Sultan Abdülaziz'den Adnan Menderes'e

Etme bulma dünyası diye nitelendirilebilecek olaylar manzumesi 32. Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz'in hikayesi. Gerileyen bir cihan devletinin toparlanmasındaki yegane unsurun modernleşmeden geçtiğine inanmaktaydı. Bir taraftan reformlar diğer taraftan isyanlar... Mısır'ın özerkliğinden daha geniş haklarla eyalet yapısının bağımsızlaştırılması akabinde elden gitmesi, Hersek isyanları, Bulgar isyanları, Girit isyanı ile Girit'in kaybı. 

Son dönem padişahları arasında en aktif siyaset güden devlet adamlarından biriydi. Öyle ki Yavus Sultan Selim'den sonra Mısır'ı ziyaret eden ikinci padişah olması,  ayrıca avrupaya ziyaret gerçekleştirip temaslar kuran ilk ve tek padişahtır. III. Napolyon'un daveti üzerine gittiği Fransa'nın ardından Almanya, İngiltere Krallığı, Avusturya-Macaristan imparatorluklarını ziyaret etmişti. Aslında Fatih'ten, Kanuni'den beri dünyanın merkezi "Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye" iken artık durum böyle değildi. İletişim kurmak, iyi ilişkilerle müttefik kazanmak, satranç oynar gibi denge politikalarıyla ülke yönetmek moda değil, zorunluluktu. 

Sultan Abdülaziz'in dönemi Osmanlı devletinde saray içi hizipleşmenin, taht mücadelelerinin kişilerden çıkıp parti, grup ve örgütlerle dernekleştiği dönemlerdir. Masonlar  ile avrupa'ya tahsil için gidip oraya hayran kalıp Osmanlı'yı avrupalaştırma ülküsüne delicesine bağlı jöntürklerin organize olarak bir araya geldikleri döneme denk gelir Abdülaziz'in padişahlığı ve hazin sonu.

İsyanların tahtını salladığı idda edilse de anadolu coğrafyasında haklın bir nebze olsa refah açıdan huzura kavuştuğu, sükunetin sağlandığı dönemlerdi. Cömert, adaletli ve özellikle hukuk, askeri ve sosyal yaşam alanlarında batının atılımları çerçevesinde yapılan reformlar nispeten mevyesini veriyordu. Bugünkü Danıştay, Sayıştay ayarında üst derece mahkemeleri, Sanayi (zanaat), maden, tıbbiye okullarının açılması, denizcilik alanında yapılan modernizasyonlar, itfaiye teşkilatının ilk kez kurumsallaştırılması. Daha çok şey yapılabilirdi belki ama devleti ayakta tutmakla, gelişimini sağlama arasında ince bir çizgiydi gerileme dönemi padişahlarının sorumlulukları. 

Hal böyle iken bir kişi vardır ki Sultan Abdülaziz'e kin beslemekte, fena bir kuyruk acısı ile bilenmekteydi. Bu ne ikinci bir Cem Sultan vakası ne, valide sultan kışkırtması ne de şehzade çekişmesiydi. Olayın aslı: Cuma günleri düzenlenen Padişah'ın cuma namazı sonrası saraydan gidiş gelişi esnasında yapılan geçit töreni esnasında Osmanlı sultanının eşine laf atma cüreti gösteren bir paşa idi bu.

Attığı laf tükürük misali kendi suratına gelip ahlaksızlıkla süçlanmış itibarı iki paralık olmuştu. Parlak bir subay, birinci ordu komutanı iken rütbesi elinden alınmış, aylarca kedisine görev verilmemişti. Ta ki Rumların Girit'te ayaklanmasına kadar. Buraya görevlendirildikten sonra sırasıyla kumandan vali ve en sonunda Serasker (Genel Kurmay Başkanı) oldu. Hüseyin Avni Paşa...

Artık intikamını alacak, padişahı hal edebilme fırsatı kendine çok yakındı. Balkanlarda ve diğer Osmanlı coğrafyasındaki isyanlar artık yerini bölgesel çatışmalara bırakmıştı. İsyan eden gayrimüslimler ile müslüman topluluklar birbilerine saldırıyor, katliama varan trajediler yaşansıyordu. Son olarak Bulgaristan bölgesinde 1.000'e yakın müslümanın katledilmesi üzerine müslümanlarında toplanıp karşılık vermesiyle karışıklıklar iyice artmış, batıda bu tek taraflı olarak azınlıklara zulüm uygulanmakta denilerek yoğun eleştiriler yöneltilmiş, Osmanlı'nın iç işlerine karışır nitelikte beyanlar birbirini izlemişti. 
Devlet elden gidiyor, ülke iyi yönetilmiyor, makam, saltanat ehlinde değil diyerek emrindeki harbiyelileri kışkırtan Hüseyin Avni Paşa ve beraberindeki JönTürkler; (Mithat Paşa, serasker Hüseyin Avni Paşa, Harbiye Mektebi Nazırı Süleyman Paşa, Serasker Hüseyin Avni paşa, Şura-yı Devlet Reisi Redif Paşa) Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi'den padişahın tahttan indirilmesi için gerekli fetvayı da alarak sarayı kuşatırlar. Bu kuşatmada iki tabur askerden türkçe bilmeyenler değil bilenler özellikle bir elin parmaklarının sayısı kadar olduğu bile söylenir. Yanipadişahı tahttan indirmeye giden Osmanlı askeri komutanının ne için ve kime silah doğrulttuğunu bile anlayamadan olay gerçekleşecektir. Ele geçirdikleri Sultan Abdülaziz'i Feriye Sarayı'na hapsettiler.

Hal’ Erkânıolarak bilinen ultan Abdülaziz'i tahttan indirip katleden darbeciler. Sırasıyla sol baştan: Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mahmud Celaleddin Paşa, Damat Nuri Paşa
Yerine tahta geçirdikleri akli melekelerinin bir çoğundan yoksun V. Murat'ı dahta geçirdiler. Ruhsal olarak dengesi bozuk, üstelik 18. derece mason üstadı olmuş bir padişah tarafından yönetilmek; halk arasında hoşnutsuzluğa neden olmuş, başa geçirdikleri padişah Osmanlı tarihinin en kısa süreli tahtta kalan sultanı olmuştu. 93 gün...

Hal’ Erkânı olarak bilinen darbenin kare asları rahat durmayacak, hapiste olan padişahın hayatta olması bile onları koltuklarında rahat bırakmayacaktır. Kendisi atletik yapılı, güçlü bir yapıda üstelik pehlivan olan Sultan Abdülaziz'i anca onun gibi pehlivan katiller sessizce öldürebilirdi. Cezayirli Mustafa Pehlivan, Yozgatlı Pehlivan Mustafa Çavuş ve Boyabatlı Hacı Mehmed Pehlivan, Feriye Sarayı Muhafız Taburu Komutanı Binbaşı Necip Bey, muavini, Kolağası Ali Efendi, Kızlarağası Süleyman Ağa, yardımcıları Reyhan ve Rakım Ağa’lardan oluşan ölüm süvarileri hücresinde rahlesinde Yusuf Suresi'ni okuduğu söylenen 32 Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz'i 4 Haziran 1876’da etkisiz hale getirip iki bileğini keserek intihar ettiğini kamuoyuna duyurdular.

O dönemde çelişkileri sorgulamak ölüm fermanını imzalamakla eşdeğer olması hasebiyle kimse padişahın intiharını araştırma cesareti gösteremiyordu. Bilinen bir şey vardı ki intihar eden bir kimsenin bileğini damarlarını kesecek kadar derine inerek kesmesiyle öbür kolunu kesmesi ne mantıken ne de tıbben izahı zor bir olay idi... Üstelik makasla... Otopsi heyetinin ölümünü araştırmak için padişahın cenazesini incelemek istemesine Hüseyin Avni Paşa “Bu avam cenâzesi değildir. Size her tarafını muâyene ettirmem.”diyerek karşı çıkmıştı.

Yine, Ahmet Cevdet paşanın naklettiğine göre Sultan Abdülaziz'in darbeyle tahttan indirilmesi akabinde öldürülmesi sürecinde eskiden beri gelen anlayış olan, padişah ve ailesine duyulan saygı, hürmet ayaklar altına alınmış, sultana, şehzadelerine hakaretler, incitici davranışlar ile tacizler bolca yaşanmış o dönemde. Hatta darbe subaylarından Nazif isimli bir kumandanın Vâlide Sultân’ın kulağındaki altın küpeyi gasp etme cesareti göstererek padişahın annesini aşağılaması, yıllarca konuşulmuş bir vakadır.

Tüm bunlar aslında bir devletin başının bazılarının siyasi hırsları ve birilerinin kuklası, maşası olmasıyla nasıl yalanlarla katledilebildiğini göstermesi açısından tarih sayfalarından önemli bir ibret vesikasıdır. Hanedanın 32. padişahının itile kakıla tahttan indirilip, dövülmesi hakarete uğraması saraydaki başıbozukluğu, hangi odakların üst kademelerde cirit attığını göstermesi açısından aşağıdaki fotoğraf önemlidir.

Tahttan indirilen Sultan Abdülaziz'in yanında iki asker. Gayet lakayt vaziyette biri koluna padişahın omzuna atmış, diğeri ise dirseğini. Padişahın yüzünde de endişe ile beraber objektifin karşısına zoraki geçtiği  her halinden belli oluyor.

Kısa bir süre öncesine kadar sıradan bir asker, devlet memuru olan şahısların gene kısa bir süre öncesine kadar Osmanlı Devletinin 32. padişahına reva gördükleri bu fotoğrafın üzerinden yaklaşık 85 yıl sonra gene tarih tekerrürden ibaret olacaktır. Kareler aynı fakat bu kez isimler farklı, ünvanlar aynı kalacak idi. Bu kez  benzer bir trajediyi Türkiye Cumhuriyeti'nin seçimlerde %47,88 ile seçilmiş bir başbakanının indirilmesi, ardından idam edilmesi ile yaşadı bu ülke. Fotoğraf gene aynıydı. Son derece laubali, lakayt bakışlar, pozlar ve zoraki objektife bakan bir devrik lider.

Sizce iki resim arasında bir benzerlik var mı?

 Yıl 1961... İdamından kısa bir süre önce cuntacıların Adnan Menderes'i idam etmeden önce hatıra fotoğrafı çekercesine sırıtarak, aşağılayarak verdikleri poz.

Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.