New York'ta Beş Minare ve Mahsun Kırmızıgül

Kim demiş arabeskçiden başarılı yönetmen çıkmaz diye... İster kabul edelim ister etmeyelim sevelim ya da nefret edelim ama Mahsun Kırmızıgül birçok otoriteyi kıskandıran başarılara imza atıyor. Evet, onu kıro diye yaftalayan da oldu, o yapsa yapsa acitasyon filmler yapar diyenler de. Fakat o, kaliteli film yapmanın yolunu ustalarla iş yapmaktan geçtiğini gördü ve Erol Günaydın,  Ali Sürmeli,  Gazanfer Özcan, Yıldız Kenter,  Fadik Sevin Atasoy,  Nejat Uygur, Lale Belkıs,  Tomris Oğuzalp, gibi yeşilçamın ekol sanatçıları ile işe başlayıp ilk olarak Beyaz Melek'i ardından Güneş'i Gördüm'ü ortaya çıkardı.

Aslında klişe sayılabilecek bir konuydu hem Beyaz Melek hem de Güneş'i Gördüm... Doğu'dan kopup gelen İstanbul'da gelişen acıları konu etmişti ilk iki filminde. Batı insanının duyarsızlığı, anadolu halkının kenetlenmiş aile yapısı üzerinden işlendi filmleri. Zorunlu göçler, kan davaları, ayrımcılık, fakirlik ve çaresizlik... Belki Türkiye gerçekleri olsa da konu bakımından sinema dünyasına yepyeni bir bakış açısı getirmedi belki Mahsun Kırmızıgül ilk iki filminde.

Doğup büyüdüğü yerlerin sıkıntılarını, acılarını ve mutluluklarını beyaz perdeye aktararak işe başlaması, yönetmenlik ve yapımcılık hayatında ilk basamak şeklinde değerlendirilirse acemilik yıllarını hüsrana neden olan filmlerle geçirmemesi onun için şans olsa gerek. İlk iki filminde -aha Mahsun'un yaptığı ancak böyle olur dedirtmedi kendine. Belki de diyemedi onu peşin peşin yerin dibine sokmak isteyenler. Siz deyin ırkçılık, biz diyelim, nişantaşı efkar-ı umumiyesinden olmayanların, hem sanatsal hem de kaliteli bir film yapamaz diyen sanatsal linç peşinde koşan anlayış... Onlara nispet Holywood akademi ödülü olan oscar'a aday adayı olma başarısı gösterdi "Güneşi Gördüm".

Kıskandırdı, hatta hasetinden çatlattı birilerini. Şimdi de New York'ta Beş Minare ile karşımızda. Gene zengin bir oyuncu kadrosu ile belki de yılın en iddalı yapımı. Kimler yok ki kadroda Haluk Bilginer,  Ali Sürmeli,  Erkan Petekkaya, Ali Güney,  Eşref Kolçak,  Zafer Ergin,  Hüseyin Avni Danyal, Suna Selen, Yüksel Arıcı.

Yabancı oyuncuların künyesine bakıldığında yurtdışındaki sinemaseverleri de salonlara çekmesi kuvvetle muhtemel. Kurtlar Vadisi Irak filmi, Titanic'in kötü adamı Billy Zane ve "Lost Highway (1997)" gibi ses getiren filmlerde oynamış Gary Busey ikilisi ile havasını atmıştı. Gel gelelim milliyetçi egolarımızı tatminden öteye gitmeyen malkoçoğlu ve karamurat serilerinin bir Türk'e verdiklerinden başka belki de tek kazanım İsrail ve ABD'ye atılan taş oldu. Bundan öte New York'ta Beş Minare filmi, holywood yıldızlarının çokluğu ve filme yaptığı katkılarıyla küresel terörle islamın kesişmesini irdelyerek kendini popülerizmin dışında farklı bir perspektife koydu bu film. Mahsun gişe ve festivallerde bunu Başarabilir mi? Bunu  yerli ve yabancı sinemalarında gördüğü ilgi ve alacağı ödüllerle anlayacağız.

New York'ta Beş Minare'nin yabancı oyuncularını tanıyalım

Danny Glover: Filmde yer alan en ünlü ve etiketi en güçlü oyuncu. Mel Gibson ile çektiği Cehennem silahı serilerinden tanıyoruz. Takıntılı aynı zamanda da espirili, kısaca sempatik karakterli rolleriyle birçok filmde onu genelde polis, dedektif olarak izledik. Ayrıca ilginçtir ki "2012" filminde onu ABD başkanı;Thomas Wilson olarak izlerken bu kez müslüman din adamı karakteriyle karşımızda olacak.

Oynadığı diğer filmlerinden bazıları: Be Kind Rewind, Saw, Maverick , Silverado, Witness,  Shooter

Robert Patrick: Filmde yer alan bir diğer vitrin oyuncusu ise  Avatar'ın ünlü yapımcı ve yönetmeni James Cameron'un yazdığı Terminatör 2: Kıyamet Günü filminde Arnold Schwarzenegger ile başrolleri paylaştı. Sıvı metal alaşımlı T-1000 yokedicisi rolüyle ünü zirveye çıktı. Bu filmde ise onu ilerlemiş yaşı ve aldığı kilolarıyla göreceğiz.

Diğer filmlerinden bazıları ise; Fire in the Sky , The Dig, Striptease, Charlie's Angels: Full Throttle, The Marine, Strange Wilderness, Fly Me to the Moon.

Gina Gershon: Holywood'un çok aranılan başrol kadın oyuncusu olmasa da birçok kaliteli filmde yer almayı başarmış bir aktris. John Travolta ile  Nicolas Cage'in Face/Off - Yüz Yüze adlı filmindeki rolüyle ün kazandı. 

Son olarak ülkemizde büyük beğeni kazanan Not: Seni Seviyorum (P.S. I Love You) filminde de rol alan güzel yıldız; Delirious, Out of Season, Black &White, The Player, The Insider gibi filmlerle adından söz ettirdi.

Diğer Yabancı oyuncular: Justine Cotsonas, Ryan Silverman ,S Novym Godom, Papa! (2004) , Sharrieff Pugh 

Filmin Konusu:  Aslında yakın dönem Türkiye gerçekleri üzerine yoğunlaşan filmde, interpol tarafından kırmızı bültenle aranan, bazı kesimlerce efsaneleşmiş bir teröristin yakalandığı haberini alan 2 Türk ajanının (Acar: Mustafa Sandal - Fırat: Mahsun Kırmızıgül) New York, İstanbul ve Bitlis üçgeninde başlarından geçenleri anlatıyor. Amerika'ya giden özel ajanların  radikal dinci bir örgütün lideri olan Deccal kod adlı zanlıyı teslim almaları hiç de o kadar kolay değildir. Patlayan bombalar, suikastler ve amaçları uğruna katliam yapmaktan çekinmeyen karanlık odaklar...

Deccal'i yakalamaya yönelik yapılan operasyon tam anlamıyla bir faciaya dönüşür. Liderlerini polisin elinden kurtarmak isteyen militanlarla özel kuvvetrlerin çatışması ile ortalık savaş alanına döner ve Deccal kaçmayı başarır. Artık kovalamaca başlamıştır. 

Batı dünyasında 11 Eylül sonrası ilamiyet ve müslümanlara karşı oluşan paranoyayı ve psikolojik linçi irdeleyen film gerek bütçesi gerekse senaryosu ile sinema severleri heyecanlandırıyor. Tam bu noktada iki holywood filmi akla geliyor. Biri "Traitor"; 11 Eylül saldırıları sonrasında amerikan halkının yaşadığı korku ve paranoyayı işliyor, diğeri de Five Fingers; Hollanda'lı bir aktivistin çocuklara yardım eden bir programa katılmak için tüm sahip olduklarını bir kenara bırakarak Fas'a gidip sonrasında aşırı dinci bir örgüt, aslında CIA'tarafından kaçırılmasını konu eden yapım. Yani 11 Eylül travması ana malzeme...

Yalnız birkaç önemli nokta filmde dikkat çekiyor. Fragmana yansıyan görüntülerde ellerinde bozkurt işareti olan gençlerin silah üzerine "Allah'a Kuran'a vatana, bayrağa ve silaha yemin olsun" diyerek ülkücü yemini eder gibi and içmeleri bu kesimlerce nasıl karşılanacak merak konusu. Dğer yandan Tarikat müridleriyle beraber Ali Sürmeli'nin canlandırdığı karakterin büyük camilerimizden birinde yaptırdığı zikir de dikkat çeken ayrı bir nokta. Görsel açıdan kimlerinin hoşuna gidecek kimilerini de kızdırabilecek bu görüntülerin baş aktörü Ali Sürmeli rolünü başarıyla oynuyor.  Zira Ali Sürmeli dergah, tarikat üzerine olan "Takiye: Allah'ın Yolunda" adlı yapımda da görevini ustalıkla sergilemişti.

Munstafa Sandal'a ayrı bir parantez açmak gerekirse bu kadar iddalı bir filmde sırıtır mı sırıtmaz mı o da çok konuşulanlar arasında. Kimilerine göre bir araya gelmeyecek ikili (Mahsun-Musti) nasıl olurda kafa kafaya verip böyle bir projede aynı sahneyi kareye girdiler? Bekleyip göreceğiz...

Filmde "Bu adam laik devletin düşmanı, bu adam terörist" diyen  Mahsun Kırmızıgül, kimi çevrelerce bu noktadan da eleştirilecek. Kimi kastetti, kimi işaret ediyor diye sorgulayanlar da çıkacaktır kuşkusuz. Ard niyetli olmadığını, birilerini veya bir çevreye dikkat çekkat çekmediğini anlatsa da kendine pay çıkaranlar olacaktır.
Filmde bizden birinin New York sokaklarında yabancı film yıldızlarına son derece aksiyon dolu kovalamacaları soluk soluğa izletmesi, uluslararası düzeyde çekilen bir film ile vizyona girmesi heyecan verici olsa gerek. Türk sinemasına yeni bir boyut getiri mi bilmez ama bu film ile Mahsun Kırmızıgül çıtasını iyice yukarılara çekiyor.

Filmden Notlar:

-  Filmde yerli ve yabancı olmak üzere toplam 2.500 kişi rol aldı.
-  Filmin çekimlerinde 300'den fazla görevli yer aldı.
-  Mahsun Kırmızıgül, filmden önce yaklaşık 1 ay boyunca cemaatlerin zikirlerini tek tek izleyip kafasındaki zikir ayinini şekillendirdi.
- 11 Yıl önce senaryosunu yazsa bile 11 Eylül saldırıları ve bütçe yetersizlikleri dolayısıyla ancak beyaz perdeye aktarılabildi.
 - Görsel efektlerini Manuel Ray Gonzalez yaptı.
-  Filmde Anamorphic Lens yani geniş açılı bir görüntünün özel bir lens ve görüntü alıcı yardımıyla küçük bir ekrana sığdırılması ve görüntünün ekrana yansıtılması esnasında göstericiye takılan aparatla tekrar sıkıştırılan görüntünün yayılması özelliğinin kullanılması sinemalarımızda bir ilk.
-  Türk yapımı bir film olarak yarısı ingilizce olarak çekilen ilk film. Dolayısıyla bir kısmını altyazılı izleyeceğiz.
- Amerikan sinema andüstrisinin nabzını tutan holywood Reporter adlı gazetede filmin konusu için "haksız yere hapse atılan Türk din adamının başına gelen talihsizlikler" diye anlatıldı.
- Filmin müziklerini 140 kişiden oluşan dünyaca ünlü "The City Of Prague Film Harmonic-Prag Senfoni Orkestrası" seslendirecek.

New York'ta Beş Minare'nin fragmanları



Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

2 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Filmi izledim bahsedildiği gibi kimseyi kızdıracak bir film değil.Mahsun k. bir çok konuya birden değinmiş ama kimsenin canını yakacak bişey dememiş.Ülkücülerle ilgili tek kısım Ülkücü Yemini edildiği kısım ve siyasi hiçbir yorum yok.Cemaatler açısından Kadiri tarikatının zikirine benzeyen bölümde bulunan cemaat için terör bazında temiz olduğu yorumu var.Hacı rolünde oynayan haluk bilginer'in konuşmaları itibariyle Fethullah gülene benzese de hikaye bu yönde değil.Herhangi bir cemaat yönü yok.İslam açısından başarılı tanıtım kısımları var.İslamafobiye karşı güzel göndermeler yapılmış.İzleyin derim...

    YanıtlaSil
  2. Film Türk sinemasını şahlandıracak. Zaten gişe başarısı da bunu teyit ediyor... Türkiye'de 3 günde 703 bin 330 kişi, Avrupa'da ise 95 bin 671 , toplamda 799 bin 1 kişi tarafından seyredildi.

    Helal olsun...

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.