Sıcak Para kavramı hakkında ne biliyoruz?

Ülkelerarasındaki faiz oranlarındaki ve döviz kurlarındaki değişmeleri yakından izleyerek spekülatif amaçlı portföy yatırımlarında bulunulması “sıcak para” olarak adlandırılır. Ülkeye sırf para ile para kazanmak için gelen yabancı kaynaklara, kısa vadeli sermaye hareketleri, halk dilinde ise 'sıcak para' deniliyor. Sıcak para akımları, başlangıçta paranın aktığı ülkede ödemeler bilançosu üzerinde olumlu etkide bulunmakta, fakat zamanla aşırı nakit girişleri, ulusal paranın aşırı değerlenmesine neden olmaktadır. 

Göreli olarak ucuzlayan ithalat mallarına talep artmaktadır. Eğer sıcak para girişi uzun süreli olmadığı takdirde bu ödemeler bilânçosunu olumsuz etkilemektedir. “Sıcak para” adı verilen işlem, uluslararası para hareketlerinin ve portföy yatırımlarının mevcut olduğu döviz ve sermaye piyasalarında ortaya çıkar.

Ülkeye sıcak para girmesinin birçok nedeni vardır. Bunlar kısaca şöyledir:
— Ekonomide globalleşme,
— Sermaye hareketlerinde hızlı liberalleşme,
— Devalüasyon,
— Faiz arbitrajı,
— Uluslararası faiz oranlarının düşmesi ve ülke içinde yatırım ortamının düzelmesi nedeniyle başka ülkelerde doğrudan ve portföy yatırımlarına yönelmiş yatırımcıların kendi ülkelerine yönelmeleri vs.

Sıcak para ülkeyi her an vurabilme tehlikesi bulunan bir paradır. Ancak sürekli de ihtiyaç duyulur. Sıcak para sorunu önlenmelidir. Sermaye hareketlerinin liberalleştirilmesinin kısa vadeli sermaye hareketlerinden ziyade uzun vadeli sermaye hareketleri üzerinde yoğunlaşması sağlanmalıdır. Sterilizasyon politikası ile merkez bankası tarafından swap ya da açık piyasa işlemleri yoluyla döviz miktarındaki artışların para arzı üzerindeki etkileri nötralize edilmeli ya da dengelenmelidir. Kısa vadeli ve spekülatif amaçlı parasal akımlar üzerine global düzeyde uygulanacak bir vergi konulabilir. 'Sıcak para' artan ithalatı destekler. Ülke ürettiğinden daha fazlasını hovardaca tüketir. Ama 'sıcak para' ürküp veya ürkütülüp, aniden ülkeden kaçmaya kalktığında ülkeyi kasıp kavurur, tahrip eder. Sıcak para bir ülkeye yüksek kazanç elde etmek için gelir. 

Yüksek kazanç elde etmek için ya ülkede faizlerin yüksek, ya da kur artışlarının yavaş olması gerekir. İşte 'kur çıpası' burada devreye girer. Kur çıpası, kurların yavaş artırılmasıdır. Kurlar yavaş arttığında, sıcak para ülkeye gelir. Gelen sıcak para, kur artışlarının daha da düşük tutulmasına yardım eder, yani ülke parası aşırı değerlenir: İthalat artar ihracat yavaşlar. Gelen 'sıcak para' dış ticaret açığını finanse eder. Bu sürdürülemeyecek bir kısırdöngüdür. Devalüasyon 'sıcak para'nın kaybetmesi demektir. Bu nedenle 'sıcak para' devalüasyon söylentilerinden tedirgin olur olmaz ülkeyi terke hazırlanır ve kriz doğar. 

Enflasyonla mücadelede 'kur çıpası' kullanıldığından, TL 2000'de yüzde 15 dolaylarında aşırı değer kazanmıştır. Bu durum ithalatı kamçılamış, ihracatı cezalandırmış ve eylül sonu itibarıyla dış ticaretin 19 milyar dolar gibi bir açık vermesine neden olmuştur. Bu durum Türkiye'deki sıcak parayı tedirgin etmiştir. Sıcak para aniden ürkütüldüğü için Türkiye'den 6–7 milyar dolar para dışarı kaçmış, faizler coşmuş, çok pahalı bir kriz yaşanmıştır. Bundan da önemlisi, Türkiye inanılmaz boyutlarda ekonomik ve politik taviz vermek zorunda kalmıştır.

Sermayemiz sürekli sıcak paraya ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden, sıcak para kaçırılmamalıdır. Son yıllarda sıcak paranın oynaklık katsayısının azaldığı savunulmaktadır
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.