Kara Çarşamba: Sezer - Ecevit duellosu

Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit arasında Ağustos 2000'den beri devam eden görüş ayrılıkları, MGK'nın şubat ayı olağan toplantısı öncesinde ciddi tartışmaya dönüştü. Karşılıklı söz düellosuna, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın da dâhil olması ve Anayasa kitapçığının karşılıklı fırlatılması üzerine başta Başbakan Ecevit olmak üzere hükümet kanadı MGK toplantısını terk etti.

MGK krizinin ardından borsa düşüş trendine girerken, döviz talebi hızlandı, faizler yükselişe geçti. Borsa yüzde 18.11 değer yitirerek tarihi bir rekor kırdı. Türkiye'den 7,6 milyar döviz çıkışı gerçekleşti. Repo piyasasında maksimum faizler yüzde 7.500'e fırladı. Bono bileşik faizleri yüzde 200'ü geçti. 22 Şubat'ta dalgalı kura geçişin ilk günü dolar 1 milyon lirayı aştı. Merkez Bankası'nın kapanış rakamları dolarda 957.879–962.4999 oldu. Böylece dolar Çarşamba gününe yüzde 40 artış gösterdi. 21 Şubat 2001 krizi, "Kara Çarşamba" olarak adlandırıldı.

Kriz, 14 ay boyunca uygulanan sıkı para politikasında önemli revizyona neden oldu. Tek çare olarak dalgalı kur politikasına geçme kararı alındı. IMF'nin 7,5 milyar dolarlık ek rezerv kolaylığı ile yatıştırılan likidite krizi, finans sektörüne de ağır hasarlar verdi. Kara Çarşamba ile başkaldıran faizler, bankaların kredi faizlerini yukarı iterken, reel sektörü de ciddi bir bunalıma soktu. Kredi faizlerini yükselten ya da açılmış kredileri geri çağıran bankalara, reel sektörün ciddi tepkileri var.

19 Şubat tarihli MGK toplantısının akabinde gelişen olaylar ve Kara Çarşamba ile birlikte sabit kur politikasından vazgeçilmesi, IMF’nin güdümünde sürdürülen ekonomik programın iflasını beraberinde getirdi. Başbakan’ın, MGK toplantısından sonra, siyasi tarihte ‘emsali görülmemiş’ bir üslûpla Cumhurbaşkanı’nı suçlamasının ardından gelişen olaylar, ekonomiyi de derinden etkiledi ve sonuçta, IMF güdümünde 14 aydır uygulanmakta olan sabit kur politikasından vazgeçildi. Ancak hükümet, asker-yargı-Cumhurbaşkanı arasında kurulan ittifak karşısında fazla bir varlık gösteremedi. Devlet Denetleme Kurulu’nun fiilen devreye sokulması üzerine, Ecevit açık bir rest girişiminde bulundu, fakat 19 Şubat tarihli MGK’da Cumhurbaşkanı’ndan daha sert bir yanıt aldı. Hükümetin bu çıkışının ardından ülkeden 5 milyar doların çıkması ve bu durumun yarattığı gerginlik, zaten bıçak sırtında giden ekonomik dengeleri de alt-üst etti ve nihayet Kara Çarşamba hadisesi patlak verdi. IMF programı iflas etti ve ekonomik programın en önemli ayağı olan sabit kur politikası terk edilerek serbest kur politikasına geçildi.

Stand-by anlaşmasının ardından 2000 yılında devreye giren istikrar programı büyük çöküşün baş sorumlusuydu. Türkiye döviz kurunun çapaya bağlanmasıyla çıkmaz sokağa girdi. Cari işlemler açığı giderek büyüdü ve yıl sonunda 9.8 milyar dolara çıkarak tarihi bir rekor kırdı. Dolar çapası nedeniyle toplam kısa vadeli borçlar 28.9 milyar dolara, toplam dış borç stoku 114.3 milyar dolara çıktı. Yabancı bankalar vadesi gelmemiş kredilerini geri çekmeye başlayınca gecelik faizler göklere tırmandı ve Türkiye tarihine “Kara Çarşamba” olarak geçen 22 Kasım 2000’de para krizi patladı. 13 banka ve çok sayıda aracı kurum battı. Kasım kriziyle artan faizler ve ödeme güçlüğe düşen bankaların vadesi dolmayan kredileri geri çağırması, iç pazarın daha da daralması bunda büyük rol oynadı. 19 Şubat’ta Çankaya Köşkü’nde yaşanan Anayasa kitapçığı tartışması krizi patlattı. 3.5 milyar dolarlık net sermaye çıkışıyla döviz fiyatları ve faizler tırmanışa geçti. Kriz öncesi 670 bin TL olan dolar Nisan’da 1 milyon 161 bine tırmandı. IMF programı çökmüştü.
9 Aralık Kararlarından tam bir yıl sonra Türkiye, kimsenin beklemediği bir anda, ani bir mali bunalımla karşılaştı. 29 Kasım 2000 Çarşamba günü ortaya çıkan ve basının "Kara Çarşamba" adını verdiği bunalım, borsa ve bankaları etkisi altına aldı, mali piyasalarda sıra dışı olaylar yaşandı. 18 Ocak 2000'de 19.557 puana dek yükselen ve yıl içinde düşüş gösteren IMKB - 100 endeksi, yalnızca 29 Kasım günü % 10 değer yitirdi. Bu düşüşle borsadaki değer yitimi, yıl içindekilerle birlikte toplam % 59,2'ye ulaştı ve 7977 puan oldu. Güvenin yitirildiği bir ortamda bankalar birbirlerine para vermedi ve gecelik repo faizleri % 1700'e kadar çıktı. Yabancı yatırımcılar (spekülatörler) reponun bu denli yüksek getiri sağlamasına karşın Türk parasına yönetmediler ve 4,5 milyar dolar alarak bu parayı yurt dışına çıkardılar. Uygulanan IMF Programının, sosyal bunalıma dönüşme eğilimleri gösteren ekonomik bunalımı, daha da derinleştireceği açıktı. Türkiye, 24 Ocak 1980'den beri bilinçli olarak hazırlanmış bir bunalım sürecinde yaşıyordu. Cumhuriyet'in temel dayanakları yıkılıyor ve sokulduğu borç sarmalıyla dış müdahalelere açık hale getiriliyordu. Dış müdahaleler bunalımları, bunalımlar da müdahaleleri arttırıyordu, Türkiye sürekli güç yitiriyordu. Sonuçta bazı gelişmeler yaşandı. Bunlar;

—Türkiye’nin ihracatı düşüyor.
—Dolayısıyla üretim de düşüyor.
—İthalat devamlı artıyor.
—Piyasaya giren sıcak para serseri mayın gibi dolaşıyor.
-“Kara Çarşamba” benzeri ekonomik patlamalar için her şey hazır.
—Artan borç, artan cari açık, artan ithalat, artan dış ticaret açığı ve artan sıcak para açığı sorun oluşturuyor.

Yaşanan gelişmeleri gün gün ifade edersek;
21 Şubat 2001: Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan gerginlik, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin patlamasına yol açtı. 21 Şubat 2001 krizi, kamuoyunda "Kara Çarşamba" olarak adlandırıldı. Kriz, 14 aydan bu yana izlenen sıkı para politikasında önemli revizyona neden oldu. Hükümet, dalgalı kur politikasına geçme kararı aldı. Krizin etkileri uzun süre devam etti. Binlerce kişi işsiz kaldı, çok sayıda işyeri kapandı. 21 Şubat'ta gecelik faizler yüzde 7500 ile "tarihi yükseliş", İMKB de yüzde 18.1 ile "tarihi düşüş" yaşayınca, öğleden sonra "kriz zirvesi" toplandı. Yaklaşık 13 saat süren zirvede, 9 Aralık 1999'da ilan edilen "kur çıpası" yerine, "dalgalı kur" sistemine geçilmesi benimsendi. Bir günde 7.5 milyar doların Merkez Bankası'ndan çekilmesine neden olan kriz, Hazine Müsteşarlığı'nın ve Merkez Bankası'nın aldığı tedbirlere rağmen gelişti ve 21 Şubat'ta gecelik faizler yüzde 7.500'e kadar yükseldi. Bir gün önce Merkez Bankası'ndan çekilen dövizler geri dönmesine rağmen, 21 Şubat'ta bankalar Merkez Bankası'ndan 3.1 milyar dolar daha aldı.

22 Şubat 2001: 13 saat süren toplantıdan sonra, 22 Şubatta dalgalı kur politikasına geçildiği açıklandı.
23 Şubat 2001: Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, görevinden istifa etti.
25 Şubat 2001: Ahmet Necdet Sezer piyasayı rahatlatmak için bazı açıklamalar yaptı, ancak çok başarılı olamadı.
26 Şubat 2001: Hazine müsteşarı Selçuk Demiralp istifa etti.
27 Şubat 2001: Ecevit, kurtarıcı olarak Kemal Derviş’i ülkeye davet etti, ancak onun da sonu hüsran oldu.

Basında Kara Çarşamba olarak anılan olay, ülkemizin en büyük krizlerinden biridir. Sıcak para girişi ekonomide işler yoluna girince devam etti. Çok büyük tehlike gibi görülse de ekonominin iyileşmesini sağladı.

Kara Çarşambanın diğer bir versiyonu da İngiltere için görülmektedir. İngiltere'de tarihe 'kara çarşamba' olarak geçen 1992'deki ekonomik krizle ilgili gerçeklerin, halktan gizlendiği iddia edildi. İngiltere, her zaman Sterlin’in değerli olmasını istemektedir. Ancak, 1992’de ülkeden çıkan yüklü Sterlin ülkeyi krize sokmuş ve Sterlin deveüle edilmek zorunda kalınmıştır. Bu da Kara Çarşamba olarak anılır.

Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.