Önce taciz sonra hapis ardından kitap şimdi de film !

Adam cinsel taciz suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan ve cezası tecil edilen Marco Weiss işlediği suç sonrası yaşadıklarını yaptığı yetmez gibi önce kitaplaştırdı şimdi de sinemaya uyarlıyor. Daha önceleri ülkemizde de hapis cezası almış ünlülerin suçlarını dramatik hikaye olarak kitaplaştırdığına şahit olmuştuk. Limisi uyuşturucu madde bulundurmak ve satmak kimisi de mafyaya karışmak iddasıyla hüküm giymiş, mahkum olmuştu. Sonra da utanmadan sıkılmadan anılarımı yazıyorum diye kitaplaştırmışlardı.

Bir benzer olayda birçoklarımızın hatırlayacağı Marco Weiss, 2007 yılında Antalya'da Charlotte M. adlı İngiliz turisti cinsel taciz ettiği suçlamasıyla yargılanmış ardından suşun sabit görülmesiyle hüküm giymişti. Eleman 247 gün kaldığı hapishanede yaşadıklarını sanki övünülecek bir hikaye gibi Marco W.Türk Cezaevinde 247 Günüm adında kitap yazıp Hamburger Kinderbuch = Hamburg Çocuk Kitabı adlı yayınevinden satışa sunuldu.

Kitap 20.000 baskıyla yayınlanıp 14,95 Euro bedelle satışa 9 aralık 2010'da kitapçılarda yerini almıştı.

Rezillik içinde rezillik barındıran bu olaylar zincirinde kitabı basan yayınevinin çocuk kitapları basmakla bilinen bir kuruluş olması, kitabın içeriğinin taciz ettiği kızla nasıl tanıştığı, onu nasıl ayarttığından Türk cezaevleri sürecine kadar cinsel fazntezilerle dolu olması hasebiyle neresinden bakarsak bakalım ahlaki yönden facialar manzumesi. 

Üstelik bu suç yüzünden hapse atılması Alman kamuoyunda Türk yargısı üzerinde baskı oluşturulmuş, tahliyesinin ardından ülkesinde kahramanlar gibi karşılanmıştı.  Annesi ise Bil gazetesine verdiği mülakatta "Bu ailenin yaşadıklarına inanmak zor. Anne, oğlunun Türk hukukçularının keyfi uygulamaları sonucu bu kadar uzun süre hapiste kalmasını aciz bir şekilde izlemek zorunda kaldı" diyerek ülkemizi töhmet altında bırakmakta gocunmadı.

Olay bununla da bitmedi ve Marco Weiss'in Türkiye maceraları beyazperdeye de aktarılması yaşananlarda son nokta oldu. Filmin yönetmeni Oliver Dommengent, yapımcısı Ica Souvignier Marco Weiss’in cezaeviden arkadaşını ise Bülent Şerif isminde bir Türk canlandırıyor. Filmde Charlotte adlı kızı canlandıran karakterin ismini ise değiştirip Carolina olarak servis ediliyor. Çekimler nerede peki dersek burası için Malta seçilmiş.

Asıl önemli olan nokta bu kadar tuhaflık ve ahlaksızlıktan sonra Türkiye'de cezaevi günlerini anlatan bu gencin hikayesinin dönüp dolaşıp William Hayes'in 1970 yılında yaşadıklarını 1978 yılında Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) filmiyle ülkemizin imajını beyazperdeyle ayaklar altına alan yapıma bir yenisi eklenecek mi eklenmeyecek mi?

Konunun bir şekilde Türk cezaevlerinde yaşanan işkence vs. gibi görüntüler olarak dünyaya saptırılarak lanse edilmesi şeklinde bir kara propoganda ile karşılaşması olacak mı? Bu çocuğun yediği halt yüzünden kodesi boylaması onun bir şekilde intikamını Türk adaletinden almaya kalkması ihtimali herhalde uçuk bir idda olmasa gerek...
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

1 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Mynet'den 1 Adım önde olmak tebrikler23 Mart 2011 13:21

    İkinci 'Gece Yarısı Ekspresi'
    "247 gün" adlı film Alman Sat 1 televizyon kanalında yayınlandı.

    Antalya’da ailesi ile 4 yıl önce tatil yaparken 13 yaşındaki İngiliz kızı Charlotte M.’ye tacizde bulunduğu gerekçesiyle yakalanan ve 247 gün tutuklu kaldıktan sonra 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan Marco Weiss’ın cezaevi anılarından yola çıkılarak hazırlanan "247 gün" adlı film Alman Sat 1 televizyon kanalında yayınlandı.

    Türk yargı sisteminin eleştirildiği filmde, Alman genci Marco’nun çok kötü şartlardaki Antalya E Tipi Cezaevi’nde işkence gördüğü öne sürüldü.

    Türkiye ile Almanya arasında krize neden olan ve aylarca Almanya gündeminden düşmeyen Marco Weiss’ın cezaevinde yaşadıklarının canlandırıldığı ’Geceyarısı Ekspresi’ni andıran film, dün akşam Alman kanalında yayınlandı. Kanıt olmadığı halde Marco Weiss’in haksız yere tutuklandığı, Antalya’daki cezaevi koşulları çok kötü olduğu için ruh sağlığının bozulduğu, zaman zaman diğer tutuklulardan fiziki şiddet gördüğü ileri sürüldü. Filimde Marco’yu Vladimir Burlakov, annesini Veronica Ferres, babasını Herbert Knaup’un canlandırdığı filmin yönetmenliğini Oliver Dommengent yaptı.

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.