Bir zamanlar askerdik... -1-

Gitmeyince bilinmiyor, ne zaman gitcen dediklerinde daha var demek kolaydı. Tecil vardı. Aylardan Mart başıydı nerden geldiyse aklıma bu askerlik nolacak demiş, tecil bittimi daha var mı diye düşünmüştüm. Mart ayının sonunda Nisan gibi kısa dönem askerlik celbi var diye kulağıma gitmiş olsa gerek şunu bir sorayım demiştim. sabahı olur olmaz askerlik şubesine telefon açtım TC kimlik numaramı söyleyip askelik durumumu sordum ve o an için acı sürpriz ile karşılaşmak pek de kolay olmamıştı. 31 Mart itibariyle askersin dedi eleman. Ne kadar kolay söylemişti...

İş var güç var daha ne planlar vardı ama bu planların içinde yakın bir dönemde askerlik yoktu... İşyerine ben gidiyorum demek, planları silbaştan tekrar yapmak kolay olmadı. Aslında biraz da yusuf yusuf durumu da yok değildi. Nereye düşücem, nasıl bir askerlik yapıcam falan filan. Kimilerinin anıları anlat anlat bitmez fakat bir çoğu da askere gittim psikolojim bozuldu gibisinden birşeyler sayıklaması insanın içinin ister istemez kemirmesine yol açıyordu. İnternetten ise ekşi sözlüğün askere gideceklere öğütler ve kısa dönem askerlik yapacaklara öğütler gibi  ilgili başlıkları birçokları gibi hatmetmeme rağmen ortaya net bir fikir çıkmıyordu. Sonradan görecektim ki askerlik senin yaşadığın askerlikten öte bir şey değil.

Çevremdekilerle muhabbetin konusu, gündemi de artık belliydi. Efendim ben Erzurum'un soğuğunda şöyle askerlik yaptım, ben yazıcıydım şöyle rahattım, ben komutanın postası oldum kebap askerlik yaptım gibi gibi. Tüyo ver nasıl askerlik dendiğinde her kafadan bir ses... Ama bir kişiden aldığım tüyoyu ne unutmam mümkün oldu ne de hak vermemem. Aynen şuydu: Kardeşim akerlik mi ? hiç sıkma, kasma giren giriyor sen rahat ol,  fazla oynaşma kıpraşma bırak, akışına bırak bir gün o tezkere gelecek sen orada kalmak istesen bile seni kapının önüne onlar koyacak!

Son tavsiye aynen geçerliydi.

Neyse bir merakla askerlik şubesine açılan telefonla başlayan macera  Tuzla'da sınava girmemle daha bir ciddiyete bürünmüştü. Sınav; cuma, cumartesi, pazar olmak üzere 3 gün yapılacaktı. Askerlik mevzuunda efsaneler çoktur işte yedek subay (Astek) seçmelerinin yapıldığı bu sınavla ilgili de efsaneler vardı. En başında sınava giriş gününü seçme hususunda herkes birşeyler söylüyordu. Sakın son güne bırakma, sakın ilk gün gitme aman kalabalık olur eziyet çekme gibi. Ben de ne ilk ne son ortasında giderim dedim vardım sınava. Kapıdan içeri girer girmez sıra bekleme maceram başladı. Gruplar halinde toplatılıp kafeterya gibi bir binanın önünde ictima provası aldık. Kurbanlık koyun gibi beklerken içerden askerin biri son derece neşeli bir şekilde bizi kucakladı. Nazıl bir kucaklama, - Aman efendim torunlarım gelmiş, hoşgelmiş bak bak bak heleeee şunlara bak... İnsan kızmakla, nelerin kendisini beklediğini düşünüp endişelenmekle, gülümsemek arasında kalıyor.
Sınav aslında birçoklarının dediği gibi formalite idi. Yedek subay olmak istemiyorum diyenlerin de Astek olabildiği istiyorum diyenlerin olamadığı bir sınav. Kriteri TSK belirliyor netekim, o kadar.

Sınav Nisan başında birliğe teslim 12 Nisan idi peki neresiydi? Herkes gene birşeyler söylüyordu. Kesin doğu çıkacak, yok Ankara'da yapar gelirsin, yakın olsun da gidip görelim tarzında fikirlerin havada uçuştuğu anda bombayı gene MSB sitesinden kendisi patlattı. Acemi birliğinin yanında sonraki görev yeri bile belliydi. İlk durak Kastamonu Gölköy 1. Jandarma Eğitim Taburu, sonrasında Giresun yazmaktaydı ekranda. İlk olarak ne yapıldı akabinde? Elbette haritayı açıp Kastamonu nerde, nasıl gidilir, Giresun nerede...

Günlerin su gibi aktığı dönemlerdi son bir kaç gün. Aslında günlerin geçmediğini saatlerin aslında ne kadar yavaş ilerlediğine tanık olmaya da az kalmıştı. 

Kastamonu yolcusu kalmasın!

Daha Kastamonu'ya varmadan efsaneler, dedikodular başlamıştı. Aman erken git sıkıntı yaşama mesai saatinden sonra varırsan işlem yapmazlar ertesi gün işlem yaparlar 1 gün geç çıkarsın, amaan kaçta gidersen git sıkıntı olmaz kardeşim bak keyfine. 

Ben de korka korka vardım Kastamonu'ya. Terminale iner inmez  geç kaldım korkusuyla beraberimde benimle aynı otobüstle gelen askerlerle taksicilerin kucağına oturduk. Dolmuş aramaya fırsat bulamadan bir de bakmışız taksiye bavulları yerleştiriyoruz. Oysa hemen yanıbaşımızda Gölköy dolmuşları bekliyormuş. 

7-8 Dakikalık bir yolculuktan sonra nizamiye kapısında iner inmez sıraya girmemiz bir oldu. Herkez birer birer içeri alınırken hoparlörlerden çanakkale marşı, yine de şahlanıyor aman türlüleri yankılanıyordu. İnsan onları duyunca tuhaf oluyor be...

İçeri girdiğimizde bilgisayarda sen şu binaya sen de şu binaya diye talimatlara uyarken hangi bölükten olduğumu da öğrenmiş oldum. Bu arada Gölköy için bir efsane de 5. Bölük efsanesiydi. Seçilmişlerin, sözde torpillilerin bölüğü orası giden yaşadı, 24 saat sıcak su 4 kişilik koğuşları, yepyeni bina gibi dedikodular daha ben gelmeden kulağıma fısıldanmıştı. Hemen önümdeki askerin sen 5. bölüktesin şu bina önünde bekle denmesi akabinde dedikoduların etkisimidir bilmem ben de 5. bölüktemiyim diye bir beklenti olmadı değil hani içimde. Sıra bana geldiğinde 3. bölükte olduğumu bildirdiler ve başka yöne doğru götürdüler. Sonradan öğrendim ki 5. bölük efsanesi biraz abartıdan öte birşey değil, sadece binanın yeni olmasının getirdiği pek de önemli olmayan konfor dışında en şanslı bölükte olduğumu düşünmem için birkaç gün zarfında  öğrenmiştim. Öyle bir ayrıcalık görmedim ama gerek komutanların espirili, nazik, kibar yaklaşımları gerekse arkadaşlık ortamı birçok  sıkıntıyı unutturmuştu.

3. Bölük yemekhane binasının hemen yanıbaşında yaklaşık 300 kişiyi toplayıp çömelmiş vaziyette tir tir titrettikleri an herkesin aklında binbir soru, nerdeyim ben, burası neresi, bunlar kim, bana nolacak, nereye götürecekler gibi gibi... Hava öyle soğuk ki, Allahtan yanıma beremi, kaşkolumu ve montumu almışım yanımdakilere bakıyorum turist gibi tişörtle çıkmış gelmiş onun gibi niceleri ben titrerken; soğuktan elemanlar ne hissediyor düşünürken bile bir daha üşüyorum...


İlk Gece...

İlk geceyi kimse unutamaz. Yalnızlık, ümitsizlik, belirsizlik arasında gider gelir acemi asker o gece. 

Derken sayı alındı ve herkes geçici koğuşlarına sırayla (300 kişilik bir kafileyle) yerleştirildi. Kimse pijamasını giymiyor birkaç istisna dışında. Herkes yatağına uzanmış tavana bakıyor. Sanki hiç uyumak istemezmiş gibi, sanki üzerindeki sivil kıyafeti çıkarınca bir daha giyemeyecekmiş endişesini taşır gibi gözler dalıyor koğuş ahalisinin... Işıklar sönüyor ve bir süre sonra horlama orkestrası domajör girerek ses veriyor yatakhanede.


Ertesi gün toplu halde gene sırayla evrak teslimi, kayıt işlemleri, aşı muayeneler, ve kıyafet teslimatı başlıyor. Kısaca kıyafeti giyince askerlik de fiilen başlamış oluyor. Bizlere nano kamuflajı verdikleri ve onu üzerimize giydiğimiz an artık asker olduğumuzu hatırlatan görüntü yansıyordu yüzlerimize.Kıyafetler deyince gelmeden önce söylenen bir çok efsanenin de boş bir palavra olduğunu görüyorduk. TSK ayak havlusuna kadar temin ediyordu askerine istihkakını. Peki neler vardı bu malzemelerinn içinde?

1- Nano kamuflaj seti (gömlek, parka, pantolon, yazlık kışlık şapka, rüzgarlık)
2- Yün içlik (Alt-üst)
3- El, ayak ve banyo havlusu
4- Diş fırçası ve macunu
5- Eldiven
6- Atlet ve don (paçalı asker donu beklerken beyaz slip don vermelerine şaşırmadım değil hani)
7- Eşofman takımı
8- Spor ayakkabısı
9- Bot (postal)
10- 3 adet çorap biri normal, biri kışlık diğeri de beyaz
11- Spor için tişört ve şort


Bütün bu malzemelerin yanında ihtiyaçlar bitiyor mu bitmiyor tabii ki zaten dışardan hem bulamayacağınız hem de bulsanız bile kazık yiyeceğiniz bir çok ürün kantinde mevcut. Sizden palaska, traş takımı çantası, temiz kirli çamaşır torbası ve çamaşır filesi, elbise askısı, elbise kılıfı (buna galoş da diyorlar) , kalem, küçük asker not defteri almanızı isteyecekler. 

Askere gelirken alınması gereken malzemeler ise kısaca tırnak makası, traş bıçağı, köpük , uzun siyah çorap, kağıt mendil, valiz için kilit, sabun, şampuan, isteğe bağlı yastık kılıfı, traş losyonu ve ayakkabı boyası gibi. Gerçi bunların bir çoğunu kantinde uygun fiyata bulabilirsiniz ama stokların bitme olasılığının olduğunu unutmamak gerekir. Bir de sigara kullanıyorsanız yanınızda mutlaka 3-5 paket, mümkünse bir karton yedek sigaranız olsun bu işte kesin bitebiliyor. Dışardan getirtmek zor. Usta askere (kadrolu asker) getirtebilirsen o da zor iş, anca olur.
Eğitim günleri, 
Komutanlar,
Askeri terimler,
Yemin töreni
Dumur olaylar,
Usta birliği
Tezkere, şafak kaç muhabbetleri
DAVAMI GELECEK...
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

1 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.