Yüzyılının muhteşem kadın sultanı: Kösem Sultan

Muhteşem Yüzyıl ile izleyiciler Hürrem Sultan fırtınasından sonra, yeni dönemde Kösem Sultan ile tanışıyor. 

Tarihi televizyon dizilerinden aşk entrika ve ihanet üçgeniyle öğrenmektense gelin dönemine damga vurmuş olan kadın, Kösem Sultan kimdir, hayatı hakkında bilinenlerle onu tanıyalım.
kösem sultan portre

Tarihte Kösem Sultan Hakkında Bilinenler

Asıl adı Anastasya, tam adı Haseki Mâh-Peyker Kösem Valide Sultan'dır. 1589 -1590 yıllarında doğmuş, 2 Eylül 1651 yılında 61 yaşında vefat etmiştir. Bazı kaynaklara göre Mora'lı, bazılarına göre ise; bir Ortodoks bir rahibin kızı olduğuna olduğuna dair rivayetler bulunsa da kesin bir bilgi tarih kaynaklarında yoktur.

Esir olarak anadoluya getirilmesinin akabinde bosna valilerinin biri tarafından kızlarağası aracılığıyla saraya verildi. Saraya gelmeden önce adının Anastasya ya da Nasya olduğunu söyleyen bazı kaynaklar varsa da bu iddiaya bir çok tarihçi şüphe ile bakmaktadır. Osmanlı tarihinin Hürrem Sultan'la birlikte en güçlü iki kadın sultanından biridir. Sarayda güzelliğinden çok, zarifliği, şuhluğu ve görgüsü ile dikkat çekti. 

Kösem lâkabı ile ilgili iki ana görüş vardır.

Rivayetlerden biri derisi köse gib pürüzsüz, tüysüz ve parlak olması, diğeri ise;önde giden, önderlik, kılavuzluk eden anlamında. ( Mehter takımının baş çalgısı olan “kös” de bu iddiada göz önünde bulundurulması gereken bir ayrıntıdır. )

Kösem Sultan, 15 yaşında sarayda I. Ahmet'e haseki olmuştur. Sultan Ahmet’in babası III. Mehmet gibi yönetimde danıştığı kişilerin etkisinde kalması ve devlet idaresini tek elden tek otoriteyle yönetememesi gibi etkenlerden dolayı kararlarında çok titiz davranması Kösem Sultan’ı sarayda padişahın ölümüne kadar dizginlemiştir. Padişahın tifüs hastalığından dolayı henüz 27 yaşında vefat etmesiyle o da genç yaşta dul kalmıştır. Bundan sonraki dönemde şehzadesini perde arkasından yönetmesiyle siyasi çalkantılarda baş rolde olmuştur.

Kösem Sultan Mehmed IV’ün hükümdarlığının ilk yıllarında Valide-i MuazzamaKoca ValideÜmmülmüminin, Sahibetül MakamValide-i AtikaValide-i Kebire gibi sıfatlarla, bir hükümdar dolaylı olarak ülke yönetiminde padişah gibi hüküm sürdü. Bu devirde Yeniçeri Ocağı ve bu ocağın nüfuslu ağalarının desteğini arkasına alması da gücünün ve otoritesinin zamanına damga vurmasında önemli bir etkendi.

Yaşamı ve Siyasi Etkileri

Kösem Sultan yaygın görüşe göre hükümdarlık sırasının kendi çocuklarına gelmesini sağlamak için Osmanlı saltanat usulünün değiştirilmesinde önemli bir etken oldu. Çabalarının sonunda I. Ahmed’in yerine o zamana kadarki saltanat geleneğine göre, padişahın büyük oğlu şehzade Osman değil, kardeşi 1. Mustafa geçti. Böylece padişah olanın oğlu değil, hanedanın en yaşlı üyesi hükümdar olmaya başladı.

Oğlu 4. Murat’ı tahta çıkartan Kösem Sultan, Valide Sultan olarak Topkapı Sarayı’na yerleşmiştir. Bu tarihten sonra “Valide Sultan” sıfatıya çocuk yaşta padişah olan yeni padişah adına, devlet yönetimini eline aldı. Bu durum yaklaşık 8 yıl sürdü ve IV Murat'ın yetişerek iktidarı eline almasıyla son buldu. Bununla birlikte Kösem Sultan bu dönemde de etkili oldu.

İznik kadısının haksız idamı üzerine galeyana gelen ulemanın, kendi oğlu olmayan büyük şehzade Bayezid’i tahta çıkarmak istemelerinden kuşkulandı ve şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendi’nin idamına sebep oldu. Valide Sultan, Dördüncü Murat'ın kardeşleri Şehzade Süleyman ve Kasım’ın öldürtmesine engel olamadı. Fakat İbrahim’i, hükümdar olamayacak kadar güçsüz göstererek korudu ve Osmanlı hanedanını yok olmaktan kurtardı. İbrahim’in tahta çıkışından sonra Valide Kösem Sultan padişahın akıl zayıflığı ve tecrübesizliğinden yararlanarak, devlet yönetiminde etkili oldu.

Hatice Turhan Sultan ile mücadelesi

Aslen ukrayna asıllı bir rus, asıl ismi Nadya olan bu Hadice Turhan Sultan, 12 yaşında kırım tatarlarınca esir olarak getirilmiş ve saraya verilmiş bir kızdır. Saraydaki terbiye ve eğitimi IV. Murad’ın kız kardeşi Atike Sultan tarafından verilmiş olup Kösem Sultan tarafından İbrahim'e zevce olarak verilmiştir.

Turhan Sultan Şehzade İbrahim'e ilk oğulu vererek saltanata tek varis annesi olmak istemesi ve IV Mehmed'i dünyaya getirmesiyle valide sultanı Kösem Sultan ile karşı karşıya gelmiştir. Her ne kadar böyle bir ihtirası olsa da Kösem sultan'ın haremdeki istihbarat ağı ve gücünden dolayı baş hasekilik uhtesi gerçekleşememiştir o yıllarda.  

Nitekim gelenek gereği Kösem Sultan, Eski Saray’a çekilmeyip “vâlide-i muazzama” olarak sarayda kalmıştır. Mehmed’in kendi annesi Turhan ise, vâlide sultan unvanını almış; fakat statüsü açıkça kayınvalidesinin altında kalmıştır. Çünkü Kösem 3000 akçelik maaşını almaya devam ederken Turhan’ın sadece 2000 akçe alması, bunun açık bir göstergesidir. Kösem’in 1651’de ölmesinden sonra Turhan, harem kurumunun başı olmuş ve maaşı da hemen 3000 akçeye yükseltilmiştir. 

Yukarıda belirtildiği gibi, Valide Kösem Sultan ile padişahın annesi Hadice Turhan Sultan arasında birbirlerinin canlarına kastedecek derecede şiddetli bir rekabet vardı.[1] Üç yıl süren bu gizli mücadele Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle son bulmuştur.

Kösem Sultan'ın öldürülmesi

I. İbrahim'e eş olduktan sonra Turhan Hatice Sultan ile Kösem Sultan'ın otorite mücadelesi devleti kötü etkiledi. Kösem Sultan ile ocak ağaları bu duruma kesin bir çözüm yolu aradılar. Buna göre IV. Mehmed'in kardeşi, şehsade Süleyman'ın annesi "safdil, meczub ıneşreb bir hatun" olan Dilaşub Sultan'la oğlunu tahta oturmak üzere anlaşılacak, devlet işleri, onun ve çok küçük yaşındaki oğlunun iktidarsızlıklarından istifade ile, eskiden olduğu gibi yine kendi "yed-i istiklalinde" kalacaktır. [2]


kösem sultan resim

IV. Mehmed'in tahttan indirilerek yerine kardeşi Süleyman’ın geçirilmesi ve bu arada padişahın zehirletilmesine karar verildi. Kararlaştırılan gün ve saatte sarayın bazı kapıları açık olacaktı. Buradan içeri giren ağalar Süleyman’ı tahta çıkardıktan sonra Turhan Sultan ile taraftarlarını alıp götüreceklerdi. Fakat Kösem’in hizmetkârlarından Melekî Hatun ona ihanet ederek komployu Turhan’a bildirdi. Nitekim Hatice Turhan Sultan da bu plandan kendisini tutan saray ağalarını hemen haberdar etti.[3] 3 Ağustos 1951 gecesi Süleyman Ağa adamlarıyla Büyük Valide Sultan’ın dairesine geldiler; kapıcıları öldürerek içeri girdi. Kösem Sultan önce, gelenleri saraya gizlice çağırttığı ocak ağaları sandı. 

Gerçeği anlayınca kaçarak odaların birinde bir dolabın üzerindeki gizli hücreye saklandı. Fakat saklandığı yerden bulup çıkardılar. Zülüflülerden Küçük Mehmed (Kuşçu Mehmed veya Deli Doğancı) adlı birisi bir pencereden kestiği kordonla Kösem Sultan’ı boğdu. Mahpeker Kösem Sultan’ın cenazesi Topkapı Sarayı’ndan çıkarıldı; Eski Saray’a götürüldü. 1651'in Eylül ayında merhum eşi I. Ahmet'in türbesine defnedildi.

Kösem Sultan'ın yaptırdığı eserler

Kösem sultan, Hürrem sultan gibi ölümünün ardından mirası ve yaptırdığı eserlerle de tarihte önemli bir iz bırakmıştır. Yıllık gelirleri toplam olarak 250 bin riyal tutan beş büyük has (Menemen, Zile, Gazze, Ezdin ve Kilis’de) 50 bin kuruş değerinde 2 bin 7 yüz şal 20 sandık florin, bir çok mücevher ve çeşitli eşya bu servetin bir kısmıdır. Bununla birlikte eli sıkı bir kimse değildi. Çevresindeki insanların pek çoğuna yardım ederdi. Her yıl recep ayında tebdili kıyafet ile hapishaneleri ziyaret eder, katiller hariç tutarak özellikle borcu olan mahkumların borçlarını ödediği rivayet edilmektedir. Bu yüzden ölümüne üzülenlerin sayısı çok olurdu.[4]

Kösem Sultan’ın hayır eserleri arasında en önemlisi Üsküdar’da bulunan Çinili Camii ile yanındaki mektep, çeşme, dârülhas, çifte hamam, sebil, Valide Medresesi ve mescidleri İstanbul’da Çakmakçılar Yokuşu’ndaki Valide Hanı ve Topkapı dışındaki bahçesi gösterilebilir. Ayrıca Anadolu ve Rumeli eyaletlerinin çeşitli kazalarında, İstanbul’da, Galata’da, Eyüp’de, Eğriboz, Midilli ve Kıbrıs Adaları’nda vakıfları bulunmaktadır. Kutsal topraklarda bulunan Mekke ve Medine'ye de fakirlere sık sık yardım gönderdiği tarih kaynaklarında yer almaktadır.

Sonuç olarak hırsıyla Hürrem Sultan ile yarışabilecek bir karaktere sahip bir sultandı. Osmanlı sarayına girmiş yabancı uyruklu hanımlar payitahtın geleceğine yön vermiş, çalkantılara imza atmış ve bir devletin kaderine etki ettiler. Saraya cariye olarak girip padişah annesi, eşi ünvanına erişip köle olarak geldikleri topraklara dolaylı olarak hükümdar oldukları şüphesiz bir gerçektir.

Burada asıl soru, devşirme hatunlar (sırp, rus, rum vs.) yerine kendi milletinden cariye ve hatunlar haremde yetiştirilseydi böyle taht ve güç kavgaları yaşanır mıydı?

Yararlanılan Kaynaklar:
[1] ve [3] History Studies A Tribute to Prof. Dr. Halil INALCIK Volume 5/2 2013
[2] Osmanlı Araştırmaları Dergisi, Sayı:19 s. 139-140
[4] http://www.egelisesi.k12.tr/dosyalar/editor/file/proje15(3).pdf
https://annibalbarca.files.wordpress.com/2012/05/kosem-sultan.pdf

1 yorum:

  1. Necdet kayalı29 Şubat 2016 19:16

    Kadın İmparatorluğu perde arkasından yönetmiş.Hürremi cebinden çıkarır

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.