Bir avukatın gözünden: Noldu bizim dava?


Avukat Hanım / Avukat Bey noldu bizim dava?..

Meslek hayatımızda sıkça karşılaştığımız bu sorunun tercümesi, neden bizim dava bu kadar uzun sürdü, neden hala sonuçlanmadı?'dır. Bu soruyu cevaplamak aslında sanıldığı kadar kolay değil. Cevabı iyice anlayabilmek için Türk hukuk sisteminin nasıl işlediğini / işleyemediğini bilmek gerekir.

Bir dava nasıl açılır, ne zaman sonuçlanır?


Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk hukuk sisteminde yazılı usul esastır ve tüm işlemler dilekçelerle, müzekkerelerle ve tebligatlarla gerçekleştirilir. Yani, dava açabilmek için önce bir dava dilekçesi hazırlanması gerekir. Dava dilekçesi ile birlikte hazırlanan deliller tevzi bürosuna verilerek esas numarası alınır ve (diğer usuli işlemlerin de tamamlanmasıyla) dava açılmış olur. Dava dilekçesi, davalıya tebliğ edilir. Davalının cevap süresi beklenir. Davalı cevap dilekçesini mahkemeye sunduktan sonra davacıya tebliğ edilir. Mahkeme türüne göre ikinci cevap dilekçeleri beklenmek durumunda kalınabilir. Tüm bu aşamalardan sonra duruşma günü belirlenir ve yine tebliğ edilir.

İlk duruşmadan sonra diğer duruşma günleri mahkemenin iş yüküne göre 2 ya da 3 ay sonrasına ertelenerek süreç devam eder. Tanıklar dinlenir, tanıkların biri gelmez, bir dahaki duruşmaya gelmesi beklenir ve celse atar. Bu aşamadan sonra “çoğunlukla” ilgili olsun olmasın, hakim dosyayı rapor hazırlaması için (dosyanın özetini çıkarması için) bilirkişiye gönderir. Bilirkişiler “çoğunlukla” raporları zamanında hazırlamaz ve bir kaç celse daha atar. Rapor gelir, doysa karara çıkacak diye sevinirken, hakim  kararı hazırlamamıştır (dosyayı okumamıştır) bir celse daha atar. Söylemeyi unuttum, aralarda hakim rapor alır celse atlar, hakim değişir celse atlar. En sonunda hakimi bulursunuz, şanslıysanız hakim dosyayı okumuş ve kararını vermiştir. Dosya karara çıkar. Bitmez. Gerekçeli kararın yazılması beklenir. Gerekçeli karar yazılır, tebliğ edilir. Aleyhteyse bir üst mahkemeye başvurulur, leheyse karşı taraf bir üst mahkemeye başvurur. Sonrası yine beklemek, bir üst mahkemenin karar vermesi (aylar, yıllar sürebilir) beklenir. Karar geldikten sonra duruma göre daha da üst mahkemelere başvurulur.

En basit ve ilkel anlatımı ile Türkiye’de bir dava süreci bu şekilde işlemektedir.

Peki bu kadar basit mi? Tabi ki değil...

Asıl mesele; mahkemelerin üzerindeki iş yükü, hakimlerin iş yükü, yetersiz hakim  -  savcı sayısı, yetersiz mahkeme sayısı, tecrübesiz hakim - savcılar, mutsuz personeller, okumaktan, düşünmekten, empatiden uzak tüm personeller, hukuka etki eden siyasetçilerdir (İşini hakkı ile yapan herkesi tenzih ederek ki öyle birini gördüğümde genelde mutluluktan ağlamak ya da sarılmak isterim). Yani mesele oldukça derin...

Avukat bu aşamada okur, araştırır, yazar, çizer, duruşmaları takip eder, gelir, gider, hakime-memura derdini anlatmaya çalışır, bilirkişiye itici olmamaya çalışarak raporu bir sonraki duruşmaya yetiştirip yetiştiremeyeceğini sorar. O sırada telefonu çalar noldu bizim dava? diye sorar müvekkili. Eğer o sırada avukat derin bir iç çekiyorsa bilin ki tüm bunları anlatmak isteyip anlatamamaktan, anlatsa da anlaşılamamaktan, anlaşılsa da çözüm bulamamaktan, çözüm bulsa da önemsenmemekten muzdariptir. Sevgiler.

2 yorum:

►Bir profiliniz yoksa "Yorumlama biçimi" seçeneğinden "Adı/URL" kısmına isminizi yazarak (url zorunlu değil) veya "Anonim" bölümüne tılayarak yorumunuzu yazabilirsiniz.