Afrika Sosyalizmi

Afrika anarşizmi, kıta sınırları boyunca, öncelikle etnik olarak bölünmüş Kuzey ve Güney Afrikalı liman kentleri bağlamında gelişti. Bu hareketler hakkında el altında bulunan az miktarda yazı dışında bu konu üzerine çok az şey yayımlandı. Hindistan bağlamında olduğu gibi, bu, kısmen burada ideolojik bakımdan tutarlı şekilde temellenmiş bir hareket olarak anarşizm tarihinden az şey bulunmasındandır. Fakat kısmen de ya kapitalist-emperyalist ulus-devlet sistemlerinin ya da bölgedeki post-kolonyal Afrikalı sosyalist sistemlerin hegemonyası yüzündendir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde kıtadaki en geniş anarşist hareket Güney Afrika’dakiydi.

Sam Mbah gibi Nijeryalı anarşistler tarafından yakın geçmişte gerçekleştirilen çalışmalar, bir ideoloji olarak anarşist düşüncenin 20. yüzyılın ortalarına kadar Afrika kıtasının birçok bölgesine doyurucu bir şekilde erişemediğini belirtmiştir. Ancak ideolojik olarak tutarlı bir anarşizm biçiminin eksikliğini kabul etmekle birlikte, birçok Afrikalı kabilede bulunan anarşist toplumsal unsurlar çalışmalarında fazlasıyla vurgulanmaktadır. Bu yolla, kabile komünizmi özellikle ve benzersiz bir şekilde Afrika bağlamı içinde anarşizmin Batı-dışı biçimi olarak anlaşılmıştır. 

Kabile cemaatindeki yaşlılar, zorlamanın herhangi bir meşru kullanım biçimine sahip otoriteler olarak değil, sadece deneyim itibari ile liderler olarak tanınırlar. Bazı devletsiz toplumlar anaerkil olsa da, din ve köyün bazı işlerini yerine getiren yaşa göre rütbelendirilmiş erkek grupları, içsel bir toplumsal bileşimi koruma yöntemi olarak iş görürler. Özellikle Igbo, Nijer Deltası halkları ve Tallensi, anti-otoriter, doğrudan-demokratik toplumsal yapılar tarafından belirlenmiş olmaları ile bilinir. Öncelikle yaşlılar meclisinin tavsiyesi ile ayarlanan, doğrudan demokrasinin bir biçimi olan çokluk ilkesine dayalı köy toplantılarının en yüksek derecede otoritesi etrafında örgütlendiler. Aslında bu toplumlar ataerkil olmalarına rağmen, kadınlar kendi örgütlenmeleri aracılığıyla topluluğun idaresinde önemli roller oynadı. “Afrika sosyalizmi” olarak isimlendirilen olay, kıtanın sömürgeleşmesi, endüstrileşmesi ve kentleşmesinden kaynaklandı. Bu, Avrupa’nın Afrika’yı ulus-devletler şeklinde parçalara böldüğü, ulus-devletleri geçmişte kıtaya ait âdemi-merkeziyetçi toplumsal idarenin temelini oluşturan devletsiz toplumlar üzerine ve arasına yerleştirdiği 1884–85 Berlin Konferansı ile başladı.

Söz konusu kolonyal ulus-devletler, devletsiz toplumları yok eden, bölen, onların yerlerini değiştiren ve temelini çürüten Avrupalı elitlerin yararına doğal kaynakların çıkarılmasını kolaylaştırdı. Birçok Afrikalı ulus-devlette anti-kolonyal hareket, Libyalı Muammer Kaddafi, Mısırlı Nasır gibi “Afrikalı sosyalistler” ve Sebghor gibi “siyah sosyalistler” tarafından yönlendirildi. Bunların çoğunun ortaklaştıkları özellik, Batılı sermayenin çıkarları doğrultusunda çabucak kontrol altına alınmaları ve kümese sokulmalarıydı. Böylesi Afrika sosyalizmleri Marksist bir yaklaşım tarafından yönlendirilmelerine rağmen, yabancı kapitalist çıkarlar tarafından şekillendirildi ve yönlendirildiler. 1960’ta bağımsızlığını kazandıktan sonra Nijerya, geleneksel Afrika komünalizminin ve İsrail Kibbutizm sisteminin unsurlarının bir sentezine dayanan, ulus çapında kolektif bir tarım sistemi uyguladı. Kapitalizme “sosyalizmin öğretisi”ne olduğu kadar karşı olan bu sistemde, gözden geçirilmiş bir Afrika komünalizmi biçimi post-kolonyal Tanzanya toplumunun temeli haline geldi. Ujamaa sistemi, köylüler üzerinde Dünya Bankası’nın uyanık vesayeti altındaki devlet kontrolünün hızlı yozlaşması sonucu olarak başarısız oldu. Afrika kıtası üzerinde Tanzanya, kapitalist ulus-devletlerde olduğu gibi bazen sosyalist ulus-devletlerde de tuhaf bir şekilde meydana gelen bu gelişmede yalnız değildi. Henry Glasse adındaki beyaz bir Afrikalı, 19. yüzyılın sonlarında ülkede anarşist hareketin ilk gümbürtülerinin örgütlenmesine yardımcı olmuştu. Yüzyıl dönümünden kısa bir süre sonra, Cape Town’da, anarşistlerin ve devlet-karşıtı sosyalistlerin koalisyonu tarafından Sosyal Demokratik Federasyon kuruldu, bunu kısa ömürlü Güney Afrika İşçi Örgütlenmesi’nin ortaya çıkması takip etti.

Zamanın bu kuruluşları hakkında göze çarpan tek şey, çoğunluğun beyaz olmadığı bir ulus-devlette, bu organizasyonların ağırlıklı olarak beyazlar tarafından yapılmış olmasıdır. Yerliler, renkli derililer ve yoksul beyazlar ara işleri alır ve siyahlar daha çok işçi-yoğun vasıfsız işlerde çalışmaya devam ederlerken, yüksek ücret veren vasıflı işlerin çoğunda beyazlar çalışmaktaydı. Bu durum,1917’de Uluslararası Sosyalist Birlik üyelerinin çoğunlukla siyahların sendikalist örgütlenmesi olan Afrika Endüstri İşçileri örgütüne yardım etmesiyle değişti. Bu örgütlenme, IWW’den yoğun bir şekilde etkilenirken 1908’de sendikalistler ve De Leonistler arasındaki ayrılıktan sonra, IWW içinden ihraç edilen De Leonist politika taraftarı unsurları benimsedi.

Birisi seçim siyasetinin yararını sorgulamaya başladığında, doğrudan eylemiyle seçim karşıtı olarak yönlendirilmiş Endüstriyel Sosyalist Birlik doğdu. 1918’den 1920’ye kadar Afrika Ulusal Kongresi’nin başkanları arasında bazı anarşist-sendikalistler de vardı. Fakat 1921 civarında, öncü aktivistler Güney Afrika Komünist Partisi’nin kuruluşuna hizmet etmek için anarşizmi terk ettikleri için, birinci dalga anarşizm Güney Afrika’daki en son metrelerindeydi. Birçok ülkedeki anarşistler Çin’in önemli komünist liderleri haline geldiler, Brezilya ve Latin Amerika ülkelerinde de durum böyleydi. Güney Afrika’daki gibi, Akdeniz’deki Kuzey Afrika liman kentleri de anarşist fikirlerin yayılmasında büyük rol oynadılar. Mısır anarşist hareketi bu akımın iyi bir örneğidir, burası için anarşizm neredeyse tamamen göçmen bir olgudur.

1877’de Mısır anarşist hareketi, kısa bir süre sonra Le Questione Sociale adlı gazetenin takip edeceği, İtalyanca günlük anarşist gazete Lavoratore II’yi çıkarmaya başladılar. Öncelikli okuyucusu, Mısır’da sayıları gittikçe artan ve özellikle Akdeniz liman kenti İskenderiye’de yoğunlaşmış olan İtalyan göçmen cemaatiydi. İskenderiye bir liman kenti olduğundan oldukça farklıydı ve sadece anarşist etkinlikler için değil, Akdeniz bölgesinin çevresinden gelen anarşist sürgünler için de bir depo vazifesi görecekti. 1900 yılında Luigi Galleani’nin yaptığı gibi, 19. yüzyılın sonlarında Kral I. Umberto’ya suikast girişiminden sonra Malatesta da burayı sığınak olarak kullandı. Kısa bir süre sonra, İtalyan cemaatinin anarşist fikirleri, daha sonra İskenderiye’de ayakkabı imalatçıları için anarşizm-odaklı bir işçi sendikası örgütlemeye devam edecek olan Yunan göçmen işçilere yayıldı. Fakat anarşist fikirlerin göçmen cemaatleri dışına ve yerli Mısır cemaatlerine herhangi bir şekilde yayıldığına dair çok az delil vardır. Tunus ve Cezayir, anarşizmin var olduğu ülkelerdendir. Kuzey Tunus’taki Tunus liman kenti, İtalyan göçmenler arasında anarşist hareketi ön plana çıkardı. Mısır’da olduğu gibi, onlar da, arasında L’Operaio ve La Protesta Umana’nın da bulunduğu bazı gazetelerin basımı ile meşgul oldular. Sonuncusu o sırada Tunus’ta yaşayan Luigi Fabbri tarafından çıkarıldı. Cezayir’in liman kentleri L’Action Revolutionnaire, Le Tocsin, Le Libertaire ve La Marmite Sociale’yi kapsayan bazı anarşist gazetelerde önemli bir rolü olan anarşist etkinlikler için büyük bir ambardı. Geçici dönem hakkında elde edilebilir çok az bilgi olmasına rağmen, 1939’daki İspanya İç Savaşı yenilgisinden sonra birçok anarşistin Cezayir’de Oran liman kenti civarına yerleştiği belgelenmiştir. Senegalli şair, devlet adamı, Fransız Batı Afrikasının bağımsızlık savaşımının önderi Leopold Sédar Senghor Afrika Sosyalizmi düşüncesinin önemli bir savunucusudur.

Afrika’nın tümünde kapitalizm uygulamaları zorlaşmakta ve Afrika Sosyalizmi yaygınlaşmaktaydı. Sömürgecilik sonrası ulus devlet anlayışı gelen baskılara dayanamamış ve Afrika Sosyalizmi yaygınlaşmıştır. Bunda da Afrika kıtasının birçok bölgesindeki ayaklanmaların rolü büyüktür

Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.