Medeniyetler Çatışması Ve Tarihin Sonu Tezi

Tarihin Sonu tezi Francis Fukuyama’ya aittir. Medeniyetler Çatışması ise, Samuel Huntington’a aittir.

Fukuyama da bu tezinde dünyanın sonunu kastetmemiştir. Fukuyama, Tarihin sonu iddiasıyla insanın evrimini tamamlamış ve Batılı Liberal Demokrasi’ye (Liberal Kapitalizme) ulaşmıştır. Liberal Demokrasinin, Liberal Kapitalizmin alternatifi olmadığını belirtmiştir. İnsanların bütün medeniyetleri denediğini, en sonunda Liberal Demokrasi’de karar kıldıklarını ifade etmiştir.

Fukuyama’nın “Tarihin sonu” başlıklı bu makalesi, Amerika’nın başını çektiği Yeni Dünya Düzeni’ne bir ön hazırlık niteliğindeydi. Yeni Dünya Düzeni düşünceleri bu makaleden sonra ortaya çıktı. Amerika çoktandır zaten dünyayı kendi kontrolüne almak istiyordu. Amerika, ileride girişeceği global/küresel emperyalist ve terörist saldırılarına zemin hazırlamalı ve bu saldırıları meşrulaştırmalıydı. Bu iş için CIA’de görevli Fukuyama’yı ve Huntington’u kullandı. Bunlar iddia da olsa güçlüdür. Fukuyama, yenilen bir kültürden gelen bir adamdır. Yani Japon’dur. 45 sayfalık “Tarihin sonu” başlıklı bu makale bu nedenle bir Japon asıllı olan Fukuyama’ya yazdırılmıştır. Ünlü bir Alman düşünürü olan Hegel de dünyanın değil tarihin sonunun geldiğini söyler. Hegel’den yola çıkarak Karl Marx da tarihin sonunun yaklaştığını söyler. Fukuyama, Çin ve Sovyetlerin kötü bir durumda olduklarını söyler. Liberal Demokrasiye alternatif iki akım (Faşizm ve komünizm) çıkmıştı, ikisi de etkisini büyük ölçüde yitirdi. İslam’ın da sadece İslam ülkeleri üzerinde etkili olduğunu belirtmiş, en büyük tehlikeyi milliyetçilik ve aşırı dincilik olarak görmüştür. Liberal Demokrasi’yi tüm insanların benimsememesine rağmen ona alternatif bir ideoloji çıkmadığından en iyi ideoloji olarak Liberal Demokrasi’yi görmektedir. İnsanların maddeci olacağını, ancak daha sonra sıkılıp yeniden köklerini arayacağını ifade etmiştir. Fukuyama Tarihin Sonu adlı tezini yenilgi psikolojisinde yazmıştır. Bu tezi bir Amerikalı ortaya atsaydı Japonlara bu o kadar dokunmazdı. Japonya yenilen bir medeniyetin mirasıdır.

Tarihin Sonu tezine göre; Sovyetler Birliği’nin, yani komünist sistemin iflasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin temsil ettiği liberal demokrasi zaferini ilan etmiştir ve böylece tarihin de sonu gelmiştir; çünkü artık insanoğlu ideolojik evriminin sonuna gelmiştir. Kısacası, Fukuyama özetle ABD liberalizminin insanlığın son evresi olduğunu bundan böyle hiç bir düşüncenin buna rakip olamayacağını ilan ediyordu. Gerekçe olarak komünizmin çöküşü ve ABD’nin Doğu Bloğu ve İslam dünyasını dize getirişini gösteriyordu. Fukuyama’nın Tarihin Sonu tezi eleştirildi ve hatta bu tezin kendisinin de bir ideoloji olduğu ileri sürüldü. İnsanoğlu olduğu sürece fikirler ve ideolojilerin olacağı, bu sebeple, bu yönde bir tarihin sonu da olmayacağı karşı tezleri ortaya atıldı.

Fukuyama’ya karşı eleştirilerden biri de, yine kendi ülkesinin önde gelen stratejistlerinden olan Graham Fuller’den geldi. Fuller; Fukuyama’nın merak uyandırıcı iddialarına karşın, tarih hiçbir şekilde son bulmadığını, çünkü Hegel diyalektiğinin evrimi bir yana, tarihin de doğrusal olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca, eski politik kolektivizm kavramının hiçbir zaman yok olmadığını, sadece yeni bir döngü şeklinde ortaya çıktığını ifade etmiştir.

Samuel P. Huntington’un Medeniyetler Çatışması Tezi de Fukuyama’nın tezine karşıt tez gibi algılanıyordu. Huntington’un tezi de Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucunda ortaya çıkmıştı. Çeçenistan’dan Balkanlar’a kadar Batı’nın sınır boylarında yaşanan mevzi savaşları Medeniyetler çatışması teziyle ifade ediyordu. Huntington’a göre bundan böyle savaşlar İslam ile Hıristiyan Batı uygarlık ve kültürler arasında özellikle iki farklı kültürlerin karşılaştıkları fay hatlarında yaşanmaktı. Esasında Huntington’un tezi Fukuyama’yı tamamlıyordu. Fukuyama’nın ağzından üstünlüğünü ilan eden liberal Amerika Huntington’un ağzından karşısına dikilme potansiyeli olan Müslümanlara savaş ilan ediyordu. Medeniyetler Savaşı, her şeyden önce, bize içinde yaşadığımız çağın kendine özgü yanlarını nasıl anlamamız gerektiğine dair bir açıklama modeli sunmaktadır. Bu tez, tıpkı aynı gerçekliği modernizmin krizi, modernizmin sonu, geç kapitalizmin daha bir radikalleşmesi, düşünümsel modernliğin başat olması şeklinde tanımlamaya girişen açıklama çevrelerinin eşliğinde düşünülmesi gereken bir çerçeve gibidir. Huntington’un açıklama modelinin, sosyolojik bir analize medeniyet kavramını konu etmekle sosyolojik teamüllere aykırı davrandığı söylenebilir.

Sosyolojik sınırları kesin hatlarla çizilemeyen medeniyet kavramına odaklanmanın neredeyse zorunlu olarak ihmal etmek zorunda olduğu birçok boyut vardır. Örneğin Huntington, sınıfların varlığını ve bunların ekonomik hayatta oluşturdukları gerilimleri ve bunların kimi zaman medeniyetler üstü teşekküllerini görmezden gelmektedir. Huntington, medeniyetler çatışmasının kaçınılmaz olduğunu, dünyanın Batı, İslam, Konfüçyüs, Slav, Ortodoks, Latin Amerika, Japon ve Afrika medeniyetleri arasındaki etkileşimle şekillenebileceğini ifade etmiştir. Batı için en büyük tehlikeyi İslam olarak görmektedir. Orta vadeli gelecekte medeniyetler arası mücadelenin Batı ile Müslüman-Konfüçyen devletler koalisyonu arasında olacağını ifade etmiştir.

Sonuçta görülmüştür ki, Fukuyama’nın zannettiği gibi insanlar kendi değerlerini yitirmeyecek, köklerine dönecek ve bu noktada Huntington’un dediği gibi Medeniyetler Çatışması başlayacaktır. Her iki tezin uygulaması ülkemiz içinde görülebilir. AB ile müzakere sürecinin başladığı günümüzde eğer Avrupa Birliği’ne girersek, Huntington’un Medeniyetler Çatışması tezi son bulacak, medeniyetler uyum içinde yaşayacaklardır

Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.