Dünya Bankası; Dünya Bankası ve IMF Arasındaki Farklar

Dünya Bankası'nın Kuruluş Amacı, Üyelik, Faaliyet Alanı, Organ Ve Kurumları Ve Bunların İşleyişi, Karar Alma Usulü, Kararların Hukuki Niteliği Ve T.C. İle Bağı 


  • Kuruluş Amacı, Süreci, Üyelik ve Faaliyet Alanı
  • Organ Ve Kurumları Ve Bunların İşleyişi:
  • Tc İle Bağı Çerçevesinde Dünya Bankası:
  • Dünya Bankası'nın Faaliyetlerine Yapılan Eleştiriler
  • Dünya Bankası ve IMF Arasındaki Farklar:
  • Kuruluş Amacı ve Süreci:

Günümüzde iktisadi kalkınma amacıyla çok yanlı kredi sağlayan kuruluşların başında, Dünya Bankası geliyor.

Kimilerine göre bu Bankanın gerçek amacı, büyük emperyalist amaçlara aracı olmak ve geri bıraktırılmış ülkelere ağır koşullu borçlar vererek onları tekelci ana malcılığa bağlı kılmak, kimilerine göre ise tüm ülkelerin ekonomik yönden gelişimine yardım etmek, insanların daha mutlu yaşadığı yeni dünya düzeni oluşumuna katkıda bulunmaktır.[1]

Genelde Dünya Bankası olarak bilinen Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası 1944'de ABD'nin New-Hempshir kentinde, Bretton-Woods konferansında Uluslararsı Para Fonu ve Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'nın kurulması hakkındaki bir antlaşma ile kurulmuş, iş faaliyetine ise 1946'nın 25 Haziran'ında başlamıştır. Kuruluşunun ilk yıllarında Batı Avrupa ekonomilerinin onarımı için finansman sağlama fonksiyonunu üstlenmişti. Daha sonraları ise az gelişmiş ülkelere kalkınma kredisi sağlamaya başladı.[2]

Dünya Bankası'nın kurulmasının başlıca nedeni o olmuştur ki, bir çok ülkeler sosyal ve ekonomik gelişmelerini sağlamak için dış yardıma başvurmağa hazır olsalar da, özel bankaların kredilerini kullanma iktidarında değillerdi. O dönemde Avrupa ülkelerinde savaş sonucunda dağıtılmış yolların, köprülerin, ulaşım hatlarının, enerji sistemlerinin onarımı ve bu ülkelerin ekonomilerinin geliştirilmesi sorunu da gündemde idi. Bu işler sonraları Dünya Bankası olarak adlandırılmış Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'na havale edildi. Savaştan bir az sonra Avrupa ülkeleri Amerika'nın Marshall planı çerçevesinde yardım almağa başladılar ve bu nedenle de Dünya Bankası Asya'nın, Afrika'nın ve Latin Amerikası'nın gelişmekte olan ülkelerine kredi açmağa başladı. Dünya Bankası kurucularından olan Britanya iktisatçısı Lord Keynes bunun bankanın faaliyetinin esas amacı konumuna geleceğini önceden görerek Bretoon -Woods konferansının ilk toplantısında şunları söylemiştir:

"Bence, Banka ilk iş olarak savaşın neden olduğu dağıntıların ortadan kaldırılması ile uğraşacaktır. Fakat, onun zamanı gelince yapması gerekli ikinci bir görevi de vardır ki, bu da az gelişmiş ülkelerin kalkınmasına yardım etmektir."[3]

Sermayesi üye ülkelerin ekonomik güçleri orantısında katkılarından oluşan çok işlevli bir kurum gibi Banka dünya pazarında özel bankalardan daha cazip şartlarla kredi sağlamak görevini yapmalıydı. Banka bunun yanında hangi projelerin mali desteğe ihtiyacı olduğunu da saptamakla görevlendirilmiştir.

Dünya Bankası'nın başlıca amacı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yönden gelişmelerine yardım göstermektir. Dünya Bankası'nın esas siyaseti halkın yoksulluk seviyesinin azaltılması ve refah düzeyinin iyileştirilmesine yönelik projelerin gerçekleştirilmesi için gelişmekte olan ülkelere mali destek sağlamaktır.[4] Yatırımlar yolların, enerji müesseselerinin, okulların, altyapının iyileştirilmesi yönündedir ve tarımın geliştirilmesi, çocukların ve hamile kadınların gıdasının iyileştirilmesi projelerini desteklemektedirler. Ayrı yatırımlar ise üye ülkelerin ekonomilerinin geliştirilmesi, müesseselerinin verimliliğinin artırılması ve onların pazarın taleplerine uygunlaştırılması yönündedir. Bununla beraber Dünya Bankası "teknik yardım" ve uzmanlık işlerinde de yardım sağlamaktadır ki, bu da üye ülkelere ekonominin ayrı ayrı sektörlerinin verimliliğinin artırılmasına ve ülke ekonomilerinin gelişmesine yararlı olmaktadır

Üyelik:

Günümüzde dünya devletlerinin 188'i Banka üyesidir. Bunlardan 11'i, Banka sermayesinin %55'ine sahiptir. Dünya Bankası Guvernörler Kurulu, İcra direktörleri Kurulu, Başkanlık organları tarafından yönetilmektedir. Guvernörler Kurulu, üye devletlerin atadıkları birer guvernör ve vekilinden oluşmakta ve yılda bir kez toplanmaktadır. İcra direktörleri Kurulu iki yıl için görevlendirilen 24 üyeli ve sürekli karar organıdır.

Dünya Bankası'na üye olabilmek için öncelikle IMF'ye üye olmak gerekmektedir. Üyelik başvurusu yapan ülkeler, Dünya Bankası Anasözleşmesini parlamentolarından geçirerek yasaya dayalı bir uluslararası anlaşma haline getirmektedirler.

Dünya Bankası Ana sözleşmesinde de, IMF Anasözleşmesinde olduğu gi­bi üye ülkenin hangi kurumu aracılığıyla temsil edileceğine dair hüküm bu­lunmaktadır. Söz konusu Anasözleşmenin 11/2' nci maddesinde, Banka'nın, üye ülkeyi temsilen, Hazine, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, İstikrar Fonu veya bunların hiçbiri yoksa bu görevleri yürüten bir mali kurumu kanalıyla ilişki kuracağı belirtilmiştir. Dünya uygulamaları, banka ile ilişkilerin Hazine veya Hazine'nin de içinde bulunduğu Maliye ve/veya Ekonomi Bakanlıkları kanalıyla kurulması yönündedir.

Faaliyet Alanı

Dünya Bankası, üye gelişme yolundaki ülkelere çeşitli şekillerde kredi im­kanları sağlar. Bu krediler genellikle 3-5 yılı ödemesiz dönem olmak üzere 15-20 yıllık uzun vadeli kredilerdir. Kredilere, Bankaca, piyasa koşulları da dikkate alınarak altı ayda bir revize edilen standart faiz oranları uygulanır.

Banka'nın gelişme yolundaki üye ülkelere yönelttiğ krediler genelolarak üç başlık altında toplanabilir; uyum kredileri, yatırım kredileri, karma krediler.

Uyum Kredileri:

Bu krediler, Dünya Bankası üyesi olan gelişme yolundaki ülkelerin ya ge­nel makroekonomik uygulamalarını veya belirli sektörlere ilişkin ekonomi politikası uygulamalarını desteklemek amacıyla açılan kredilerdir. Genel makroekonomik politika değişikliklerinin desteklenmesi amacıyla açılan kredilere yapısal uyumlandırma kredisi, ilgili ülkenin belirli sektörlere yönelik olarak yapacağı yapısal değşikliklere ilişkin olarak verilen kredilere de sektörel uyum kredisi adı verilmektedir. Genel makroekonomik bir programa dayanılarak açılan kredilerde, ilgili ülkenin yetkili bakanının, hükümetinin bu programı uygulayacağına dair bir mektup yazması gelenek haline gelmiştir. Bu, IMF' e stand by düzenlemeleriyle verilen niyet mektubuna oldukça benzeyen bir mektuptur.
Uyum kredileri, kredi miktarının tamamının tek aşamada kullandırılması şeklinde olabileceği gibi, programın uygulanma aşamalarının başarısı çer­çevesinde Dünya Bankası'nca yapılacak değerlendirmelerin sonuçlarına göre her bir aşama ile bağlantılı olarak dilimler şeklinde de kullandırılabilir.

Yatırım Kredileri:                

Bu krediler, gelişme yolundaki ülkelerin gerçekleştirmek istedikleri kamu  yatırım projelerini desteklemek amacıyla açılır.

Dünya Bankası, bir projenin tamamını finanse etmez. Genel olarak projenin % 40 ile 60'ı oranında bir bölümünü finanse eder. Kalan bölümün finans­manı, ilgili ülkede projeyi uygulamakla yükümlü kuruluş tarafından kendi kaynaklarından ya da Devletin bütçe kaynaklarından yapılır.
Genelolarak bir yatırım kredisinin açılması, ilgili ülkenin bir projesini Banka'ya kredilendirilmek üzere teklif etmesini izleyerek, Banka'nın projeyi in­celemesi, yetkilileri görüşerek proje ve borç anlaşması dökümanlarını hazır­laması ve bütün bu belgelerin ilgili ülke yetkilileriyle görüşülerek üzerinde an­laşmaya varılmasından sonra Banka'nın İcra Direktörleri Kurulu'nun proje ve anlaşma belgelerini onaylamasıyla gerçekleşir. Böyle bir kredinin açılması 6 ay ile 2 yıl gibi uzunca bir süreyi gerektirdiği için, Banka, kendisine yapılan bu tür kredi başvurularından hızla uygulamaya konulacak olan ve ön fizibilite raporu hazır bulunan projelere başlangıçtan itibaren avans şeklinde bir mali destek sağlayabilmektedirBu desteğe "proje hazırlama imkanı" (pro­ject preparation facility) adı verilmektedir. Daha sonra proje ve ilgili belgeler onaylanıp uygulamaya konulduğunda, bu avans mahsup edilerek, kredi miktarından düşülmektedir. Bir başka imkan "geriye dönük finansman" (ret­roactive financing) adını taşıyan ve projeyi uygulayacak kuruluşun, proje henüz Banka'ca onaylanmadan önce gerçekleştirdiği giderleri, proje ve ilgili belgeler Banka'ca onaylandıktan sonra geriye dönük olarak krediden mah­sup etme imkanıdır.

Karma Krediler:

Dünya Bankası'nın üye ülkeye açacağı kredi, hem uyum kredisinin hem de yatırım kredisinin niteliklerini taşıyabilir. Bu durumda kredi anlaşması, bir veya bir kaç yatırımın yapılmasının yanısıra belirli bazı politika değşikliklerini de içeren bazı hükümler taşır. Bu tür kredilere karma krediler (hybrid 10­ans) adı verilmektedir.

Dünya Bankası kredilerine başka kuruluşların da katkısı söz konusu olabilir. Bu tür ek kredi katkısının en çok Japonya'dan geldiği görülmektedir. Dünya Bankası'nın bir ülkeye açtığı krediye bir başka ülke veya kuruluşun da katkıda bulunması halinde ortaya çıkan finansman şekline ortak finansman (co-financing) adı verilmektedir. Bu durumda Dünya Bankası katkısı A kredisi (A loan) ve diğer katkılar B kredisi (B loan) adını almaktadır.

Organ ve Kurumları ve Bunların İşleyişi:

Genelde Dünya Bankası olarak bilinen ve tek yapılı bir kurum olduğu sanılan söz konusu Banka amaçlarında ve faaliyetlerinde az da olsa farklar bulunan 4 kurumdan oluşmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD): 1944'de Dünya Bankası kurulduğu zaman onun ilk ismi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası olmuştur. Bu Bankanın kurulmasının başlıca amacı savaş sonucu darmadağın edilmiş Avrupa ülkeleri ekonomilerinin yeniden kurulması olmuştur. Fakat sonraları Avrupa ülkeleri Amerikan Hükümetinin Marshall Planı çerçevesinde yardım alarak ekonomilerini geliştirmelerinden sonra IBRD daha az gelişmiş ülkelere yardım sağlama görevini üstlendi.

Uluslararası Finans Kurumu (IFC): Dünya Bankası 1956 yılında az gelişmiş ülkelerdeki özel kesime kredi vermek üzere Uluslararası Finans Kurumu'nu kurdu. IFC'nın amacı üye ülkelerde özel kesimin gelişmesini özendirmek ve bunun için yerli ve yabancı mali kaynakların harekete geçirilmesini sağlamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, Dünya Bankası'nın özel kesime doğrudan açacağı kredilerle ilgili hükümetin güvence vermesi istenir. Oysa IFC kredilerinde bu tür garantiye gerek yoktur.
IFC özel kesime doğrudan kredi vererek veya ilgili firmanın hisse senetlerini satın alarak finansman görevini yapar. Bu tür doğrudan finansman fonksiyonunun yanında, az gelişmiş ülkelerdeki kalkınma bankalarının sermayesine katkıda bulunarak dolaylı yollardan da kredi sağlayabilir.[5]

Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA): Dünya Bankası, az gelişmiş ülkelere daha elverişli koşullarla kredi açmak üzere 1960'da Uluslararası Kalkınma Birliği'ni kurdu. IDA'nın faaliyetleri en yoksul az gelişmiş ülkelere yöneliktir. Bu ülkelerin kişi başına düşen milli gelirleri 785 dolar ve ondan azdı.[6] Bu çerçevede 70'e yakın ülke IDA'nın kredilerinden yararlanabilir. Gerekli koşullara sahip olmadıkları için bu ülkeler, Dünya Bankası kredilerinden yeterince yararlanamıyorlardı. Ondan dolayı böyle bir kuruluşa gerek duyulmuştur. IDA kredileri çok uzun vadeli ( 10 yılı ödemesiz dönem olmak üzere 50 yıl gibi) ve çok düşük (yüzde 0.75) faizlidir. En yoksul az gelişmiş ülkelere özellikle altyapı yatırımları için elverişli koşullarla sağlanan IDA kredilerinin kaynağını sanayileşmiş ülkelerin bu kuruluşa yaptıkları katkılar oluşturur.

Çok Taraflı Yatırım ve Garanti Kurumu (MIGA): Dünya Bankası, 1985 yılında Çok Taraflı Yatırım ve Garanti Kurumunun (MIGA) kurulması ile faaliyet alanını daha da genişletti. Bu kuruluşun amacı, yabancı yatırımcıların ev sahibi ülkelerdeki yatırımlarına, ticaret dışı risklerine karşı garanti vermektir.

Yukarıda sözü edilen dört kuruluş "Dünya Bankası Grubu" diye adlandırılır. Böylece, Dünya Bankası Grubu içinde, finanse edilecek projenin niteliğine ve kredi talep eden ülkenin ödeme gücüne göre, faiz ve süre yönünden farklı nitelikte kredi sağlama olanakları bulunmaktadır.

Dünya Bankası'nın nihai yönetimi üye ülkelerin Maliye Bakanları veya Merkez Bankası başkanlarından oluşan Yönetim Kurulu'na aittir. Ülke temsilcilerinin kullandıkları oylar eşit olmayıp, ilgili ülkelerin oy ağırlıklarına bağlıdır. Bu ise bankaya ödenen aidatlara göre belirlenir. Üye ülkelere kredi verilmesinin esas ilkeleri ekonomik, sosyal ve çevresel kriterlere dayalıdır, politik kritere dayalı değildir. Ülke temsilciler Kurulu en az yılda bir kez toplanır ve Banka elemanları tarafından hazırlanan yıllık raporları görüşür. Dünya Bankası'na üye ülkeler aynı zamanda IMF'e de üye olurlar. Her iki kuruluşun yıllık toplantıları genellikle aynı anda yapılır.[7]

Türkiye Cumhuriyeti İle Bağı Çerçevesinde DÜNYA BANKASI:

Dünya Bankası Grubu 1945’te IMF ile birlikte kurulduğu için bu iki kuruluşa “Bretton Woods İkizleri” de denmektedir. IMF ve Dünya Bankası yönetim şekli ve organizasyon yapısı bakımından birebir aynıdır. Dünya Bankası’nın temel amacı, gelişmiş ülkelerin mali olanaklarının gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) aktarılarak dünya genelinde insanların yaşam kalitelerini artırıp fakirliği azaltmaktır. Dünya Bankası, bu amacını GOÜ’ye sağlamakta olduğu proje ve programlara kredi sağlamak suretiyle gerçekleştirmektedir.

Dünya Bankası Grubu bünyesinde 5 ayrı kurumu ihtiva etmektedir: Dünya Bankası (IBRD), Uluslararası Finansman Kurumu (IFC), Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA), Uluslararası Yatırımları Garanti Kurumu (MIGA) ve Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi (ICSID). Türkiye ağırlıklı olarak iki kurumla, Dünya Bankası (IBRD) ve Uluslararası Finansman Kurumu (IFC) ile temas halindedir ve bu kurumların kredilerini kullanmaktadır. Bütün Dünya Bankası Grubu’nun başkanlığını IBRD Başkanının üstlenmesi dolayısıyla Dünya Bankası ile kastedilen kurum esas olarak IBRD olmaktadır.

Dünya Bankası üyeliği IMF’e üye olan tüm ülkelere açık bulunmaktadır. Ancak IMF üyesi ülkelerin Dünya Bankası’na üyelik zorunluluğu yoktur. Hâlihazırda 188 üyesi bulunan Dünya Bankası’na Türkiye 1947 yılında üye olmuş ve 1950 yılında Banka’dan ilk defa kredi almıştır. Türkiye 1950-2003 yılları arasında proje, sektörel, yapısal destek ve uyum nitelikli 160’tan fazla kredi anlaşmasıyla Dünya Bankası’ndan yaklaşık 21 milyar ABD doları miktarında kredi almıştır. Türkiye 1950-2003 yılları arasındaki süre içinde aynı zamanda Dünya Bankası’ndan en çok kredi sağlayan ülke konumuna gelmiştir. Buna rağmen Türkiye’nin Dünya Bankası’na olan borcunun toplam dış borcuna oranı %4’ten daha azdır ve bu oran da azalma eğilimindedir.[8]

Dünya Bankası sadece az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere kredi desteği sağlamakta ise de Banka’nın hâlihazırda 188 adet üyesi bulunmaktadır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler kredi kullanma ve finansman ihtiyaçlarını gidermek amacıyla üye iken, gelişmiş ülkeler ise Dünya Bankası içindeki oy oranının getirdiği güçle Banka politikalarında etkili olmayı hedeflemektedir. Gelişmiş ülkelerin üye olmak istemesi, Dünya Bankası’nın sağladığı yatırım projelerine sadece Banka’ya üye olan ülkelerin şirketlerinin katılabilmesi kuralı ile de ilgilidir.

Dünya Bankası’nın teşkilat yapısı IMF’nin yapısı ile büyük ölçüde aynıdır. İki kuruluş bünyesindeki kurulların adları, yapıları, görevleri ve çalışma şekilleri de hemen hemen aynıdır. Her sene IMF ve Dünya Bankası Guvernörler Kurulları birlikte toplantı yapmaktadır. İki teşkilat içindeki kurullarda yer alan ülke grupları aynıdır ve oy oranları benzerdir. Dünya Bankası’nda Türkiye’nin içinde bulunduğu oy grubunun 88,924 oyu ve %4.90 oy oranı bulunmaktadır ve temsil başkanı Avusturya ile başkan yardımcısı Belçika’dandır. İki teşkilat arasındaki belirgin farklılık ise IMF Başkanı’nın Avrupalı olması şartına karşılık Dünya Bankası Başkanı’nın ABD’den seçilmesi şartıdır.

Dünya Bankası’nın asıl hedefi yeniden yapılanma ve kalkınmadır. Yapılanma ve kalkınma hedefi ise sınırsız ve kapsayıcıdır. Bunun anlamı ise, kalkınma sürecinin ilgilendirdiği bütün aktörlerin -hükümetler, banka benzeri kurumlar, sivil toplum ve özel sektör- ihtiyaçlarının tespitinde ve programların uygulanmasında yakın işbirliği içinde çalışması gerektiğidir.[9] Dünya Bankası’nın kredi verme amaçlarını açıklayan bu ifade ayrıca Banka’nın işlevini herhangi bir yatırım projesini finanse etme görevinin ötesine taşımakta, ekonomik, sosyal ve toplumsal yapının dönüştürülmesini esas alan programlara da işaret etmektedir. Dünya Bankası, başlangıçta sadece gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşması için yatırım projelerine kredi sağlamayı amaçlamışken, süreç içinde toplumsal yapıları öngörülen kalkınma modeli çerçevesinde topyekûn değiştirebilecek programlara ilgi duymaya başlamıştır.[10]

Bu bağlamda Dünya Bankası geleneksel proje kredilerinin yanında özellikle 1980 sonrasında “Yapısal ve Sektörel Uyarlanma Kredileri” vererek kalkındırma amacını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Ancak diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye’nin de Banka’dan aldığı kredi ve kaynakların etkin ve ülke yararına uygun şekilde kullanamaması söz konusudur. Bu durumun sebebi kamu yönetiminin eksik değerlendirme ve uygulamalarının yanında kredi anlaşmaları koşulları arasında projelerin yürütülmesi ve proje ile ilgili alınan mal ve hizmetlerin “uluslararası ihale” usulüyle ile tedarik şartının yer almasıdır. Rekabet gücü düşük olan ülkeler için çoğu kez proje ile ilgili mal ve hizmetlerin yurt içinden temini engellenmiş olmakta, bu uygulama temin edilen mal ve hizmetlerin ithal edilmesine yol açmaktadır. Neticede yurt dışından elde edilen finansman yine yurt dışına gitmekte ve sağlanan desteğin ülke ekonomisine faydası oldukça azalmaktadır.

Bu gibi sorunlar ve yeni finansman kaynaklarının bulunması ya da kullanılabilir olması Türkiye’nin son yıllarda Dünya Bankası kredilerinin toplam borç stoku içindeki oranının azalmasına sebep olmuştur. Ayrıca Dünya Bankası’nın verdiği kredilerin sektörel dağılımına bakılırsa en çok finans sektörü üzerine kredi verdiği görülmektedir. Tüm ülkelerde görülen bu trend Dünya Bankası’nın belirli bir amaca ve sektöre göre kredi verdiğine işaret etmektedir.

Dünya Bankası'nın Faaliyetlerine Yapılan Eleştiriler

Az gelişmiş ülkelerin kalkınmalarına yardım etmek amacı doğrultusunda faaliyet gösteren Dünya Bankası'nın dünyanın ekonomik ve siyasal hayatında önemli bir yere sahip olduğu ve dünya ülkeleri için vazgeçilmez bir kurum olduğu geniş ölçüde kabul gören görüşlerdendir. Fakat, karşıt düşünceler de mevcuttur. Bunlardan Banka'nın genel faaliyetlerine ait olanları iki kısımda incelenebilir:

1. Bazılarına göre Dünya Bankası emperyalist amaçlı bir kurumdur. ABD ve diğer büyük devletler Asiya, Afrika ve Güney Amerika'daki müstemlekelerini kayb ettikten sonra sözkonusu ülkeleri ekonomik yönden kendi denetimleri altında tutmak için bu kuruluşu oluşturmuşlardır.[11] Banka tüm azgelişmiş ülkelere kendisi belirlediği yönde krediler açarak bu ülkelerin ekonomilerini büyük devletlerin amaçları doğrultusunda yönetmektedir.

2. Banka'nın genel faaliyetlerine yapılan bir başka eleştiri ise sözkonusu kurumun kuruluş amacına uygun faaliyet gösterememesi yönündedir. Az gelişmiş ülkelere yardım etmek ve onların kalkınmalarını desteklemekle görevli olan Banka görevini doğru dürüst yerine getirememektedir. Banka'nın 50 yıllık faaliyet döneminde halen herhansı bir az gelişmiş ülkenin Banka yardımı ile gelişme gösterdiği görülmemiştir.[12]

Banka'nın genel faaliyetlerine yapılan eleştirilerin yanısıra bu kurumun ayrı ayrı ülkelerdeki faaliyetlerine de söz konusu ülkelerin çeşitli kesimleri tarafından yapılan eleştiriler de vardır.

Dünya Bankası ve IMF Arasındaki Farklar:

Aynı anda kurulmalarına rağmen Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu değişik amaçlara sahip farklı kuruluşlardır. Herhangi bir ülke Dünya Bankası'na üye olmadan önce IMF'in üyesi olmalıdır. Dünya Bankası'nın başlıca amacı gelişmekte olan ülkelerin uzun vadeli ekonomik gelişmelerini sağlamak ve adı geçen ülkelerde yoksulluk düzeyini azaltmaktır. IMF'nin başlıca amacı ise Dünya finans sisteminin iyileştirilmesine çalışmak ve üye ülkelere kısa vadeli mali sorunlarda yardım sağlamaktır. Dünya Bankası yalnız gelişmekte olan ülkelere kredi vermektedir. IMF ise kısa dönemde oluşan mali sorunlarını çözmek için ihtiyacı olan tüm üye ülkelere kredi sağlamaktadır.

Uluslararası Para Fonu ile Dünya Bankası 1944 Bretton Woods toplantılarında kurulmuş ikiz kuruluşlardır. Bunlardan birisine üye olan ülke, aynı zamanda diğerine de üye olur. Ana sözleşmelerine göre her iki kuruluşun faaliyet alanları birbirinden farklıdır. 

Birincisi dış denkleşme ve uluslararası mali konularla ilgilenirken, ikincisi az gelişmiş ülkelerin kalkınma sorunları alanında uzmanlaşmıştır.

Ancak bu konular her zaman birbirinden ayrılamaz. Örneğin kalkınma çabası içinde bulunan az gelişmiş ülkelerin çoğu, aynı zamanda yapısal dış ödeme açıklarıyla karşı karşıyıdırlar. Sorunların bu şekilde bir bütünlük göstermesi, iki kuruluş arasında sıkı bir işbirliğini gerektirir.
Fakat faaliyet alanları farklı da olsa iki kuruluşun asıl amacı, üye ülkelerde istikrarlı bir gelişme ve kalkınma sağlamaktır. Bu da üyelere daha uygun koşullarda yardımda bulunmak için, uzmanlık bilgilerini birleştirmek, politika önerileri ve mali yardımlarını uyumlaştırmak biçiminde işbirliğine gitmelerini gerektirir.

IMF ile Dünya Bankası arasındaki işbirliğinin özellikle yakın geçmişte geliştiği gözlenmektedir. Bu işbirliği daha çok iki kuruluşun borç verme faaliyetlerinde kendisini göstermektedir. Daha önce belirtildiği gibi, IMF'in borç verme politikası kısa vadeli kredilerden, orta vadeli yapısal ve dış denge amaçlı kredilere doğru değişmektedir. Dünya Bankası da geleneksel proje kredilerinin yanında, ülkelerin sek törel uyum ve makro ekonomik politikalarının desteklenmesi amacına yönelik kredileri giderek artmıştır. Amaçlarının aynı yönde değişmesi, Fon ile Banka arasındaki işbirliğini daha da zorunlu hale getirmiştir.

Yapısal Uyum Kolaylığı ile Artırılmış Yapısal Uyum Kolaylığı hesapları çerçevesinde, en yoksul az gelişmiş ülkeler için orta vadeli ekonomik programların hazırlanması da iki kuruluş arasındaki sıkı işbirliğinin diğer bir nedenini oluşturmaktadır.

Eski Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkelerinin piyasa ekonomisine geçiş çabaları da işbirliğine bir örnektir. Bu ülkelere sağlanacak mali ve teknik yardımlar, Fon ile Dünya Bankası'nın makroekonomik ve yapısal reform çalışmalarını birlikte yürütmelerini zorunlu hale getirmektedir.

 Av. Oğuzhan ÇAKIR - Mehmet Akif BOYRAZ
KAYNAKÇA 
1- Orhan Hançerlioğlu, Ekonomi Sözlüğü, İstanbul, Remzi Basımevi, 5.Basım, 1993
2- World Bank Organisation, World Bank Report, Washinghton, 1998
3- Vsemirnıy Bank, İnformasionnıy Vıpusk Vsemirnogo Banka, "Vsemirnıy Bank i Mejdunarodnıy Valyutnıy Fond", Washington, 1998
4- Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, İstanbul, Geliştirilmiş 11.Baskı, 1994
5- Evgin, Tülay, Dünden Bugüne Dış Borçlarımız, (Ankara: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Araştırma ve İnceleme Dizisi No:26, 2000)
6- Öztürk İlhan, Sosyal Bilimler Dergisi, 3(1), Haziran 2006
7- Kaya, Safiye, Sayıştay Dergisi-46-47
8- Ekonomiks gazetesi, Şubat, 1996, No:6
[1] Orhan Hançerlioğlu, Ekonomi Sözlüğü, İstanbul, Remzi Basımevi, 5.Basım, 1993, s.74
[2]. World Bank Organisation, World Bank Report, Washinghton, 1998, s.2.
[3] Vsemirnıy Bank, İnformasionnıy Vıpusk Vsemirnogo Banka, "Vsemirnıy Bank i Mejdunarodnıy Valyutnıy Fond", Washington, 1998, ss.1-2.
[4] World Bank Organisation, a.g.e., ss.2-3.
[5] Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, İstanbul, Geliştirilmiş 11.Baskı, 1994, ss.520-521
[6] World Bank Organisation, a.g.e., s.4.
[7] Seyidoğlu, a.g.e., ss.521-522.
[8] Evgin, Tülay, Dünden Bugüne Dış Borçlarımız, (Ankara: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Araştırma ve İnceleme Dizisi No:26, 2000), s.97.
[9] Öztürk İlhan, Sosyal Bilimler Dergisi, 3(1), Haziran 2006
[10] Kaya, Safiye, Sayıştay Dergisi-46-47,
[11] Hançerlioğlu, a.g.e., s.74.
[12] Ekonomiks gazetesi, Şubat, 1996, No:6, s.3.
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

6 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Avukat Bey, keşke IMF ve Dünya bankasını asıl hangi hangi aileler yönetiyor karı nereye gidiyor ona da değinseydiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu makalede amacımız Dünya Bankası'nın faaliyetlerini anlatmak ve bu bankadan kredi kullanan ülkelerin gelişim gösterememesi üzerine eleştirilerimizi dile getirmekti. Biz ekonomik olarak zor durumda olduğumuz dönemlerde bu kredileri kullanıyorduk. Ne zaman bu kredileri kullanmak yerine başka şekillerde finans sorununu çözdüğünde ekonomimizin çok daha hızlı büyüdüğünü göstermekti.

      Sil
  2. Nilgün Sezer19 Ekim 2016 11:11

    Oğuzhan Bey, farzedelim ki X ülkesi ödemelerini aksattı veya hiç ödemedi. Burada yaptırım nasıl olacak ve kim müdahil olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorduğunuz konuda bir araştırma yapmadım. Ama Türkiye'nin IMF'e olan borçlarını ödeyemediği 2001 krizi sonrasında IMF ile yeni bir anlaşma yani yeni bir yapılandırma konusunda görüşmeler yapılmıştı. Bundan yola çıkarak ödenmediği taktirde faizi artırarak geri ödemede vadeyi arttırıyorlar. Hatta bazı durumlarda yeni krediler vererek sermaye girişi sağlanıyor. Ancak yukarıda eleştiriler başlığında dile getirdiğim gibi Dünya Bankası ve IMF'ten kredi kullanan hiçbir ülke gelişim sağlayamamıştır. Bu nedenle artık Türkiye bu kurumlardan kredi kullanmamaktadır. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir Nilgün Hanım.

      İyi Çalışmalar

      Sil
    2. ilginiz için teşekkür ederim.

      Sil
    3. Rica ederim Ben makaleme sorduğunuz sorular ile katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim

      Sil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.