Mehmed Akif Ersoy Sultan II.Abdülhamid'e düşman mıydı?

safahat şiir
...

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.

...



Çanakkale şehitleri için destanlaşan bu şiirinin yanında istiklal marşıyla sevip saydığımız milli şair Mehmed Akif Ersoy'un Safahat adlı eserini keyifle okurken "istibdat" adlı şiirini ilk kez okuyanlar beklemediği cümlelerle karşılaşıyor. 


Şiirde, üçüncü kıtanın son iki dizesini ilk kez okuyup konuya vakıf olmayanlar; milli şairin ifadelerini okudukça dönemin ittihatçılarına mı sert çıkıyor acaba diye düşündürse de aslında mesele hiç de öyle değil...


Şiirde özellikle "Otuz üç yıl" vurgusuna dikkat edilince bu muhalif tavır sergilenen kişi Sultan 2. Abdülhamid'den başkası olmadığını görüyoruz... Muhafazakar kesimin mukaddesatçı değerlerle sahip çıktığı, idol olarak gönüllerde yer tutan iki büyük insanın fikir çatışmasını bu kadar net bir şekilde görenler çok şaşırıyor. İlk dizelerde kendine has üslubuyla ortaya konuşan milli şair, bahsi geçen üçüncü kıtanın son iki dizesinde adresi okuyanlara açıkça gösteriyor.

abdülhamit/Otuz üç yıl devam etsin başından gitmesin nakbet (talihsiz felaket).../Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!/

33 yıl tahtta kalan bir nevi darbeyle tahttan inen padişah Sultan Abdülhamid Han'a böylesine öfke nereden gelebilirdi acaba? Öyle ya aynı ekolün sevdiği iki değerli zattan bahsediyoruz... 

Bahsi geçen şiirin ilerleyen dizelerinde /Düşürdün milletin en kahraman evladını ye'se, /Ne mel'unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis'e/ ile halifeye-padişaha sataşma dozajı artarak devam ediyordu. Ülkeyi ayakta tutmak ve kontrol etmek adına sert düzenlemelere başvuran Sultan Abdülhamid'in muhalif seslere karşı pek toleransı yoktu. Öyle ki; düzeni eleştiren, siyasete bulaşan kalemin kırılabildiği ve bu yüzden kalemi etliye sütlüye karışmayan romantik şairler, şiirler dönemi yani Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) edebiyatının bile doğmasına vesile olan bir dönemin şairinden bahsettiğimizin altını çizelim.

Kitabı karıştırdığımda hem halife hem de padişah olan Abdülhamid Han için iki bölümde çok daha sert ifadeler kullanıyordu Mesela elimdeki kitabın 155. sayfasında Köse İmam isimli şiirinde /"Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek./Otuz üç yıl bizi korkuttu "Şeriat"/  diyerek." dizeleri milli şairi sevenleri buz gibi ediyor.

Safahat kitabının tam metni okunduğunda görülecektir ki bu eleştiriler bunlarla bitmiyor. Kitabın Asım adlı bölümünde-şiirinde /Ah efendim, o herif yok mu, kızıl kafırdi: /Çünkü bir şey tanımaz, her ne desen münkirdi./ dizeleri ile üslubun ne kadar sertleştiğini görebiliriz.

safahat mehmet akif ersoy
Tüm anlattıklarımızın dışında dönemin Yeni Camii vaizi Hoca Mandal ile olan yakınlığından olsa gerek aralarında geçen sohbette vaizin padişah hakkındaki sözlerini M. Akif; eserine aynen şöyle aktarmış;
...
Çoktan beridir vardır benim bir derdim:
Gideyim, zalim-i ikaz edeyim, isterdim.
O, bizim cami uzaktır, gelmez, mani ne?
Giderim ben, diyerek, vardım onun camine.
Kafes ardında hainler gibi saklıydı hamid.
...

Bu şiirleri okuduktan sonra millet ne diyor diye baktığımda internette Safahat'ın 1966 yılı baskısı üzerinden şöyle demiş böyle demiş şeklinde onlarca birbirinin kopyası mevcut. Birçokları Mehmet Akif Ersoy'u hainlikle saltanat düşmanlığıyla suçlamakta. Yani yıllardır kendisini cumhuriyet düşmanlığı ile suçlayanlara hilafet düşmanı, hain etiketi de eklenmiş oldu.

Milli şair bu sözlerinin arkasında mıydı?

Aslında bu konuya biraz meçhul diyebiliriz. Kimilerine göre pişman değildi. Konu hakkında farklı iddialar bulunsa da çok açık bir ifade ile helallik, özür beyanı kayıtlarda yok. 

Milli şairin bu sert sözlerinin temelinde yatan düşüncenin altına Prof. Ekrem Buğra Ekinci'ye göre "Âkif dindardı; ama fikriyat itibarıyla modernistti. Sultan Hamid’e düşmanlığı bundan ileri gelir; siyasî sebeplerden değil." tespiti ileri sürülebilir.  Yine Ekinci'ye göre: Mehmet Akif'in Talat Paşa vesilesiyle İttihatçılara karıştığı ve o yıllarda Teşkilat-ı Mahsusa'da ajan olarak çalıştı.

Duygularını şiir ile ifade eden bir şairin pişman olduğuna dair Safahat eserinde Asım bölümünün Semerci şiirindeki ''/Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?/Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi./Nasıl da kadrini vaktiyle bilemedik, tuhaf iş:/Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!/'' dizeleri çok şeyler anlatıyor sanki.

Ayrıca şairin Mısır'da yaşadığı sürgün yıllarında Şemsettin Şeker'in nakliyle Yozgatlı Mehmed Efendi’ye şöyle bir sözü olmuş ki bunu dikkate almakta fayda var:

“Ölmez de iyileşirsem şu, şu konuları nazma döküp işleyeceğim. Bir de hatıralarını yazmak istiyorum. Hatıralarımda Sultan II. Abdülhamit’e karşı i’tizar [özür dileme] ve itiraflarım olacak.” [Kültür: Sanat, Araştırma Dergisi, Sayı: 2, Ocak 2006, s. 67]

M. Akif Ersoy'un milletine düşkünlüğü her satırına yansırken ona söz söylemeden önce istiklal marşının kabulündeki şu olayı da göz önünde bulundurmak lazımdır. Onu tanımadan bir iki dizesine bakarak ahkam kesmek de yanlış olacaktır.

"Şiirin İstiklâl Marşı olarak kabul edilmesinden sonra Meclis muhasibi kanuni bir mecburiyetten dolayı parayı verince, hemen elden çıkarır. 500 liralık ödülü, Kızılay’ın cepheye elbise diken Dar-ül Mesai koluna bağışlar. Halbuki o sıralar sırtında paltosu yoktur ve birçok kişiye borçludur. 

Mehmet Âkif, İstiklâl Marşı’nın milletin malı olduğunu düşünmüş ve Safahat isimli eserine almamıştır. Hasta yatağında kendisine bu şiiri niçin Safahat’a almadığı sorulunca, Mehmet Âkif; “O benim değil, memleketimindir.” diye cevap vermiştir."[kaynak]

Bir yanda Milli şair diğer yanda Sultan Abdülhamid...

Yazdığı şiir mecliste ayakta alkışlanarak kabul edilmiş, şiir için verilen ödülü reddetmiş, Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın demiş, ömrünün son yıllarını sürgünde geçirmiş ve belki de birçok kişinin bilmediği bir ayrıntıya da değinelim milli şairin oğlu Emin Ersoy, 1962 yılında çöplüğün yanında garip halde ölmüş ve kimsesizler mezarlığına defnedilmiştir. Böyle bir şairden bahsediyoruz. Tabi ki diğer tarafta Sultan Abdülhamid Han...

93 Harbi ve Balkan savaşları döneminde her geçen gün kan kaybeden osmanlı devletinin çöküşüne şahit olmanın verdiği üzüntü ve öfke ile duygularını dizelere döken şiirlerden dolayı milli şairi asalım mı, yoksa keselim mi? Yorum sizin...

8 yorum:

  1. Sultan Abdülhamide kim kötülük edip asagıladıysa hepside acı cekerek ve fakirlik icerisinde ölmüsler..Buda ilahi adalet olsa gerek ...yıllarcada bizlere okullarda Abdülhamit hanı kızılsultan diye ögretmediler mi...yazıklar olsun sultanımıza o iftiraları atıp bizlere onu kötü tanıtanlara ben arastırarak tüm dogruları ögrendim..darısı bilmeyenlerin basına.. mehmet akife gelince..ettigini bularak pişmanlık ve vijdan azabı icinde helalik alanadan ölmeside..hakketigini gösterir

    YanıtlaSil
  2. vay be duymuştum ama inanamamıştım,mehmet akif te elmalılı yazır gibi hainmiş

    YanıtlaSil
  3. NE HAİNİ BASKI VARSA KAŞI KOYMAK HAKTIR DEVLETİ KİŞİYE BAĞLAYIP O KİŞİYE KARŞI GELMEK HAİNLİK OLUYORSA BURADA ŞAHSİYETSİZLİK VARDIR ZAMANINDA YAŞAYAN KİM ABDULHAMİT HAKKINDA İYİ YAZMIŞ Kİ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABDULHAMİT yazarlara karşı sert ve kaTı kuralları olan bir padişahdı. Çünkü yazarların develete çok karışdıüğını ve milleti tassavvufdan uzaklaştırıp aşk ve romantizme bağlayarak nefslerinin körükleşmesini sağladığını düşünüyordu. Hee yanlış düşüncemi DOĞR BİR DÜŞÜNCE TARZI. Üstelik hasımları tarafından bile zekasına hayret kalınan bir ecdada böle küstahlık etmen bence yakışmamış.

      Sil
  4. bu abdulhamid allahmı peygambermi mahmet akif bu adamı eleştirmiz sevmememiş ama siz hain diyorsunuz

    YanıtlaSil
  5. Akif de sultani anlayamayanlardan olmus bi donem siir dizelerinden anlasilacagi uzere . sultan tahttan indirildikten sonraki ulke icindeki gelismeler gostermistir ki sultan hamid cok profosyonelce ulkeyi idare etmis. Ondan sonraki idareciler yani ittihatcilar ulkeyi felaketlere suruklemistir. . ozaman akif anlamistir sultan hamidin kiymetini. Ve hatta ittihatcilar 1. Dunya savasi sonunda dinlemedik sultani kiymetini bilemedik seklinde aci itiraflarda bulunmuslardir. Ancak is isten gecmistir.

    YanıtlaSil
  6. Akifi severiz ancak abdülhamitin zekası ve imanı 100 akife bedeldi... Zaten akif de sonradan pişmanlık duymuş tövbe etmiştir halifeye olan muhalefetinden

    YanıtlaSil
  7. Abdulhamitin o zamanki dostlarina iyi bakin, İngilizler. Eee ne diyelim ulkeyi talan etmeyi sadece izlemis ayyyas. Ha bide ayyas kendisi alkolik torunu soyluyor zaten. Akifin agzina saglik. Halife koltugunda rom icermis kendisi

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.