Alex De Souza'nın biyografi kitabı çıktı

Alex'in biyografisi yayınlandı

alex a biografia

Olaylı bir şekilde Fenerbahçe'den ayrılmak zorunda kalan Alex De Souza'nın futbol hayatını yazdığı kitap, Alex A BIOGRAFIA isimli kitabı 17 Kasım'da Sao Paulo şehrinde okuyucularla buluştu.
Kitapta yazılanlar kimilerini şaşırtmış, kimilerini kızdırmış olsa da aslında yaşadıklarını ayan beyan hatıralarına döken kaptan, bunları bir gün dile getirecekti. Kitapta bütün futbol yaşamı hakkında kendi biyografisini yazan Alex, yıllarını geçirdiği ülkemizle ilgili transferi, önemli maçlar, yaşadığı sorunlar ve ayrılışı hakkında ilginç ayrıntılardan bahsediyor.

Fenerbahçe'nin ilk teklifini eşinin hamile olması ve gönlünde ispanyada oynamak olduğu için reddeden kaptan ikinci teklifte kabul ettiğini şu sözlerle açıklıyor: "O dönem Hakan Bilal Kutlualp beni transfer etmek istedi. Karım hamileydi, düşünmedim. O bana futbolun çok önemli olduğunu anlatmaya çalıştı. Güldüm. Çünkü Türkiye'ye hiç sıcak bakmıyordum. Sonra Luciano ile konuştum. O da, 'Taraftar çok fantastik' dedi. 2004'te bana 3 yıllık sözleşme ve çok para teklif ettiler. Yine de karım hamile olduğu için gelmedim. Ben her zaman İspanya'da oynamak istedim. Real Madrid, Barcelona gibi... Beckham ve Zidane gibi oyuncuları izledim. Stilim oralarda oynamak için yeterliydi. O dönemlerde 5 kez Barcelona ile görüştüm. Ancak anlaşma sağlayamadık..."

Galatasaray Derbisi

Türkiye'ye geldiği ilk yıllarında uyum sortunu yaşasa da kısa sürede taraftarın gönlünde taht kuran yıldız fulbolcu başlarda Galatasaray derbilerinin anlamını anlasa da adeta kulüplerin savaşia gider gibi maça hazırlanmasına mana veremediğini kitabın satırlarında şu sözlerle anlatıyor: "Galatasaray'a karşı oynanan şey futbol değil savaştı. Oyuncu değilsiniz, asker gibi savaşıyorsunuz. İlk yıl bunu anlamadım.

Alex'in başkan Aziz Yıldırım'la karşı karşıya gelmesi Zico döneminde başlar. Anre Santos, Lugano, Roberto Carlos, Edu, Vederson, Deivid, Maldonado, Aurelio gibi latin ve brezilya'lılardan kurulu takımda güney amerika ekolü ve mantalitesi aziz yıldırımın tek adam zihniyeti ile çatışmaya başlar. O dönemin bir tartışmasını şöyle aktarıyor efsane futbolcu:"13 Mayıs 2007'de Galatasaray berabere kaldı, Beşiktaş kaybetti ve biz şampiyon olduk. Zico bize 4 gün izin verdi. Ama başkan diktatör edayısıyla, 'Hayır 2 gün yapacaksınız' dedi. Nedenini sorduk ve 'Haftaya Galatasaray ile oynayacağız' dedi. Zico da ona, 'Ben antrenman yaptırmam' yanıtını verdi."

Prim ve ücret meselesi...

Aziz Yıldırım tarafından geçtiğimiz günlerde hain ve  paragöz olmakla suçlanan Alex, daha önce Aziz Yıldırım'ın gösterdiği dekontlara karşılık aldığı ücretlerin makbuzlarını instagram hesabından yayınlayarak cevap vermiş ve kulübün gösterdiği evraklardaki imzaların sahte olduğu günlerce tartışılmıştı. Kaptan aldığı para ve primler için kitabında yine bu önemli konulara değiniyor. "Sevilla maçının devre arası başkan soyunma odasına geldi. 'Bu maçı kazanırsanız 1 milyon değil 1.5 milyon dolar prim vereceğim' dedi. Bunu o bize önerdi, biz sunmadık. Kimse 500 bin için daha fazla koşmadı. Kazanmak için oynadık. Primi zaten hakettik. Başkan, Chelsea maçından sonra ödeyeceğini söyledi. Başkana primi sormaya gittim. Ödemeyeceğini söyledi. Chelsea'yi yenemediğimiz için. Ben ikisinin farklı şeyler olduğunu, bunu bize kendisinin önerdiğini söyledim. Bugüne kadar da bize Sevilla maçının primini ödemedi." Bu açıklamalar için muhtemelen başkan tarafından karşı iddalar gelecektir.

Aragones döneminde de takım olarak sıkıntılar yaşanır. İspanya'yı şampiyon yapmış bir teknik direktörün egosu ile takım uyuşmaz. Türk futboluna yukarılardan bakan yaşlı kurt oyuncuları beğenmese de ispanyolların teknik ve pas organizasyonuna dayalı futbol anlayışını benimsetmek istese de kimyalar uyuşmaz. O dönem için de alex"Luis Aragones çok zor biriydi. Ailelerin kulübe gelmesini yasaklamıştı. Kızım Maria her zaman kulübe gelir, havuza girerdi. Ama Aragones'ten sonra bu yasaklandı. İspanya ile Avrupa şampiyonu olduktan sonra Fenerbahçe'ye geldiği için büyük bir egosu vardı. İyi bir antrenördü ama yaşlıydı. Yaşlı derken, sıkıcı biriydi. Bize, Türkler'in tekniğinin yeterli olmadığını söylemişti. Ancak İspanya futbolunu buraya adapte edebileceğini öne sürdü. Türk futbolcular ise bunu anlamadı, anlamak istemedi. Onunla birlikte en kötü yılımı geçirdim. Aragones'i sevmiştim ama yönetim tarzı kötüydü."

Aykut Kocaman'lı yıllar ve takımdan koparılışı...

Birçok hocayla çalışan, eleştirilse de takımın maestrosu olan kaptan Alex, Aykut Kocaman ile yıldızları hiç barışmamıştır. Kocaman'ın sportif direktör olduğu dönemde atışmalar yaşanmıştı.

Onun teknik direktör olarak başa geçmesiyle sorunların zirveye çıkması kaçınılmazdı elbet. Alex'in benim park yerimi bile ben yokken kapmış, güvenliğin orası senin yerin değil diyerek aracını başka yere çektirmesi bile aradaki husumete varan çekişmeyi gösterecek bir örnek olacaktır. "6 Temmuz'da İstanbul'a döndüm, ertesi gün idmana çıktım. Aracımı her zamanki yere park ettim. Görevli geldi ve arabamı oradan çekmemi, Aykut Kocaman'ın yeri olduğunu söyledi."

Takımdan gönderilişinde kendisine yapılan muameleyi unutmayan Alex De Souza'nın Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'la yaptığı bu rövanş niteliğindeki detayların bulunduğu 256 sayfalık kitap (alex a biografia) Türkiye'de satışa çıktığında alacak çok seveni olsa da Başkan ve Aykut'u Brezilya'dan germeye ve şişirmeye devam edeceği kesin.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorum yapın
    Facebook yorumları

0 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

Yorum Gönder

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.