Boşanma Davasında Eş Yararına Nafaka

Bu yazımda, boşanma davalarında eşe verilen nafakalardan bahsedeceğim. Hukukumuzda eşe verilebilecek nafakalar, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakasıdır. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Bu durumda dava devam ederken eşe verilen nafaka tedbir nafakasıdır. 

Boşanma davası kesinleştiğinde ise bu nafaka ortadan kalkacak, bundan sonra eşe verilecek olan nafaka türü yoksulluk nafakası olacaktır. Biz uygulamada boşanma davası açarken dava tarihinden itibaren davanın devamı süresince tedbir nafakasına, davanın kesinleşmesinden itibaren de bu nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmesini talep ederiz.

Tedbir nafakası:

Tedbir nafakasına ilişkin bir hususu belirtmekte fayda görüyorum. Tedbir nafakasının, davanın kesinleşmesiyle ortadan kalkacağını ve gerekli hallerde yoksulluk nafakası olarak devam edeceğini belirttik. Ancak Yargıtay'ın kararları, tedbir nafakası alan eşin başkasıyla düzenli ve sürekli bir birlikteliğe başladığı kanıtlanmışsa birlikte yaşamaya başladığı tarihten itibaren de nafakanın kaldırılması gerektiği yönündedir. Bir başkasıyla aile hayatı yaşayan kişiye, boşanma davasının devam ettiği eş tarafından nafaka ödenmesi hakkaniyete aykırı olacağından, uygulama ilk bakışta mantıklı gelse de birçok yönden de tartışmaya açıktır aslında! Örneğin; bir kişinin ihtiyaçlarının, birlikte yaşadığı kişi tarafından mı karşılanması gereklidir, bu bir zorunluluk ya da alışılagelmiş toplumsal bir anlayış mıdır? gibi sorular akılları karıştırmaktadır.

Sizin de kafanız yeterince karıştıysa çok merak edilen bir diğer husus, gelirin az olması halinde nafaka verilip verilmeyeceği konusuna gelelim. Şöyle ki; gelirin az olması, nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz ancak hakim tarafından nafaka miktarını belirlemede dikkate alınır. Öte yandan geliri olmayan eş tedbir nafakası vermek zorunda değildir. Eşlerin gelirinin eşit olması halinde de taraflar birbirine nafaka vermek zorunda değildir ve sürekli, düzenli ve yeterli geliri olan eş yararına tedbir nafakası verilmez.

Tarafların ekonomik durumlarının değişmesi sebebiyle nafaka miktarının artırılması ya da eksiltilmesi mümkündür. Nafakayı ödeme şekli ise uygulamada genelde irat biçiminde (periyodik ödeme) olsa da, toptan ödeme de mümkündür. 

Yoksulluk Nafakası:

Tedbir nafakasından sonra biraz da yoksulluk nafakasına değinmek istiyorum. Kanuna göre: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Buna göre, yoksulluğa düşecek olan tarafın kusuru daha ağırsa nafakaya hükmedilemeyecektir. Peki ya kusur durumları eşitse; işte o zaman yoksulluğa düşecek tarafa nafaka verilmesi gerekecektir. Ayrıca yoksulluktan kurtulma halinde de her zaman yoksulluk nafakasının kaldırılması davası açılabilecektir. Aynı şekilde değişen şartlara göre nafakanın artırılması da istenebilir. 

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Nafakaya ilişkin birtakım açıklamalar yaptık. Aslında en çok merak edilen bir konu da şudur: Peki ama bu nafaka alacağı nasıl icra edilecek? Bu konuda önemli gördüğüm noktaları kısaca paylaşacak olursam:

  • Mahkeme tarafından ara kararla verilmiş bir tedbir nafakası söz konusuysa kesinleşmeye gerek olmadan ilamsız icra takibi başlatılabilecektir. Ancak yoksulluk ve iştirak nafakası, boşanma kararının kesinleşmesiyle geçerli olacağından, boşanma davası kesinleştikten sonra icra takibine konu edilebilecektir. 
  • Normal borçlarda borçlu maaşının ¼ ü haczedilirken, nafaka alacaklarında aylık nafaka miktarı bu oranı geçse de tamamının kesilmesi gerekir. Ancak birikmiş nafaka, adi alacak niteliğinde olduğundan bu orana uyulması gerekir.
  • Emekli maaşı da nafaka alacağı nedeniyle diğer borçlardan farklı olarak haczedilebilecektir.(1/4 oranında)
  • Nafakaya ilişkin hükmün temyiz edilmesi, kararın icrasını ertelemez.
  • Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
  • Nafaka alacağı haczedilemeyeceği gibi üzerinde rehin de tesis edilemez. 
  • Nafaka alacağı, nafaka alacaklısının veya nafaka yükümlüsünün ölümü ile sona erer. Ancak nafaka davası açıldıktan sonra nafaka alacaklısı olan davacı ölürse, mirasçıları davaya devam edebilecektir.
Sevgiyle kalın…
Google+ paylaş

Benzer Konular :

    Yorumlar
    Facebook Yorumları

1 YORUM YAPILDI. Görüşünüzü belirtin ! :

  1. Nimet Gümüşdağ28 Mart 2017 10:41

    Teşekkürler. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.