Cinsel Taciz Suçu ve Cezası

cinsel taciz

Cinsel Taciz Suçu ve Cezası:

Yargıtay Kararlarıyla Cinsel Taciz Suçu


Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde cinsel taciz suçu düzenlenmiştir. Cinsel tacizi kişinin vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeden, her türlü davranış ile cinsel yönden rahatsız edilmesi olarak tanımlayabiliriz. 

Eski TCK’nin 421. maddesinde düzenlenen söz atma ve sarkıntılık suçu kapsamına giren davranışlardan; söz atma sayılan hareketler cinsel taciz sayılırken, sarkıntılık sayılan davranışlardan sadece mağdurun vücuduna temas etmeden gerçekleşen hareketler, cinsel taciz sayılmaktadır. 

105. madde metni ve gerekçesi göz önüne alındığında, cinsel tacizi oluşturan hareket şu temel özellikleri taşımalıdır: Cinsel amaçla yapılmalı, cinsel yönden ahlak temizliğine aykırı olmalı, kişinin vücuduna temas etmemeli, mağdurun rızası dışında gerçekleşmeli ve mağduru rahatsız etmelidir. Bu çalışmada cinsel taciz suçu, ulaşılabilen kaynaklar ve Yargıtay kararları çerçevesinde öğretideki farklı görüşler de değerlendirilerek her yönü ile incelenmek istenmiştir. 

Eski TCK’nin 421. maddesinde yer alan “söz atma ve sarkıntılık” suçuna karşılık olarak yeni TCK’nin 105. maddesinde “Cinsel Taciz suçu düzenlenmiştir. Eski Yasa kapsamında sarkıntılık sayılan ancak mağdurun vücuduna temas etmeden gerçekleşen suçlarla, söz atma suçlarının tamamı 105. madde kapsamında cinsel taciz olarak kabul edilmektedir.

Kişilerin cinsel özgürlüğünün en geniş şekilde korunması amacı ile TCK’nin “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmın, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölümünde yer alan cinsel taciz suçu esas olarak bir kişinin cinsel amaçla taciz edilmesi ile meydana gelir. Cinsel taciz suçunun düzenlendiği 105. madde iki fıkradan oluşmaktadır.

“Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında,mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.” cümlesinden oluşan ilk fıkrada suçun basit hali; “Bu fiiller, hiyerarşi veya hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.” şeklindeki ikinci fıkrada ise suçun nitelikli hali düzenlenmektedir. İkinci fıkrada, 29.05.2005 tarih ve 5377 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile bir değişiklik yapılmış ve ilk yürürlüğe girdiği tarihte fıkrada yer almayan eğitim ve öğretim ilişkisi ile aile içi ilişki de fıkraya ilave edilmiştir.

Cinsel taciz suçu öğretide ve Yargıtay kararlarında farklı şekillerde tanımlansa da tüm tanımlarda ortak olan noktalar vardır. Cinsel taciz suçu, mağdurun vücuduna temas etmeden onun rızası dışında yapılan davranışlarla gerçekleşir. Bu davranışlar mağdura yönelik olmalı ve onu rahatsız edecek nitelikte bulunmalıdır. Bu özellikleri taşıyan ahlak temizliğine aykırı olan ve cinsel amaçla yapılan her türlü davranış cinsel taciz suçunu oluşturacaktır. Madde gerekçesine göre bu hareketlerin “ahlak temizliğine aykırı” olması gerekmektedir. Öğretide “ahlak” kavramının belirsiz ve değişken olabileceğinden dolayı böyle bir açıklamanın gereksizliği yönünde eleştiriler yapılmıştır.

Yargıtay kararları incelendiğinde, cinsel taciz sayılmış hareketler arasında çoğunlukla mağdura yönelik söylenen cinsel içerikli sözlerin olduğu tespit edilmiştir. Cinsel taciz suçu, mağdurun yolda ısrarla takip edilirken veya doğrudan, ona yönelik cinsel içerikli sözlerin söylenmesi ile; telefon, mektup, e.posta veya başka bir teknolojik aletle bu tür sözlerin mağdura iletilmesi ile; ıslık çalınması, cinsel organın gösterilmesi veya başka cinsel içerik ifade eden hareketlerin yapılması ve bunlara benzer her türlü davranış ile gerçekleşebilir.

Çeşitli Yargıtay kararlarında cinsel taciz (söz atma, sarkıntılık) sayılan davranış ve sözler şunlardır: 

“Bana bir defa verecen mi?” (E.1996/1293; K: 1996/1799, 23.5.1996), “Seni öpebilir miyim?” (E.1996/2889; K: 1996/3249, 7.10.1996), “Fıstık gibisin çok hoşuma gittin, bir gece beraber olabilir miyiz?” (E.1996/2330; K: 1996/2480, 19.6.1996), “ ben annenle iki yıl yaşadım seninle de yaşayacağım.” (E.1997/2370; K: 1997/2536, 30.6.1997) “ sanığın yolda yürümekte olan mağdurenin bir süre peşini ısrarla takip ettikten sonra ona yaklaşarak “senin adın ne, niye kaçıyorsun benden” şeklinde sözler sarf etmesi,..” (E.1998/3882; K: 1998/4518, 26.11.1998), 

“5.000.000 lira vereyim seninle yatalım”(E.1999/6954;K: 2000/3008, 5.6.2000), “sanığın müştekiyi telefonla arayarak “buluşalım gözlerin çok güzel, beni öldürüyor” diyerek telefonu kapatması” (E.2000/5344; K: 2001/2746, 26.4.2001) “Sanığın kalbini göstererek “şuramda bir şey var, senden hoşlanıyorum, çok güzelsin” demesinden ibaret sözleri” (E.2001/4929; K: 2002/2466, 11.4.2002); “Bayan almaya geldim, istersen seninle de çıkabiliriz” (E.2001/3338; K: 2002/1046, 27.2.2002); “Haydi birlikte kaçalım” (E.2002/866; K: 2002/6357, 15.10.2002); “sanığın müştekinin cep telefonuna “sizinle tanışmak ve buluşmak istiyorum, sevgiler iclal” şeklinde bir kez mesaj göndermesinden ibaret eyleminin…” (E.2002/5072; K: 2003/2834, 13.5.2003); “mağdureyi bir kez telefonla arayıp “arkadaş olmak istediğini” söylemesinin…”(E.2002/4732;K: 2003/3053, 22.5.2003)3

Cinsel taciz suçunun mağduru ve faili kadın veya erkek olabilir. Evli ya da bekâr olmaları veya farklı cinsiyetten olmaları gibi her hangi bir sınırlama söz konusu değildir. Öğretideki baskın görüş, bu suçun çocuklara karşı işlenmesi halinde cinsel taciz suçunun söz konusu olmayacağı yönündedir. TCK’nin 103. maddesinde çocuğa yönelik her türlü cinsel davranış ayrı bir suç kapsamında değerlendirildiğinden, cinsel tacizin bir çocuğa karşı işlenmesi halinde “çocukların cinsel istismarı
suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.

MADDE 105– Madde metninde cinsel taciz suçu tanımlanmıştır.

Cinsel taciz, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlâli niteliği taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilebilir. Cinsel taciz, cinsel yönden, ahlâk temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesinden ibarettir. Maddenin ikinci fıkrasında cinsel taciz suçunun nitelikli hâlleri belirlenmiştir. Buna göre, hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlı tutulmuştur .” 

Maddenin ikinci fıkrasında, 29.06.2005 tarih ve 5377 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin gerekçesi ise şöyledir: “Yapılan değişiklikle, cinsel taciz suçunun eğitim ve öğretim ilişkisinden veya aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfusun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki cinsel taciz suçunun nitelikli unsurlarının gerçekleştiği durumlarda, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlı değildir 

Cinsel taciz suçuna teşebbüs mümkündür. Öğretide suçun neticesinin harekete bitişik olduğu dolayısıyla bu suça teşebbüsün mümkün olmayacağı yönünde görüşler vardır. TCK’nin 94. maddesinde düzenlenen işkence suçunu oluşturan davranışın cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi durumunda verilecek ceza ağırlaşacaktır. Bu durumda bileşik suç söz konusu olduğundan sadece işkence suçunun bu nitelikli hali için öngörülen ceza verilecektir. TCK’nin 43. maddesinin 2. fıkrasına göre, cinsel taciz suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmiş ise yine zincirleme suç söz konusu olacak ve bir ceza verilecektir. Birden fazla kişiye karşı birden fazla davranışlarla gerçekleştirilen cinsel taciz söz konusu olduğunda mağdur sayısı kadar suç oluşacak ve gerçek içtima kuralları uygulanacaktır. Cinsel taciz suçuna iştirak mümkündür. Bu suça azmettiren ya da yardım eden kişi iştirakçi olarak cezalandırılır.

Cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Bu hakkı tacize uğrayan kişi süresi içinde kullanabilir ve karar kesinleşinceye kadar vazgeçebilir. Ancak vazgeçmenin sanık tarafından kabul edilmesi gerekir. Cinsel taciz suçunun nitelikli hallerinin soruşturma ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Bu suç için görevli mahkeme, Sulh Ceza Mahkemesidir. Suçun yaptırımı, TCK’nin 105. maddesinin birinci fıkrasına göre, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adlî para cezasıdır. Suçun nitelikli hali için birinci fıkradaki ceza yarı oranında arttırılarak belirlenir. Mağdur, cinsel taciz nedeni ile işini terk etmek veya okuldan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan aşağı olmayacaktır. 


Yrd. Doç. Dr. Leyla Çakıcı Gerçek

Alıntı yapılan makalenin tamamı için: 
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Cilt: 60 Sayı: 1 Sayfa: 047-082 Yayın Tarihi: 2011

Hiç yorum yok

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.