette islamı en iyi yaşama ve örnek olma; saç, sakal, bıyık, giyim kuşamın (helal dairesinde kalmak koşuluyla) şekil, ikinci planda tutulması temel prensiptir. İlim alma, vatan savunması, islam inancını yayma maksadıyla girilen şekil, görünüşler haramdan ziyade islam hizmeti vesilesiyle gereklidir. Bunun için en temel örnek olarak zorda kalma hususunda yalan, dini inkar, savaşta hile yapmak islamda ve Hz. Muhammed'in uygulamalarında mevcuttur. Çünkü İslam şekle değil kalbe bakar. Sünnete uyma niyetiyle bir düzenin kaidelerine muhalefet edip hem kendi yaşantısını hem sevdiklerini hem de örnek olma vesilesiyle islamı yaşama prensibini çiğneyerek zulme maruz kalmak doğru olmasa gerek.

"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o, onlardandır." (Sahih, F.btı Davud) hadisinden yola çıkılarak müslümanın amelinde Allah rızasından çok, çağdaşlık, ilericilik-gericilik, birilerine yaranma, yanaşma, erkeklerin kadınlara, kadınların erkeklere kendini sevdirme ve beğendirme maksadı ile hareket edip müslüman dünyasının dışında başka kavimleri, medeniyetleri yaşantısında örnek almamak en temel çıkış noktası olmalıdır. Popçuya, topçuya, mankene başka kavimlerin sanat, siyaset vs. idollerini rehber edinip ona göre bir yaşam tarzını benimsemek durumunda başta örneği verilen ayet, hadis ve İslam alimlerinin görüşleri devreye girmektedir.

İşte bu noktada yukarıda yer alan hadise göre niyet Allah rızası olduktan sonra saç, sakal uzatma kısaltma veya kesme, saç boyama, küpe takma çeşitli tarzda elbise giyme haram-mekruh değil sevap, müstehaptır. Nitekim Allah Rasulü bir dönem sahabesine saçlarınız boyayın, hristiyanlara, yahudilere benzemeyin demiş ve bir kısım sahabe boyamış bir kısmıda boyamamıştır. Burada sünnet kesinlikle farzla eşdeğer emir diyenlere cevap niteliğinde bir olaydır. Rasulün amacı herkes boyayacak demek değil Farkınız İslam Olsun gayesidir.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.