Jakobenler

Fransız Devriminin öncülerinden, şiddet yanlısı devrimci bir grubu ifade eder. Bu grup, toplantılarını Dominikenlerden kalma manastırda (Paris’te olan bu manastır Jakoben adıyla anılır) yaptıkları için halk arasında Jakobenler diye anılırlar. Grup, aşırı eşitlikçilikle birlikte şiddet yanlısı politikalarıyla tanınıyor. Amaçlarını, devrimin kazanımlarını aristokrasiden gelebilecek gerici hareketlere karşı korumak olarak özetlemek mümkün. Görüşlerinden kuşku duydukları kişileri izliyor, Hıristiyanlığı etkisizleştirme hareketine önderlik ediyor ve devrim şenlikleri düzenliyorlardı. Ortaya çıkışları Breton Kulübü’ne dayanıyor.

Bretanya (Fransa’nın Kuzey Batısında, Gaskonya Körfezi ile Manş denizi arasındaki bölge, yarımada) temsilcileri olarak 1789’da Anayasanın Dostları Derneği’ni kurarak, diğer yörelerin temsilcileriyle birlikte ortak tavır belirlemeye çalıştılar. Kısa sürede etkinlik sağlayıp Fransa’nın her yerinde şubeler açtılar. 1792’de monarşinin kaldırılmasının ardından Özgürlük ve Eşitlik Dostları Jakobenler Derneği adını aldılar. Jakoben adı, Fransız Devrimi döneminde, başta İngiltere olmak üzere Avrupa’nın diğer ülkelerinde de ortaya çıkan radikal gruplar için kullanılmıştır. Jakobenizmin, Fransız Devrimi’nin siyasi kültüründen beslenen Jön Türk (İttihatçılar) hareketi içinde de benimsendiği söylenebilir.

1789 Büyük Fransız Devrimi’nin siyasi grupları arasında Jakobenler kadar Jirondenler ve Komüncüler de etkilidir. Jirondenler, Gironde ilinden gelme idealist genç avukatların oluşturduğu ılımlı cumhuriyetçilerdir. İşadamı, tüccar, sanayici ve bankerlerin desteğini alarak Ekim 1791-Eylül 1792 arasında meclise yön verdiler. Saraya karşı sert eleştirilerle ortaya çıktılar ve yurtdışındaki monarşi yanlıları ile devrim karşıtı rahiplere karşı önlem alınmasında da önemli rol aldılar. 1792’den sonra etkileri azaldı ve Jakobenlerle birlikte Komüncüler öne çıktı. Jakobenler, Yasama Meclisinin dışında kalmış olan Robespierre’nin çevresinde örgütlülüklerini geliştirdiler. Onları, kilisenin ve Fransa dışına kaçan aristokratların topraklarını satın alarak zenginleşen yeni burjuvalar destekliyordu. Jakobenlerin söz sahibi olmaları, Fransa için savaş dönemini de başlatmıştı. Bu durum aynı zamanda devrimci ihraç etme anlamına geliyordu.

İkinci Fransız Devrimi olarak da bilinen evre, 21 Ocak 1793’te kral ve kraliçenin başlarının giyotinle kesilmesiyle başladı (monarşinin kaldırılması). Bu evre aynı zamanda içeride terör uygulamasını da getirdi. Terör en başta, Jirondenlari hedef aldı. Bu dönemde yaklaşık 40 bin kişi öldürüldü. Jakobenler, kendilerine iktidar yolunu açan Komüncülerin planlı ekonomi dayatmasının da karşısında durdular. Zira mülkiyet haklarına Jirondenlar kadar saygılı burjuva yanlısıydılar. 1789 Haklar Bildirgesi tartışmalarında, Fransa’da bir devlet dininin olamayacağı, vicdan özgürlüğünün temel bir hak olduğu karara bağlanmıştı. Robespierre, dinin, devlet yönetimi için gerekli olduğunu ileri sürerek Yüce Varlık İbadeti adı altında yeni bir din ortaya attı. Terörle birlikte yeni uygulamalar Robespierre ile birlikte Jakobenlerin de sonunu getirdi.

Burjuvazinin artık Jakobenlere de ihtiyacı kalmamıştı. Robespierre ve yandaşları, Temmuz 1795’te giyotine gönderildiler. Sıra, 1794 sonbaharında, aristokrat gençler, banka memurları, esnaf çıraklarından oluşan ve Altın Gençlik diye adlandırılan çetelerin de dağıtılmasına gelmişti. Zira çeteler monarşi yanlısı eğilimler göstermeye başlamışlardı. İçerideki kaos, ancak ordu eliyle ortadan kaldırılabilirdi. İsyan diye adlandırılan içerideki olayları, Napolyon komutasındaki ordu birlikleri bastırdı. Ne var ki, düzen kurulamamış, burjuvazi bir sınıf olarak çıkarlarını temsil edecek siyasi organları yaratamamıştı. Aksine, siyasi mevkileri ele geçirenler, kendi dar çevrelerinin çıkarlarını gözetiyorlardı. Tek tek burjuvaların çıkarlarına karşı burjuvazinin bir sınıf olarak çıkarları korunamıyordu.

Jakobenler iktidarda olduğu dönemin başında, 1793 Haziranında, Fransa’nın 80 ilinden 60’ı Paris’e karşı ayaklanmıştır. Alman prensliklerinin orduları doğudan ve kuzeyden Fransa’ya girmiştir. İngilizler hem güneyden hem batıdan Fransa’ya saldırmışlardır. Ülke çaresiz ve tükenmiş bir haldedir ve bu tarihten 14 hafta sonra bütün Fransa’da denetim Jakobenler tarafından sağlanmış ve düzen kurulmuştur ve kesintisiz ve 20 yıl suren bir Fransız askeri hegemonyası başlamıştır.
1794 yılında eskisinden 4 kat fazla olan ordu eskisinin yarısı kadar bir maliyetle çekilip çevrilmektedir.

Fransa, kendisine karşı ittifak kuran Avrupa devletlerinin tamamıyla savaşıyordu. Ordunun, aynı zamanda ülke içinde de etkinliğini sürdürebilmek için daha fazla güce ihtiyacı vardı. 1789’da, ulusal çapta herkes için askerlik yükümlülüğü getirildi. Ve 9 Kasım 1799 günü gerçekleştirilen askeri darbe ile Fransa’da Napolyon dönemi başladı. Kendisini 1. Konsül seçtiren Napolyon, Fransa’yı tam otorite ile yönetmeye başladı. Bir bütün olarak burjuvazi, sınıfı açısından istikrarlı bir rejimi kurumlaştırmaya çalışan Napolyon’u desteklemede tereddüt göstermedi.

Jakobenler, Fransa’nın birçok kurulunu oluşturmuştur, güçlü bir anayasa etrafında toplanmışlardır. Çizgi ve sınırları belirlenmiş, kesin bir kurama sahip olmayan Jakobenler meydanlarda, sosyal kulüplerde ve meclislerde kazanılmış siyasal bir deneyime, doğrudan doğruya Aydınlanma’dan gelen bir ahlâk felsefesini eklemişlerdir.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.