Dünyada ve Türkiye'de Avukatlık Tarihi

lawyer

Avukatlık, kamu hizmeti niteliğinde olup tarafların hukuki menfaatlerinden doğan uyuşmazlıklarının adalete uygun bir biçimde çözülmesine yardımcı olan, mahkemeler ve bütün kamu kurumlarında kişi ya da kurumlara vekâlet ederek sorunlarının çözümüne katkıda bulunan zor ve fedakârlık isteyen bir meslektir.

Bunun yanında avukatlık yargı sistemi içerisinde fonksiyonu, tarifi ve var oluş mücadelesi ile her ülkede farklılık göstermektedir. Bu nedenle avukatlık tarihini daha iyi ifade edebilmek adına şu şekilde bölümlere ayrılabilinmektedir;

1-Dünya’da Avukatlık Tarihi 

Avukatlık mesleğinin başlangıcı; Geldaniler, İraniler, Mısırlılar ve Yunanlılar’a kadar uzanmaktadır. Eski Roma medeniyetinde avukatlık mesleğini gerçekleştiren kişilere de Advo-Catus (üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan) ismi verilmekteydi. Özellikle Fransız İhtilali sonrasında da avukatlık mesleği Dünya’da kurumsal bir kimlik kazanmıştır.  

2-Türkiye’de Avukatlık Tarihi-Tanzimat Döneminden Önce 

Ülkemizde ilk avukatlık kurumu, osmanlı dönemindeki arzuhalciler tarafından gerçekleştirilmekte idi. Ancak bunlar da savunma hakkının getirilerini gerçekleştirmek yerine daha çok talep edilecek şey hakkında yazı yazan ve usule ilişkin işlem gerçekleştiren kişilerdi. Avukatlık mesleği için ilk yönetmelik sayılabilecek nizamname de bu dönemde oluşturulmuştu.  

3-Türkiye’de Avukatlık Tarihi-Tanzimat Dönemi ve Sonrası 

1839’da çıkarılan Tanzimat Fermanı ve 1856 tarihli Islahat Fermanı birçok eşitlikçi yeni yasal düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. 1840’da Ceza Kanunu, 1851’de Kanun-i Cedit, 1861’de Usulü Muhakeme-i Ticaret Nizamnamesi, 1869’da Şurayı Devlet Nizamnamesi ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nizamnamesi, 1871’de Mehakim-i Nizamiye Hakkında Nizamname ve 1877’de de Mecelle-i Ahkam-ı Adliye çıkarılmıştır. Bu kanunların her birinde ilk kez bugünkü anlamıyla savunma görevini üstlenecek bir vekilden yani dava vekilliği kavramından bahsedilmekteydi.

1876’de çıkarılan Dersaadet Dava Vekilliği Nizamnamesinde de avukat kelimesi yer almamakla birlikte bunun yerine dava vekilliği kelimesine yer verilmiş ve bu işleri yapacak kişinin şartları ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir. 

Bu dönemde avukatlık mesleği henüz gelişmediğinden bir baroda bulunmaz iken ilk olarak 1870’de ülkemizde bulunan yabancı avukatlar tarafından İstanbul’da bir baro kurulmuş ve 1908’de Meşrutiyet’in ilanına kadar faaliyet vermiştir. İlk Osmanlı Barosu, 1878’de İstanbul’da kurulmuş ve kimlerin buraya bağlı olacağı 1876 tarihli düzenlemede belirtilmiştir. 1884’de de Rumeli-i Şarki Vilayetine Mahsus Avukatlık Kanunu çıkmış ve Türkiye’de ilk defa bir kanun metninde avukat kelimesine yer verilmiştir. 1908’de ilan edilen birinci Meşrutiyet’in ardından çıkarılan çeşitli düzenlemelerle de vekâlet görevine ilişkin birçok değişiklikler yapılmıştır. 

4-Türkiye’de Avukatlık Tarihi-Cumhuriyet Dönemi  

3 Nisan 1924 tarih ve 460 sayılı Muhamat Kanunu’nda yer alan muhamat himaye eden anlamlarına gelmekte olup avukatlık sıfatının yerine kullanılmaktaydı. Cumhuriyet’in ilanın ardından 1926’da Muhamat Kanunu’nda değişiklik yapan 708 sayılı kanunla muhamt kelimesi kaldırılarak yerine avukatlık kelimesi getirilmiştir. Bunun yanında 1926 tarih ve 143 sayılı kanunla avukatlık stajının Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra yapılacağı, 1926 tarih ve 941 sayılı kanunla avukatlık ücretleri başta olmak üzere birçok konuda düzenleme, 23 Şubat 1919 tarihli Memalik-i Osmaniye Kanunu ile avukatlık mesleğinin yalnızca Türklere ait olduğu, 20 Nisan 1929 tarih ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile müdafiin kimler olabileceği ve mahkemelerin hangi şartlarda zorunlu müdafii atayabileceği, 18 Haziran 1934 tarih ve 2516 sayılı kanun ile baroya bağlı olmadığı yerlerde de vekâlet görevini üstlenebilecekleri ve hâkimlikten çıkarılmış kişilerin avukatlık yapamayacağı gibi düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca 27 Haziran 1938 tarih ve 3499 sayılı Avukatlık Kanunu da çıkarılmış ve avukatlık mesleği ve baro hakkında değişiklikler getiren 141 maddelik kanundur. Bu kanun ile dava vekili yerine avukatlık kelimesi kullanılmış ve avukatların cübbe giymeleri gerektiği kabul edilmiştir. Zaman içerisinde de değişikliğe uğrayarak 1969 yılına kadar da yürürlükte kalmıştır.  

5-Türkiye’de Avukatlık Tarihi-1969 Yılları ve Sonrasındaki Dönem 

1969’da 3499 sayılı kanun kaldırılarak yerine 19 Mart 1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda avukat olmak için kısıtlayıcı herhangi bir yaş şartına yer verilmemiştir. Hakkında kamu davası açılan avukatların tekrardan avukatlığa alınma talebi, dava sonucuna kadar beklenilmesi gerektiği ve itirazların ise Türkiye Barolar Birliği’ne yapılması gerektiği düzenlenmiştir.

Avukatlıkla birleşebilen işlerin kapsamı arttırılmış, avukatların levhadan silinme halleri daraltılmış, avukatlık staj süresi bir yıl olarak değiştirilmiş, avukatların topluluk sigortasına girme mecburiyeti, borçlanmaları ve Emekli Sandığı ile olan ilişkileri yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca Barolara ilişkin hükümlerde de değişiklikler yapılmıştır. Baroların birleştirilmesi, ayrı baro teşkili yetkisi Türkiye Barolar Birliği’ne verilmiştir. Türkiye Barolar Birliği içerisinde Disiplin Kurulu kurulmuştur. Zaman içerisinde de halen yürürlükte olan 1136 sayılı kanun çeşitli değişikliklere uğramış olmasına rağmen avukatlık mesleği için gerekli düzenlemeleri belirten kaynak olma özelliğini korumaktadır.   

6-Türkiye’de Avukatlık Tarihi-1980 Yılları ve Sonrasındaki Dönem 

Avukatlık mesleği açısından yapılabilecek en temel düzenleme, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’dur Bu kanun günümüzde hala daha yürürlüktedir. Ancak 1980 sonrasındaki dönemden itibaren bazı değişikliğe uğramıştır. 8 Mayıs 1984 tarihli 3003 sayılı kanunla değişikliğe uğrayarak 154.madde getirilmiştir. Buna göre devlete karşı veya rüşvet, sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve yalan yere tanıklık hallerinden biri ile hakkında kamu davası açılan avukat, işten yasaklanması mecburi olduğu belirtilmiştir. Ancak günümüzde bu madde haksız bir uygulama ortaya çıkarmasından dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ayrıca kanunda yapılan 2001 değişiklikleri ile de barolar ve Türkiye Barolar Birliği büyük ölçüde Adalet Bakanlığı’nın vesayetinden kurtularak bağımsızlaştırılmıştır. Savunma mesleği olan avukatlığın ise, yargının kurucu unsurlarından olduğu açıkça belirtilmiştir.  

Sonuç olarak, ülkemizde avukatlık mesleğinin gelişebilmesi için çağdaş uygarlık düzenine uygun düzenlemeler yapılarak savunma hakkının önünün açılması gerekmektedir. 

Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

3 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. güzel yazı. bakalım bundan 100 yıl sonra avukatlık nereye gidecek

    YanıtlaSil
  2. Kısa, öz, ve net olmuş ama dünyada avukatlığın ortaya çıkışı ve evrimi hususunda biraz daha ayrıntı verseydiniz daha iyi olacaktı kanımca.

    YanıtlaSil
  3. Avukatlar kendini güvende hissediyor mu?

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.