Demokrasi

Yunanca demokratia, Fransızca’da démocratia’den türemiştir. Egemenliğin halktan kaynaklandığı bir yönetim biçimidir.

İlk demokrasi uygulamaları eski Yunan Kent devletlerinde görülmekteydi. Vatandaşlar, belli başlı yürütme ve yargı görevlerine getirilebiliyordu. Güçler ayrımı yoktu. Kadınlarla kölelerin siyasal yaşamdan yoksun olmaları, burada demokrasinin oluşmasını sağladı. Ancak, demokrasi eski Yunan’da sadece lafta kalmıştır, diyebiliriz. Özellikle, kilisenin hâkim olduğu Ortaçağ düzenine tepki olarak Aydınlanma Döneminde demokrasiye olan ihtiyaç artmıştır. Kilisenin hâkim olduğu zamanda da demokrasi vardı, ancak tam bir demokrasi değildi. Rönesans’la birlikte kimliğini değiştirdi. O. J. Rousseau ile halk egemenliği biçimini almıştır.

Marksizme göre, toplumsal örgütlenmenin ilk amacı eşitliği sağlamaktır. Mülkiyeti elinde bulunduran burjuvazinin egemenliğinin son bulması, sınıflar arası karşıtlıkları ortadan kaldırır. Sosyalist sistemlerde halk demokrasisi vardı.

20. yüzyılda demokrasi yaşamın vazgeçilmezlerinden biri oldu. Rekabet, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü demokrasinin kilometre taşları arasına dâhil oldu.

Osmanlı Devleti’nde 1808’de Sened-i İttifak ile ilk demokrasi hareketleri görüldü, 1839’da Tanzimat Fermanı ile daha da güçlendi. Cumhuriyetin ilânıyla çok partili sisteme geçilmek istendi, ancak 1950lere kadar başarılı olduğu söylenemez.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.