Oscar kazanamayan dev filmler


Oysa yıla nasıl iddalı girmişlerdi. Sinema salonlarını doldurup yıla damgalarını vuracaklardı. Hasılat o biçim, gişe rekorları bu biçim gelecekti. Gel gör ki izleyici beğensin beğenmesin birileri onları beğenmeyip elinin tersiyle itiveriyor. Oscar namı diğer akademi jürisi yok bütçesi yüksekmiş, yılın en çok sevilen, izlenen, konuşulan filmiymiş takmıyorlar. Gene aynısı oldu takmadılar da...

Inception yeni bir Matrix devrimi diye yola çıkarak akıllara zarar bir film yaptı. Eleştirmenler ilk başta filme tam not verdi. Gel gelelim Matrix filminin zihinleri zorlayan etkileyiciliği olmadı. Birçok izleyende olabilir ama akademi jürisini o kadar da etkileyemedi. Inception en iyi film dalında olmasa bile En İyi Orijinal Senaryo dalında bu ödülü alabilirdi.

Inception'ın bütünlük ve kurgusal kusursuzlukta bazı eksiklikleri olsa da The King’s Speech hem tarihi uyarlama hem de dram etkisi jüriyi fazlasıyla etkileyerek üyeleri geçmişin yolculuğuna çıkardığı yadsınamaz bir gerçek.Bir kralın herşeyden önce bir insan olması ve onun dramını ele alması gayet etkileyici bir oykü.

Inception filminin asıl şanssızlığı birkaç ay daha bekleyememesiydi. Oscar ödül törenlerine damgasını vurmuş filmlerin neredeyse tamamına yakını oscar mevsimi denilen Kasım - Aralık aylarının vizyon filmleridir. Bu sebeple Ağustos ayında herkesin merakla ve hayranlıkla izlediği Inception Oscar mevsiminde unutuldu, gündemini yeni filmlere bıraktı. E tabi bunun istisnaları var mı elbette var. 2010 yılının törenlerinde hiç kimsenin beklemediği başarıyı sergileyen The Hurt Locker filmi az bütçesi ve yıl başında vizyona girdiği halde ödülleri silip süpürdü.

The Hurt Locker filminin bu başarısının ardında yatan sır bana göre amerikan milliyetçiliğinden başka birşey değildi. Avatar'ın farklılığı ve gişe başarısını gölgeleyebilecek bir yapım olmaktan çok ama çok uzaktı. Birkaç amerikan askerinin Irak'ın tehlikeli topraklarında mayın tuzaklarına karşı yürüttüğü mücadele seyir zevki açısından hoş bir film olsa da unutulmaz filmlerden biri değildi. Fakat jüri ah benim cefakar askerim diye duygulanmış ola ki sonuç böyle oldu.

Geçmişte beklentiler ve gerçekler diye niteleyebileceğimiz oscar şaşırtmalarına sık sık tanık oldu sinema dünyası. Brad Bitt The Curious Case of Benjamin Button ile çok konuşuldu gel gelelim o da Oscar törenlerine damgasını vuramadı. Hint yapımı Milyoner filmi ödülleri sildi süpürdü. 

2004 yapımı Adolf Hitler'in son saatlerini anlatan Çöküş (Downfall) filmi yahudi lobisinin sırf adamı yüceltecek diye aday gösterilmesini engellemesi ödüllerin ve seçici jürinin objektif bakış açısını sorgulayan olayların başında geldi. Çok yerde dile getirilen bir dedikodu da oscar jurisindeki bazı üyelerin filmleri izlemeden oy verdiği. Herşeyin lobicilik faaliyetiyle gerçekleştiği bir ülkede buna inanmak istemesemde doğru olabileceğini düşünüyorum.


Çok ses getirip Oscar törenlerinden eli boş ayrılan filmler:


2010 Ses getiren - Favori adayı: Inception
Kazanan: The King’s Speech

2009 Ses getiren - Favori adayı: Avatar
Kazanan: The Hurt Locker

2008 Ses getiren - Favori adayı: The Curious Case of Benjamin Button
Kazanan: Slumdog Millionaire

2002 Ses getiren - Favori adayı: The Pianist
Kazanan: Chicago

1999 Ses getiren - Favori Adayı : The Green Mile / Yeşil Yol 
Kazanan: Amerikan Güzeli / American Beauty

1998 Ses getiren - Favori adayı: Er Ryan'ı Kurtarmak / Saving Private Ryan
Kazanan: Aşık Shakespeare / Shakespeare in Love

Bu filmlerin dışında aday bile olamamış çok önemli filmler de var.

  • Matrix (1999),
  • Once Upon a Time in America (1984),
  • The Pursuit of Happyness (2006),
  • City Of Angels (1998),
  • Oldboy (2003),
  • Frequency (2000, 
Bu filmler akademi jürisinin beğenisinden olumlu not alamadılar. Bir de ilginç bir durum var ki Türk Sineması açısından son derece vahim. Yeşilçam oscar törenlerinde bırakın heykele el uzatmayı aday bile olamadı tarihinde.

Kimler ödül almadı ki; Japon sineması 12 kez en iyi yabancı film dalında aday olup 4 kez ödüle uzandı, Cezayir 4 kez aday 1 kez ödül aldı. Daha nicesi Bosna Hersek'ten Porto Riko'ya kadar ulusal sinemalarıyla boy göstermişken biz anca televizyondan izleyebildik. Garip olduğu kadar üzücü bir durum aslında...
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.